Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
16 Haziran, 2014 15:33 tarihinde yayınlandı
0

Yücel Huzur Evi’nde Neler Oluyor?

Yücel Huzur Evi Yönetimi  30.12.2013 tarihinde yüklenici firma ile işveren sözleşmesi imzalarken, bu sözleşmenin içeriği çalışan personel için tam bir kabus oldu. İşçilere imza karşılığı tebliğ edilen sözleşmede işçiler, iş ahlakına uymayan kanunsuz davranışlar sergilemekle suçlanırken, sözleşmeye göre de işten çıkarıldığında hiçbir hak talep edemiyor

Taşeron işçilik ile İş ve İşçi Sağlığı Güvenliğinin  tartışıldığı bir dönemde Karabük Yücel Huzur Evi’nde çalışan taşeron işçilere imzalattırılan belge bu kadar da olmaz dedirtti.

Karabük Yücel Huzur Evi’nde geçtiğimiz yıllarda yaşanan yönetim değişikliğinin ardından yaşanan sorunların ardı arkası kesilmezken, son yapılan uygulama ise evlere şenlik cinsinden.

Yücel Huzur Evi Yönetimi  30.12.2013 tarihinde yüklenici firma ile işveren sözleşmesi imzalarken, bu sözleşmenin içeriği çalışan personel için tam bir kabus oldu. İşçilere tebliğ edilen bu sözleşmede işçiler,  iş ahlakına uymayan kanunsuz davranışlar sergilemekle suçlanırken, sözleşmeye göre de işten çıkarıldığında hiçbir hak talep edemiyor.

Yücel Huzur Evinde çalışan tüm personele tebliğ edilen ve bu kadarda olmaz dedirten, 01.01.2014-31.12.2014 tarihleri arası belirli süreli İş Sözleşmesi şu şekilde:

“Müdürlüğümüzde 4857 sayılı iş Kanunu kapsamında ve ilgi (b) sözleşme gereğince “Özel Hizmet Alımı Personeli” olarak 01/01/2014 tarihinde göreve başlamış bulunmaktasınız. Müdürlüğümüzdeki görev tanımınız ilgi (c) yazı ile tarafınıza yapılmış olmakla birlikte, zaman zaman kurum içi toplantılarda Müdürlüğümüzde uyulması gerekli hususlar ile birlikte görevlerinizi daha itinalı ve düzgün yapmanız hususunda dikkatiniz çekilmişti.

Ancak şahsınız-Diğer Özel Hizmet alımı ile birlikte-işinizi düzgün ve doğru yapmanız hususunda müteaddit zamanlarda defalarca sözlü ve yazılı olarak uyarılmanıza rağmen çalışmalarınızda sözleşme kapsamına uymayarak gerekli özeni göstermediğiniz, çalışma arkadaşlarınız ve iş yeri personeli hakkında olumsuz söz, tutum ve davranışlarda bulunarak; iş ahlakı kuralları ile bağdaşmayan tavır ve tutum içerisine girerek sözleşme maddelerini ihlal edip huzur bozucu davranışlar sergilediğiniz kurum amirlerinin ve kurumda çalışan personellerin müdürlüğümüze değişik tarihlerde yapılan sözlü ve yazılı bildirimlerden anlaşılmaktadır. Yukarıda belirtilen durumlar ile ilgili; görev ve sorumluluklarınız çerçevesinde hareket etmeniz, işyeri çalışma barışını bozacak davranışlardan özenle kaçınmanız, ilgi (a) yasa ile ilgili (b) ve (c) yazılar çerçevesinde  hareket etmeniz, görevlerinizi eksiksiz yerine getirmeniz, verilen görevleri zamanında yapmanız, kurum içi tutum, söz ve davramışlarınızda ahlak kuralları kapsamında hareket etmeniz hususu tarafınıza son kez yazılı olarak bildirilmektedir. Bu yazılı ihtarın tarafınıza tebliğinden itibaren, yukarıda izah edilen konuların tekerrürü halinde hakkınızda adli ve idari yasal işlemlerin başlatılacağının bilinmesini; Bilgilerinize önemle rica ederim.”

 

 

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay