Yerel seçimlerdeki gündem ilişkileri veri üzerinden değerlendirilecek - Karabük Haber Postası
yerel secimlerdeki gundem iliskileri veri uzerinden degerlendirilecek zGvcujdI jpg
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
05 Temmuz, 2024 00:30 tarihinde yayınlandı
0
0

Yerel seçimlerdeki gündem ilişkileri veri üzerinden değerlendirilecek

Bartın Üniversitesinin (BARÜ) TÜBİTAK tarafından desteklenen projesiyle 2024 İstanbul Yerel Seçimleri ele alınarak farklı platformlardan çevrim içi paylaşılan bir milyondan fazla veri üzerinden karşılaştırmalı bir değerlendirmeye gidilecek.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) İletişim Koordinatörlüğünden Öğr. Gör. Dr. Mehmet Ceylan’ın yürütücülüğünü yaptığı proje TÜBİTAK 1002 – Hızlı Destek Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Stanford Üniversitesinin yayınladığı “Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları” listesinde yer alan BARÜ Fen Fakültesi Bilgisayar Teknolojisi ve Bilişim Sistemleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ramazan Yılmaz’ın danışmanlığını yaptığı projede Arş. Gör. Rumeysa Erdoğan ile Öğr. Gör. Burak Ceylan da çalışmalarıyla katkı sunacak.

“Türkiye’de Sosyal Medyanın Yükselişi: 2024 İstanbul Yerel Seçimlerinde X’in Ana Akım Medya Gündemiyle İlişkisi” başlıklı proje ile 31 Mart 2024 tarihinde yapılan seçimlere odaklanılacak. İstanbul’daki seçimler üzerine temellendirilecek çalışmada Türkiye’nin en çok ziyaret edilen çevrim içi haber kuruluşları ile favori sosyal medya platformları arasında yer alan X’teki veriler karşılaştırmalı olarak incelenecek. Yapay zekâ (AI) ve makine öğrenimi gibi ileri analitik işlemlerin kullanılacağı projede karar alma ve kamuoyu oluşturma süreçlerinde etkili bir araç olan ‘gündem belirleme’ ilişkilerine bakılacak.

Proje hakkında bilgiler veren Dr. Ceylan, olay ve olguları anlamlandırmada büyük veriye erişimin, veri yönetiminin ve sonrasında veriye dayalı kararlar almanın önemine değinerek “Özellikle koronavirüs salgın dönemiyle dijitalleşme sürecinin ve veri temelli stratejilerin önemi bir kez daha ortaya çıkmıştır. Her ne kadar veriye erişim bazı riskleri içerse de politika oluşturma sürecinde önemli bir araç olarak değeri her geçen gün artmaktadır. Siyasal iletişim çerçevesinde yapacağımız çalışmalar ile kullanacağımız teorinin işlevselliğini ortaya koyarak bilim dünyasına katkı sunmanın yanı sıra; politika yapıcılara da rehberlik edebilecek çıktılar sunmayı hedefliyoruz. Bu düşüncelerle her an yanımızda olan ve bizlere destek vererek daha iyiye ulaşmamız için teşvik eden Rektörümüz Prof. Dr. Sayın Orhan Uzun’a teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.

BARÜ’nün tüm bileşenleriyle birlikte ‘Üreten Üniversite’ anlayışına katkı sunmaya devam ettiğini ifade eden Rektör Uzun ise “Üniversite olarak farklı disiplinlerde yaptığımız çalışmalarla ülkemizin bilim ve teknoloji temelli kalkınmasına katkı sunuyoruz. Proje kültürünün tüm bileşenlerimiz için bir pratiğe dönüşmesi için yoğun çalışmalar yürütüyor, desteklenen projelerimizin sayısının her geçen gün artmasıyla birlikte gelecek adına daha motive oluyoruz. Bu doğrultuda sosyal bilimler alanında hayata geçirilecek projede emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Ayrıca çalışmalarımızı yakından takip ederek bizlere destek veren YÖK Başkanımız Prof. Dr. Sayın Erol Özvar’a, YÖK üyelerimize ve bilim temelli kalkınma anlayışıyla bizleri teşvik eden TÜBİTAK Başkanımız Prof. Dr. Sayın Hasan Mandal’a teşekkürlerimi sunuyorum” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
ILHAN ALPBOGA
İlhan Alpboğa Avatarı
İlhan Alpboğa
03 Mayıs, 2026 12:31 tarihinde yayınlandı
0
0

GÖRDÜK-İŞİTTİK-SÖYLÜYORUZ

Deprem Gerçeği

Ülkemizde irili ufaklı depremler meydana geliyor.

Binlerce insanımızı molozların altında bıraktığımız bu depremler sonrasında hep aynı şeyleri konuşur olduk.

Belirli bir süre sonrasında her şeyi unuttuk. Tedbiri de tabi ki.

Yıllardır Karabük’te olası bir deprem halinde hazırlığımızın olup olmadığını yazar, çizeriz şu ana kadar kendisini yetkili gören bir makamdan beklediğimiz cevabı alamadık.

Sadece Allah korusun diyoruz.

1944 Çerkeş depremi Karabük’te de ciddi derecek etkilenmiş, köylerde can kaybına mal olmayan yıkımlar olmuştur.

Karabük yıllarca inşaat ruhsatları verilirken 2. Dereceye kadar verilmiş, sonrasında tehlikeli, bir fay hattınızı üzerinde olduğumuz anlaşılınca ruhsat işlemleri değiştirilmiştir.

Bilimsel ve teknik raporlara göre;

“Karabük’ün sismik durumu, büyük ölçüde Kuzey Anadolu Fay Hattı ile belirlenir. Dünyanın en aktif ve hızlı hareket eden sağ yanlı faylarından biridir. Kuzey Anadolu Fay Hattı Karabük il sınırının güneyinden geçer. Bu fay hattı, Karabük il sınırının hemen güneyinden geçer. Eskipazar ve Ovacık ilçeleri, Kuzey Anadolu Fay Hattı’na oldukça yakın konumdadır. Gerede-Bolu bölümü ya da Çerkeş-Kurşunlu bölümü parçalardır. Kuzey Anadolu Fay Hattı parçalarında 7 büyüklüğünde deprem olabilir. Ya da daha büyük bir deprem olur. 7 ve üzeri büyüklükteki bir deprem, Karabük genelinde büyük yıkıma yol açabilir. Yerbilimciler fayın tarih boyunca yaptığı depremleri inceler. 1944 Gerede Depremi gibi büyük tarihsel depremler incelenerek örnek alınmaktadır. Ve yerbilimciler bölgenin risk potansiyelini hesaplar. Örnek alınan depremlerle çalışırlar.

KAF’ın yanında Karabük ve çevresinde kırıklar da vardır. “Karabük Fayı” ya da “Safranbolu Fayı” adıyla bilinen kırıklar vardır. Daha kısa ama yerel ölçekte etkili olabilen tali kırıklar da var. Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’nün haritası vardır. Diri Fay Haritası’nda yer alan kırıklar potansiyel deprem kaynaklarıdır. Karabük deprem riski sadece ana fayla ilişkili değildir. Risk sadece ana fay hattının kırılmasıyla değil, yerel fayların tetiklenmesiyle de ilişkilidir.” Deniyor.

Ve;

“Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın ana koluna en yakın ilçe olan Eskipazar, sismik açıdan en riskli bölgedir. Yenice ilçesi, içinden geçen fay hatları ve heyelan riskiyle dikkat çeker. Ve derin vadilerden kaynaklanan heyelan tehlikesiyle dikkat çeker. Merkez ilçe, nüfus ve sanayi yoğunluğu nedeniyle en yüksek kayıp riskini taşıyan bölgedir. Safranbolu ise ayrı bir risk grubundadır.”

Hem Yerel yönetimler, hem de Çevre Şehircilik Bakanlığı yerel birimleri iş birliği ile konuyu gündemde tutmalı, riskli binaları tespit etmeli. Sadece resmi binaların dönüştürülmesi yetersizdir.

Bu arada olası bir deprem halinde sanayi tesislerinin özellikle Kardemir’in de bu konulardaki planlaması önemlidir.

Riskli alan yoğun yerleşim yaşam alanlarıdır.

Allah Korusun denek yetmez.

Tedbir de lazım değil mi?

 

Hadi Hayırlısı

Sosyal medyaya bakıyoruz

Aman Allahım?

Kıyamet kopuyor.

Karabük’ün eniştesi Emniyet Genel Müdürü olmuş.

İlk sivil Milli Savunma Bakanlığı müsteşarı da olan yeni genel müdür Fidan’ın eşi bir Prof. Ve Ovacık İlçemizin Dudaş köyünden.

Hayırlı oldun.

İnşallah artık Emniyet Genel Müdürlüğü literatüründen Karabük’ün sürgün yeri gerçeği silinir.

 

 

Tiyatro bitiyor mu?

Daha başlarken senaristleri ve yönetmenleri belli ve ülkemizi bölmeye yönelik bir tiyatro oyunu olduğunu söylemişti.

TBMM de usul ve teamüllere aykırı olarak dayatma ile kurulan güya TBMM ve devletin projesi olarak dayatılan sözde kardeşlik(!) tiyatrosunda silahların yakılması perdesinin oyuncusu 30 terörist inlerine dönmüş, sözde müttefiklerimizin verdiği yeni silahlarla görevlerinin başındalarmış.

Bunu söyleyen bebek katilinin Beka Vadisi’ndeki sözde komutanı.

Şımarıklıkla ne isteyeceklerini şaşıran katil seviciler de sürecin duraksadığını açıklamış.

Milletin durdurmak için beklediği sürecin buraya kadar gelmesine önderlik edenlerde her hal de seçimi bekleyecekler gibi duruyor.

 

 

Sosyal medyada gördük hoşumuza gitti.

Alıntı Gürse Bilsel’den.

Allah’ın akıl verdiği, muhakeme yeteneği verdiği, konuşma yeteneği verdiği koca koca ünvanlı adamcıkların varlıklarının ve şak-şaklarının gürültüsü arasında denk düştü.

Buyurun tekrar tekrar okuyun efendim.

Okuyun ve etrafınıza dikkatli bakın;

“Karacıların komutanı tatbikat sırasında bir asker çağırmış. Asker:

-“Emret komutanım” diyerek yanına gitmiş.

Komutanı yere yatmasını istemiş. Daha sonra da bir tanka askerin üzerinden geçmesi için emir vermiş. Asker kılını bile kıpırdatmadan yattığı yerde beklemiş ve malumunuz ezilmiş. Komutan diğerlerine dönerek:

 

-“İşte cesaret” demiş.

Havacıların komutanı bir asker çağırmış. Asker:

 

-“Emret komutanım” diyerek komutanının yanına gitmiş.

Komutanı helikoptere binmesini emretmiş. Asker helikoptere binmiş ve havalanmış. Daha sonra komutanı askere aşağıya paraşütsüz atlamasını emretmiş, asker de emre itaat etmiş ve atlamış. Yere çakılmış ve can vermiş. Komutan da diğerlerine dönerek:

 

-“İşte cesaret” demiş.

Sıra gelmiş denizci komutana. Denizci komutan askerini çağırmış. Asker çakı gibi hazırola geçmiş ve;

-“Emret komutanım” demiş. Komutan;

 

-“Derhal denize atla ve 10 dakika yüzeye çıkma” demiş.

Asker;

-“Hadi lan” demiş. Komutan diğer komutanlara dönerek:

-“İşte asıl cesaret bu” demiş.

….

Asıl cesaret ülkede yaşananlara, zulümlere, zamlara, yolsuzluklara, haksızlıklara katlanarak yavaş yavaş ölüp yok olmak değil, halkın düzenini bozup, kendi düzenini sağlayanlara “HADİ LAN” diyebilmektir”

Değil mi?