Kardemir Karabükspor Teknik Direktörü Yılmaz Vural: “Ben oyuncunun eşi ya da kız arkadaşı değilim. Herkes bizim istediklerimizi yapmak zorunda. İtirazla Sarı Kart yiyen oyuncu beni başına bela eder. Kazanmak zorunda olduğumuz maçlar var”
Kardemir Karabükspor Teknik Direktörü Yılmaz Vural, anlamsız sarı kart gören oyuncularını uyararak, “İtirazdan dolayı kart gören oyuncu beni başına bela eder. Ben oyuncunun eşi ya da kız arkadaşı değilim. Herkes bizim istediklerimizi yapmak zorunda” dedi.
Kulüp idari binasında gazetecilerle haftalık basın toplantısı yapan Karabükspor Teknik Direktörü Yılmaz Vural, geçen hafta göreve geldiklerini ve kısa süre içinde takımı adapte etmeye çalıştıklarını belirterek, “Trabzonspor maçını kaybetmemize rağmen oyuncuların güvenini kazandık. Kaybetmemize rağmen oyuncuların moralleri yüksekti” diye konuştu.
Vural, düzenlediği basın toplantısında, kaybettikleri Trabzonspor maçına ilişkin yapılan hataları anlattı ve maçta gelişen önemli pozisyonları tek tek aktararak şansızlık yaşadıklarını söyledi.
Takımın puan durumunun çok kötü olduğunu ancak bu durumdan çıkmak için caba serf ettiklerini belirten Yılmaz Vural, “4 maçta 7 puan planlamıştık. Kolay değil. İstatistikler ortada. 21 maçta 4 maç kazanmış takım var. Kalan maçlarımızdan 7 galibiyet almamız lazım. Bunu başaracak kalite var takımda. Kardemir Karabükspor’un bulunduğu durum, hak ettiği durum değil. Oynadığı oyuna bakan herkes bu takımın ligde kalması gerektiğini bize iletiyor. Trabzonspor maçını lehimize bitiremedik ama oyuncularımın kendilerine güveni geldi ve kaybedilmesine rağmen moralli olmaları ileriye dönük yeşil ışık yaktı” şeklinde konuştu.
“HAKEMİN DAVRANIŞI DEĞİŞTİ”
Kardemir Karabükspor’un oynadığı her takımı yenecek kalitesinin bulunduğuna dikkat çeken Vural, “Küçük hatalarla maç kaybetmeye tahammülümüz yok. Murat’ın bir faulde yerde fazla yatması ve bu durum karşısında Trabzonspor taraftarının inanılmaz bir tepkisi oldu. Dolayısıyla hakemin de o dakikadan sonra verdiği kararlarda kendilerine davranışları değişti” ifadelerini kullandı.
“GEREKSİZ SARI KARTTA OYUNCU BENİ BAŞINA BELA EDER”
“İtiraz ederek sarı kart görmeyeceksiniz. Gördüğünüz kartın bir anlamı olması lazım” diyen Vural, şunları söyledi:
“Oyun gereği yapılmış her sarı kart başımızın üstünde. Hatta kırmızı kart da dahil. Ama oyun dışı olanlar cezaya tabi olacak. İnsan yönetirken hep ödüllü yönetilmiyor. İtirazla oyuncu sarı kart görürse beni başına bela alır. Adam gibi görecek, itiraz etmeyecek. Adam gibi oyununu oynayacak. Bunu da kendilerine söyledim. Aramızda anlaşma var.”
“BENİM DEDİĞİMİ YAPMAK ZORUNDASIN”
Oyuncularının hiçbir şeyden etkilemeden çıkıp oyun oynamasını ve kendisini göstermesini istediğini, bugün yapılan antrenmanda oyuncusu Viola’ya biraz yüksek sesle konuştuğunu ve oyuncunun da kırıldığını aktaran Vural, “Ben oyuncunun eşi ya da kız arkadaşı değilim. Kimsenin kimseye kızma hakkı yok. Senin kapris yapacağın yer başka yerlerdir, onlara yapacaksın. Oyuncu iki saatlik çalışma içinde bizi dinlemek, istediklerimizi yapmak zorunda. Olumsuzlukta ben gidiyorsam burada benim dediğim olacak, senin değil. Sonuç olarak sorumluluk bende. Hiçbir oyuncu gitti mi buradan. Kafkas buradan gitti. Çünkü Türkiye liglerinde en büyük sorun antrenör oyuncu ilişkilerinde maalesef, antrenör takımı kurmak kolay olmuyor. Ülkede futbol sisteminin getirdiği en büyük sıkıntıdır bu” açıklamasında bulundu.
GAZİANTEPSPOR MAÇI
Kazanmak zorunda oldukları önemli maçları olduğunu da vurgulayan Yılmaz Vural, “Önümüzde çok önemli Gaziantepspor, Akhisar Belediyespor ve Torku Konyaspor maçlarımız var. Bu takımlar bizim rakibimiz. Bu takımları yendiğimizde sıkıntıya düşecekler. Trabzonspor karşısındaki oyunun üstüne katarak bu maçlara çıkarsak kazanırız. Her şey çok güzel, bir tek sonuca ihtiyacımız var. Hep birlikte bu takımın ligde kalması adına elimizden gelen her şeyi yapacağız. Oynamayan oyuncularımıza da teşvik verilecek. Takımdaki değişikliği oyuncularım aldı. Gaziantepspor’un son 3 maçını izledik. Ne yapabileceğini biliyoruz. Çift antrenmanla çalışmalarımızı ona göre yapıyoruz. Kaybetme lüksümüz yok” ifadelerini kullandı.


Yılmaz Vural’dan Futbolculara Sert Uyarı
Bolu’da özel öğrenciler atık yağlardan sabun yapmayı öğrendi
Bolu’da atık yağları geri dönüştürerek doğal sabun üreten meslek lisesi öğrencileri, özel eğitim gören öğrencilerle atölye çalışmasında bir araya geldi. Kalıplara birlikte sabun döken öğrenciler, hem sıfır atık bilinci kazandı hem de üretmenin mutluluğunu paylaştı.
Bolu İzzet Baysal Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Maarifin Kalbinde Marifetli Gençlik” teması doğrultusunda örnek bir projeye imza attı. “Atık Yağlar Geleceğe Değer Katıyor” projesi kapsamında il genelindeki kurumlardan toplanan atık yağlar, okulun kimya laboratuvarında işlenerek zeytinyağlı, bıttım, pirinçli, tarçınlı, portakallı, zerdeçallı ve güllü gibi tamamen doğal sabunlara dönüştürülüyor. Üretimde kullanılan ahşap kalıplar ise yine okulun mobilya atölyesindeki öğrenciler tarafından özenle hazırlanıyor.
İl Milli Eğitim Müdürlüğü koordinesinde yürütülen proje kapsamında meslek liseli gençler, Emine Mehmet Baysal Özel Eğitim Uygulama Okulu’nu ziyaret etti. Kimya Öğretmeni Sibel Çobanoğlu öncülüğünde gerçekleştirilen etkinlikte, özel öğrenciler hazırlanan doğal sabun karışımlarını ağabeyleri ve ablalarıyla birlikte kalıplara döktü. Renkli anlara sahne olan etkinlikte özel öğrencilerin mutluluğu yüzlerinden okunurken, Bolu İl Milli Eğitim Müdürü Cemal Turan da atölye çalışmalarını yerinde inceleyerek, öğrencilerle yakından ilgilendi.
“İl genelindeki tüm kurumlardan atık yağları topladık”
Projenin eğitim ve farkındalık boyutuna dikkat çeken Kimya Öğretmeni Sibel Çobanoğlu, il genelindeki atık yağları topladıklarını vurgulayarak, “Milli Eğitim Bakanlığımızın ’Maarifin Kalbinde Marifetli Gençler’ temasıyla çıktığımız bu yolda bugün olduğu gibi özel eğitim okuluna geldik. Bunun dışında anaokulu, ilkokul ve ortaokullarda da çalışmalar yaptık ve yaklaşık 350 öğrenciye dokunabildik. Bunu yaparken okulumuzda iki yıldır yürüttüğümüz ‘Atık Yağlar Geleceğe Değer Katıyor’ adlı kampanyamız vardı. Bu doğrultuda yaklaşık 350 öğrenciye ulaştık. Okullarına gittik, özel eğitim kurumlarını bugün olduğu gibi okulumuza davet ettik ve atölye çalışmaları yaptık. Ayrıca il genelindeki tüm kurumlardan atık yağları topladık ve bunları değerlendiriyoruz. Amacımız, sıfır atık kapsamında gelecek nesillere gençlerimizin neler bırakabileceğini göstermek” dedi.
“Doğal ve kaliteli sabunlar elde ediyoruz”
Üretim aşamasında “soğuk proses” yöntemini kullandıklarını ifade eden Çobanoğlu, piyasadaki ürünlerin aksine doğal ve kaliteli sabunlar elde ettiklerini belirterek, “Atık yağları topladıktan sonra önce süzüyoruz. Daha sonra sabun yapımında kullanılan kostik maddesiyle belirli bir formülasyon oluşturarak içine esans, parfüm ve değerli yağlar ekleyip sabun üretiyoruz. Bu sabunlar soğuk proses yöntemiyle yapılıyor. Yani piyasadaki ürünler gibi değil, gliserini içinde kalan, doğal ve kaliteli sabunlar elde ediyoruz. Karışımı kalıba döktükten sonra çırpma ve sabunlaşma işlemlerinin ardından yaklaşık üç haftalık bir bekleme süresi oluyor. Çünkü ilk aşamada pH değeri oldukça bazik oluyor ve cilde zarar verebiliyor. Üç hafta sonunda ise kullanıma hazır hale geliyor” diye konuştu.
“Anneler evlerindeki atık yağlardan Arap sabunu da yapabilirler”
Evdeki atık yağların değerlendirilmesi konusunda annelere de seslenen Çobanoğlu, “Annelerle de atölye çalışmaları yapılabilir. Ayrıca anneler, gerekli önlemleri alarak evlerindeki atık yağlardan Arap sabunu da yapabilirler. Sabun üretilebilir ancak burada belirli bir formülasyon ve iş güvenliği kuralları var. Bu süreç yemek pişirmek gibi değil, belirli oranlar ve kimyasal hesaplamalar gerektiriyor. Kurallara uyulduğu takdirde güvenli şekilde yapılabilir” ifadelerini kullandı.
“Amacımız, bu çalışmaları daha geniş kitlelere yayabilmek”
Pandemi döneminde bir kimya mühendisinden esinlenerek başladığı bu yolculukta hedeflerinin daha geniş kitlelere yayılmak olduğunu ifade eden Çobanoğlu, “Pandemi sırasında bir kimya mühendisinin atık yağlardan Arap sabunu yaptığını görmüştüm. Açıkçası oradan esinlendim. Ayrıca çocuklara uygulamalı olarak neler yaptırabileceğimi düşündüm ve bu yola çıktık. Şu ana kadar 350’den fazla kişiye ulaştık. Amacımız, bu çalışmaları daha geniş kitlelere yayabilmek” dedi.


