ZONGULDAK TOBB’un 81 ile 81 Akademik danışman projesi kapsamında düzenlenen Yerel Kalkınma Sinerji Toplantısı Zonguldak Ticaret ve Sanayi ev sahipliğinde Dedeman Otelde gerçekleşti.
Toplantıya Kalkınma Bakanlığı Planlama Uzmanı Neslihan Başer, TOBB Eğitim ve Kalite Müdürü Halit Sait Güler, BAKKA Genel Sekreter Vekili Mustafa Arslan, Zonguldak TSO Genel Sekreteri Renda Okay, Zonguldak İl ve İlçe odaları Akademik Danışmanı Yrd. Doç. Dr. Ferdi Kesikoğlu, Karadeniz Ereğli TSO Genel Sekreteri Gündüz Acar, Alaplı TSO Genel Sekreteri Taner Arslan, Bartın TSO Genel Sekreteri Mustafa Soyal, Bartın İl ve İlçe odaları Akademik Danışmanı Yrd. Doç. Dr. Melih Başkol, Karabük TSO Genel Sekreteri Cem Biçen, Karabük İl ve İlçe odaları Akademik Danışmanı Yrd. Doç. Dr. İsmail Şahin, Safranbolu TSO Genel Sekreteri Ömer Tüfekçi, Devrek Bülent Ecevit Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Müdürü Yard. Doç. Dr. Sefa Kocabaş, Devrek TSO Oda Sicil Memuru Murat Akar, Çaycuma TSO Genel Sekreter Yardımcısı Recep Akar, BAKKA Uzmanı Ümran Öztürk, BAKKA Karabük Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü Sakin Eren, Karadeniz Ereğli KOSGEB Temsilcisi Kubilay Arslangörür, TEPAV Araştırmacı Yakup Peker, BAKKA Uzmanı Osman Kalecik, TEPAV Araştırmacı Aycan Kulaksız, Bartın OSB Müdürü Oğuzhan Kasapoğlu katıldı.
Toplantının öğleden önceki oturumunda TOBB’un “TOBB ve TEPAV Ne Yapar?” ve “81 İle 81 Akademik Danışman Projesi Nedir?” adlı sunumları gerçekleşti. Ardından sırasıyla Zonguldak, Karabük ve Bartın Akademik Danışmanları illerine ait sunumları gerçekleştirdiler. Öğleden sonra gerçekleşen oturumda Kalkınma Ajansı & İl Yatırım Destek Ofisi Sunumları ve Üniversite Temsilcileri Konuşmaları gerçekleşti. Son bölümde ise Oda/Borsa Genel Sekreterlerinin öneri ve talepleri dinlendikten sonra toplantı sona erdi.


Yerel Kalkınma Sinerji Toplantısı Düzenlendi
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


