Bursa’da her yıl düzenlenen Bursa Uluslararası Vosvos Şenliği bu yıl Büyükorhan ilçesi Görecik Yaylası’nda start verdi. Uludağ’ın eteklerindeki etkinlikte yüzlerce vosvos tutkunu biraraya geldi. Vosvos etkinliği için 1400 kilometre öteden Artvin’den gelen Ahmet Güzelsöz, “Bizim için önemli bir etkinlik. Yolumuz uzun ama acelemiz yok.Bursa’da eğlenip Artvin’e döneceğiz” dedi.
Bursa Büyükşehir Belediyesi, Büyükorhan Belediyesi, Kültür Turizm ve Tanıtma Birliği ve Vosgarage16 grubunun girişimleri ile düzenlenen programa Türkiye’nin çeşitli illerinden Vosvos marka araçlarıyla vatandaşlar akın etti. 2 gün süren etkinlikte hem Vosvos marka araç sahipleri birbirleriyle tanışıyor, hem de Büyükorhan ilçesinin yöresel yemeklerini ve oyunlarını öğrenme şansı buluyor. Şenlikte spor aktiviteleri, otomobil etkinlikler, atölye çalışmaları, tadım etkinlikleri, hasat etkinlikleri ve bölgeyi tanıma imkanını sunan Vosgarage16 grup üyesi Mehtap Erişen, “Büyükşehir Belediyesi ile birlikte Bursa’nın Görecik yaylasında 5. Uluslararası Vosvos kampını gerçekleştiriyoruz. Türkiye’nin çeşitli illerinden Vosvos sahibi olanlar ve karavan sahiplerini ağırlıyoruz. Hep beraber keyifli vakit geçiriyoruz. Tanımadığımız insanlarla tanışıyoruz. Şehrin sıcağından uzaklaşmış oluyoruz” diye konuştu.
Diğer yandan 5. Bursa Uluslarası Vosvos şenliğine ev sahipliği yapan Büyükorhan Belediye Başkanı Ahmet Korkmaz ise, “Büyükşehir Belediyesi ve Büyükorhan Belediyesi olarak Görecik Yaylamızda yaptığımız ilk etkinlik diyebiliriz. Sadece bizlerİn değil tüm dünyanın zorlandığı pandemi, doğal afetler gibi kötü olaylar vardı. Bu alanları çok fazla kullanamadık. Şehirlerde de bayağı bunalan vatandaşlarımız vardı. Görecik Yaylamızda etkinlikler çerçevesinde kullanılan bir alanımızdı. Bugün Bursa Büyükşehir Belediyesi Garaj16 Vosvos gruplarıyla birlikte Görecik Yaylasında bir araya geldi. Bizler de en güzel Vosvos’u seçerek yarın bir ödül vereceğiz” ifadelerini kullandı.
Vosvos etkinliği için 1400 kilometre yol geldi
Etkinliği duyduğu gibi Artvin’den Bursa’ya doğru yola çıktığını belirten bir misafir ise, “3 yıldır yapılan bir etkinlik zaten. Bende sevdiğim için geldim. Konserler varmış, onlarla beraber eğleneceğiz. Yolumuz uzun ama acelemiz yok. Burada eğlendikten sonra Artvin’e döneceğiz” ifadelerini kullandı. (İHA)


Yüzlerce vosvos tutkunu biraraya geldi
MÜJDE, ULTRA ZENGİN SAYIMIZ 4208 OLMUŞ !
Türkiye’de gelir dağılımı adaletsizliği, son yıllarda belirgin bir şekilde derinleşmiş durumda. Güncel verilere göre Türkiye, Avrupa’da gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu ülke konumunda. En yüksek gelire sahip %20’lik grup, toplam gelirin yaklaşık %48’ini alırken; en düşük gelire sahip %20’lik kesim toplam gelirden yalnızca %6,4 pay alabilmekte. En zengin %10’luk kesimin geliri, en yoksul %10’luk kesimin gelirinden yaklaşık 15 kat daha fazla. Gelir dağılımı eşitliğini ölçen Gini katsayısı Türkiye’de 0,461 seviyesinde. Avrupa Birliği ortalaması 0,29
ULTRA ZENGİN SAYIMIZ SON 5 YILDA %93.5 ARTMIŞ
İngiliz gayrimenkul danışmanlık şirketi Knight Frank’ın The Wealth Report 2026 verilerine göre Türkiye’de 30 milyon dolar üzeri servete sahip kişi sayısı son 5 yılda %93.5 artmış.2174 ten 4208’e çıkmış. Milyarder sayımızın aynı dönemde 35 ten 46 ya çıkacağı öngörülüyor.
Milyonlarca insan açlık ve yoksulluk mücadele ederken, milyarderlerimizin sayısı hızla artıyor.
GELİR DAĞILIMI ADALETSİZLİĞİNİ ÖNLEME ÇABALARI YETERSİZ
Dünya Bankası verilerine göre Türkiye, gelir eşitsizliği bakımından 130 ülke arasında 28. sırada yer alarak birçok gelişmekte olan ülkeden daha kötü bir tablo sergiliyor. Bu adaletsizlik, orta sınıfın zayıflamasına ve halkın büyük bir kesiminin ( yaklaşık her 10 kişiden 6’sı ) borçlu bir şekilde yaşamını sürdürmesine neden olan sosyoekonomik bir krizin temel taşlarından biridir.
Gelir dağılımdaki adaletsizliği önlemek için devletler tarafından uygulanan en temel yöntem, maliye politikası araçlarını kullanarak geliri piyasada oluştuğu halinden (birincil dağılım) daha adil bir seviyeye (ikincil dağılım) taşımaktır.
Bu adaletsizliği önlemek için kullanılan başlıca stratejiler şunlardır:
– Yüksek gelir gruplarından daha yüksek oranda vergi alınarak, toplanan kaynağın alt gelir gruplarına aktarılmasıdır.
– Düşük gelirliler üzerindeki vergi yükünü azaltmak amacıyla asgari ücretten vergi alınmaması veya temel gıdada vergi indirimleri yapılmasıdır.
– Gelirin ötesinde, birikmiş servet üzerinden alınan vergilerle servet yoğunlaşmasının önlenmesi hedeflenir.
– Yoksulluk sınırı altındaki ailelere yönelik doğrudan nakdi transferler ve sosyal güvenlik ödemeleridir.
– Sağlık, eğitim ve barınma gibi temel hizmetlerin devlet tarafından ücretsiz veya sübvansiyonlu sunulması, alt gelir gruplarının harcamalarını azaltarak dolaylı gelir artışı sağlar.
– Asgari ücretin yaşam standartlarını karşılayacak düzeyde belirlenmesi, Gini katsayısını (eşitsizlik ölçütü) düşüren doğrudan bir araçtır.
– Eğitim ve mesleki eğitim politikalarıyla düşük nitelikli işgücünün verimliliği artırılarak daha yüksek ücret alabilmeleri sağlanır.
– İşsizliğin azaltılması, hanehalkı gelirlerini doğrudan artırarak eşitsizliği azaltan en kritik faktörlerden biridir.
– Vergi kaçakçılığının önlenmesi ve çalışanların sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınması gelir dağılımını iyileştirir.
– Eğitim ve sağlığa erişimde adaletin sağlanması, bireylerin ekonomik basamakları tırmanma şansını (sosyal mobilite) artırır.
Bu konularda bir takım çalışmalar olsa da gelir dağılımı adaletsizliğini önlemede son derece yeteresiz.
Ne yazık ki, yoksulla zengin arasındaki makas her geçen gün daha da açılıyor.
24 yılın sonunda geldiğimiz durumun özeti budur.
İlyas Erbay

