Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
19 Kasım, 2019 12:44 tarihinde yayınlandı
0

YEREL MEDYA HIZLA KAN KAYBEDİYOR

Karabük Gazeteciler Cemiyetinin de üyesi olduğu Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu’nun 19. Başkanlar Kurulu Toplantısı, 15-17 Kasım 2019 tarihleri arasında Aydın’da gerçekleştirildi. toplantıda, icra iflas ilanlarının tekrar gazetelerde yayınlanması, basın meslek yasasının acilen çıkması, internet yayıncılığı konusunda gerekli düzenlemelerin yapılmasına ilişkin konular masaya yatırıldı

Aydın Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti  ev sahipliğinde gerçekleşen ve 8 gazeteciler federasyonu ile 80 gazeteciler cemiyeti başkanı ve temsilcisinin katıldığı toplantıdan sonra açıklanan Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu’nun 19. Başkanlar Kurulu Sonuç Bildirgesi’nde şu görüşlere yer verildi:

“Ülkemiz medya sektöründe 2019 yılının ikinci yarısında yaşanan gelişmelere baktığımızda, basın özgürlüğünden işten çıkarmalara, mesleki standartlardan basın ilanlarına kadar bir dizi sorunun devam ettiği görülmektedir. Bu nedenle Türkiye genelindeki binlerce yerel gazete, televizyon, radyo ve internet sitesi ile bu medya kuruluşlarındaki on binlerce basın çalışanı adına ivedilikle çözülmesi gereken sorunlarımızı kamuoyunun bilgisine sunmak isteriz:

İCRA VE İFLAS İLANLARI YEREL GAZETELERDE YAYINLANMALI
Yargı Reformu 2. Paketi’nde, icra ve iflas ilanlarının gazetelerdeki yayınının kaldırılması yönündeki düzenlemeyi kaygı ile izlemekteyiz. Bu durumun gerçekleşmesi halinde, yaygın-yerel ayırımına gidilmeksizin gazetelerin yarıdan fazlasının kapısına kilit vurulacak, binlerce gazeteci işsiz kalacaktır.
Oysa; icra-iflas ilanları ve diğer tüm resmi ilan gelirlerinin tamamı devlete gelir vergisi, kurumlar vergisi, KDV,  BİK komisyonu, SGK kesintisi, stopaj vergisi ve diğer vergiler yolu ile geri dönmekte, üstüne haberleşme işlevi yerine getirilmekte, istihdam oluşturulmaktadır.
Beklentimiz; 2. Yargı Paketi’nde icra-iflas ilanlarının gazetelerde yayınlanmasını sonlandıracak düzenlemeden vazgeçilmesidir.
Önerimiz; Kamu İhale Mevzuatı’nda olduğu gibi eşik değerler sistemi getirilerek, “belirsiz alanların” ortadan kaldırılması, 15 bin liranın altındaki satışların tahtada ve elektronik ortamda ilanı, 15 bin ila 750 bin lira arasındaki satışlara dair ilanların yerel, 750 bin liranın üzerindeki satışların ise 50 binin üzerinde tiraja sahip yaygın gazetelerde yayınlanması yönünde değişiklik yapılmasıdır.

BASIN MESLEK YASASI ACİLEN ÇIKARILMALI
Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu olarak yıllardır ısrarla vurguladığımız gibi; Gazetecilik/habercilik sektörü, kendine özgü bir basın meslek yasasına sahip değildir. Sektörümüzdeki en büyük sorun, Türk basınının, gazetecilik mesleğini ve bu mesleği kimlerin yapabileceğini düzenleyen ‘Gazetecilik Meslek Yasası’na sahip olmamasıdır. Gazetecilik Meslek Yasası, teknolojik gelişmeler ve internet haberciliği de göz önüne alınarak günümüz koşullarına uygun olarak zaman geçirilmeden çıkarılmalıdır.

MEDYA KAN KAYBEDİYOR
Medya sektöründe 2019 yılının ikinci yarısında yaşanan en önemli gelişme, yoğun işten çıkarmalar ve kapanan medya kurumlarıdır. Son dönemde ulusal medyada, gerek ekonomik sorunlar gerekse yeniden yapılanma gibi gerekçelerle yoğunlaşan personel kıyımı endişe verici boyutlara ulaşmıştır.
Öte yandan, medya sektöründeki ekonomik sıkıntı özellikle yerel medya kuruluşlarında etkisini ağır bir biçimde göstermektedir. Samsun’dan Bursa’ya, Sinop’tan Kocaeli’ne kadar birçok ilimizde yerel medya kurumları kapanmaktadır. Son bir yıl içinde artan girdi fiyatları yüzünden kapanan yerel gazete ile televizyon sayısı 200’ü bulmuştur.
Bu olumsuz sürece mutlaka müdahale edilerek yerel basın desteklenmelidir.

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ
Bilindiği gibi; Gazetecilik mesleğini de ilgilendiren Yargı Reformu Strateji Belgesi’nin ilk yasa değişikliği paketi TBMM’de kabul edilerek yasalaştı. Bu durum bazı davalarda tutuklu yargılamalara son verilmesi yönünde olumlu kararlar alınmasını sağlarken, umudumuz; gazetecilik mesleğini suç olarak değerlendirmeyecek şekilde yargıda karar birliğinin sağlanmasıdır.
Çünkü; meslektaşlarımızın öncelikli sorunu, darbe dönemlerinden bu yana değişmeyen Türk Ceza Kanunu’nda ve bazı kanun ile yönetmeliklerde yer alan basın özgürlüğünü kısıtlayıcı maddelerdir. İfade ve basın özgürlüğü konusunda mevzuattan ve uygulamadan kaynaklanan sorunlar yaşanmaktadır.
Unutulmamalıdır ki; ifade ve basın özgürlüğü demokrasinin olmazsa olmazıdır. Halkın haber alma hürriyetinin işlerliği için, basın ve ifade özgürlüğü temel gerekliliktir.
Bu nedenle, ülkemizde gerçek anlamda basın özgürlüğünün sağlanmasını bekliyor, toplumun tüm kesimlerinin katılımıyla bu önemli sorunun çözümlenmesini istiyoruz.

İNTERNET YAYINCILIĞI
Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu olarak üzerinde önemle durmaya devam ettiğimiz bir diğer konu, internet haber yayıncılığıdır. Teknolojinin hızla ilerlemesi ve internet ağının hemen hemen her noktaya ulaşması ile birlikte, dünyada olduğu gibi ülkemizde de internet haberciliği büyük bir gelişim göstermiştir. Sektörde istihdam sağlayan gazete ve televizyonlarla eşdeğer habercilik yapan kurumsal internet haber sitelerinin yanında, internet deyimiyle “kopyala yapıştır” kolaycılığından öteye gitmeyen haber siteleri yer almaktadır. Bu kapsamda internet medyasının gerek yayıncılık, gerekse devlet destekleri konusunda düzenlemeye ihtiyacı vardır. İstihdam sağlayan, gerçek anlamda habercilik yapan ve kurumsallaşan internet haber siteleri desteklenmelidir. Bu kurumlarda habercilik yapan meslektaşlarımız da, yeni düzenleme yapılarak gazeteci sayılmalıdır.

BASIN KARTI KOMİSYONU
Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu olarak bir kez daha dikkat çekmek isteriz ki; Basın Kartları Komisyonu’nun yapısını anti-demokratik hale getiren yönetmelik değişikliği, dünyaca benimsenmiş sarı rengi turkuaza döndürülen basın kartı konusunda olumsuz bir adımdır. Uzun süre sonra toplanan seçilmişler yerine atanmışlardan oluşan komisyon ilk kez ya da yenilenmiş basın kartı almayı bekleyen çok sayıda meslektaşımıza  hak ettikleri kartı vermemiştir. Sürekli basın kartı ve normal basın kartı sahiplerinin bir bölümüne de yenilenen kartları gönderilmemiştir. Bu uygulamadaki kriterler ve gecikmenin veya verilmeyişinin nedenleri merak edilmektedir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin