Reklam
Reklam

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Erbakan: “Faizden kurtulmanın yolu borçlanmanın önlenmesidir”

Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
23 Haziran, 2023 10:05 tarihinde yayınlandı
0

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun politika faizini 6,5 baz puan artırmasını değerlendiren Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Dr. Fatih Erbakan, borçlanmayı önlemenin faizden kurtulmayı sağlayacağını söyledi.

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, Hafize Gaye Erkan başkanlığında ilk kez toplandı. Kurul, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 8,5’ten yüzde 15 düzeyine yükseltilmesine karar verdi.

Bir takım ziyaretler için Karabük’e gelen Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, faiz artırımını değerlendirdi.
Erbakan, “Politika faizinin arttırıldığı haberini burada Karabük’te aldık. Tabii bu politika faizinin arttırılması veya indirilmesinden ziyade faizden kurtulmanın yolu borçlanmanın önlenmesidir. Bunu Yeniden Refah Partisi olarak uzun zaman ifade ediyoruz. Devletin kamunun borçlanmasının önlenmesi için tek bütçenin gerçekleştirilmesi hem yerel yönetimlerde merkezi hükümettir. Aynı zamanda milli kaynak paketleriyle kaynak üretilmesi son derece önemli. Vatandaşın borçlanmasının önüne geçmek için de alım gücünün arttırılması. Yani refah seviyesinin, alım gücünün, gelir düzeyinin arttırılması böylece krediye, bankaya, borca ihtiyaç duymayacak bir hale getirilmesi” dedi.
“Tabii özel sektörün borçlanmasının önüne geçmenin yolu da yine özel sektöre yapılacak teşvikler, hibeler, enerji maliyet azaltılması, vergilerin düşürülmesi ve böylece hem üreticinin, özel sektörün hem de aynı zamanda vatandaşların ve devletin, kamunun borçlanmasının önüne geçilmesi önemli” diyen Erbakan, “Bunu her zaman ifade ediyoruz. Bunun örneği 54. hükümette merhum Erbakan Hoca’mızın, başbakanlığına da gerçekleştirildi. Orada denk bütçe ve havuz sistemiyle yani kamutek hesabıyla devletin borçlanması durduruldu. Borçlanma olmaması demek faizden de kurtulmak demektir. Bunu burada bir kez daha ifade ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Faiz kararının açıklamasının ardından kurdaki yükselişi de değerlendiren Erbakan, “Faizin artmasını engellemek için de mutlaka yine borç, faiz ekonomisinden kurtulmak. Üretim ve ihracat ekonomisine geçmek lazım. Dövizin bu şekilde artmasının en önemli sebebi, 12 aylık bir sürede geri ödenmesi gereken dış borç miktarının 200 milyar dolara ulaşması ve cari açığın da yıllık 50 milyar dolar seviyesine ulaşması. Dolayısıyla bu geri ödenmesi gereken dış borç vadesi gelmiş. 12 ay içerisinde ve bir yılda finanse etmeniz gereken cari açık, toplamda iki yüz elli milyar dolar oluyor. 250 milyar doları yıllık olarak bulmanız lazım 12 ayda. Bu vadesi gelen borcu ödemeniz finanse etmeniz lazım. 250 milyar dolar yıllık demek, ayda 20 milyar dolar demektir. Neredeyse her bir gün bir milyar dolara yakın bir döviz ihtiyacı içinde olmanız demektir. Dövize olan bu yüksek taleple döviz kurlarının sürekli olarak artmasına yol açıyor. Asıl sebep olarak bu” diye konuştu.
Dış borcun ortadan kaldırılmasının üretimle, ihracatın artırılması, özellikle de katma değerli ihracatın gerçekleştirilmesiyle gerçekleşeceğini aktaran Erbakan, şunları söyledi: “Bütün bu anlattıklarımız, başından beri söylediklerimiz bizim hep olarak borç, faiz, zam vergi ekonomisi yerine üretim, istihdam ve ihracat odaklı ekonomiye geçiş tek bütçenin mutlaka gerçekleştirilmesi, kamuda israfın önlenmesi ve kaynak ihtiyacının borçlanarak zamla vergiyle millete yük yükleyerek veya da devlet varlıklarını satıp yok ederek değil milli kaynak paketleri harekete geçirilerek kaynak ihtiyacının karşılanması. Bu aslında milli görüşün ekonomi modelidir. 54. hükümet de bu uygulanmıştır. Bugün de yine ekonomik sıkıntılara çare olması için bu adımların atılması gereklidir.”  (İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
g 2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
18 Haziran, 2026 14:16 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0 0

BIRAKIN MUHALEFİ DİZAYN ETMEYİ, İŞİNİZE BAKIN, ÜLKENİN DEVASA SORUNLARI ÇÖZÜM BEKLİYOR.

Ülkenin onca, sorunu varken, yapay gündemlerin peşinden sürükleniyoruz. Ülkeyi yönetenler sorunların çözümü yolunda gayret göstermek yerine, süni gündemlerle dikkatleri başka yöne çekmenin derdinde. Ülkenin kronikleşmiş devasa sorunlarının konuşulması istenmiyor.

Kamuoyu araştırmalarına göre Türkiye’nin en önemli sorunu ekonomi ve hayat pahalılığı olarak öne çıkıyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinde hayat pahalılığı ilk sırada yer alırken, Asal Araştırma gibi bağımsız anket şirketlerinin çalışmalarında da toplumun büyük bir çoğunluğu ekonomiyi en büyük problem olarak görüyor.

Vatandaşlar ve konunun uzmanları tarafından öne çıkarılan sorunlar sırasıyla, şu başlıklar altında toplanıyor;
* Ekonomik Sıkıntılar Hayat Pahalılığı ve Enflasyon nedeniyle temel gıda ve ihtiyaç maddelerine ulaşımın giderek zorlaşması.
* Yoksulluk: Gelir adaletsizliğinin artması ve alım gücünün ciddi şekilde düşmesi.
* İşsizlik: Özellikle genç nüfus arasında istihdam olanaklarının yetersiz kalması.
* Adalet ve Hukuk: Hukuk sistemine ve yargı bağımsızlığına olan güvenin azalması.
* Eğitim Sistemi: Ezbere dayalı yapı ve fırsat eşitliğinin sağlanamaması.
* Sığınmacı ve Göçmenler: Demografik yapı ve kaynakların paylaşımı üzerindeki toplumsal endişeler.
* Doğal Afetler: Başta deprem olmak üzere afetlere karşı şehirlerin hazırlıksız olması.

Hayat pahalılığı ve yüksek enflasyonun kalıcı çözümü; sıkı para politikaları, yapısal reformlar, hukuki güvenliğin tesisi, kamu tasarrufu ve vergi adaleti sacayaklarının eşzamanlı olarak hayata geçirilmesinden geçiyor.

Ekonomi ve hayat pahalılığı krizinin çözümü için izlenmesi gereken temel yol haritası şudur;

1. Para ve Maliye Politikalarının Sıkılaştırılması. Faiz ve Enflasyon Dengesi: Fiyat istikrarını sağlamak için merkez bankalarının reel faiz politikalarıyla enflasyon canavarını dizginlemesi hedeflenir. M × V = P × Q denklemindeki para arzının kontrol altına alınması kritik öneme sahiptir.
Kamu Disiplini: Bütçe açıklarını kapatmak adına kamuda tasarruf tedbirleri sıkılaştırılmalı, lüks tüketim ve verimsiz harcamalar kısılarak denk bütçe hedefine yaklaşılmalıdır.

2. Yapısal Reformlar ve Üretim EkonomisiTarım ve Gıda Arzı: Gıda enflasyonunu düşürmek için tarımda girdi maliyetleri (gübre, mazot, elektrik) düşürülmeli ve planlı üretim modeline geçilmelidir. Katma Değerli Üretim: İthalata olan bağımlılığı azaltmak, yerli üretimi ve teknoloji odaklı sanayiyi teşvik etmek döviz kurundaki oynaklığı azaltarak maliyet enflasyonunu hafifletir.

3. Hukuki Güvenlik ve Kurumsal BağımsızlıkYatırımcı Güveni: Bağımsız kurumların (Merkez Bankası, TÜİK, Rekabet Kurumu) siyasi müdahalelerden uzak çalışması ve hukukun üstünlüğü ilkesinin tam anlamıyla işlemesi, doğrudan yabancı yatırımları (FDI) Türkiye’ye çekmek için elzemdir.Liyakat: Kurumlarda liyakat esasına dönülmesi, alınan ekonomik kararların piyasadaki güvenilirliğini ve öngörülebilirliğini artırır.

4. Gelir Dağılımı ve Vergi Adaleti Vergi Yükünün Dengelenmesi: Dolaylı vergilerdeki (ÖTV, KDV) yüksek pay azaltılarak; doğrudan vergilendirmeye (kazanç üzerinden alınan gelir ve kurumlar vergisi) ağırlık verilmelidir. Alım Gücünün Korunması: Dar ve sabit gelirli vatandaşların hayat pahalılığı altında ezilmemesi için enflasyonla mücadele edilirken, gelir artırıcı sosyal desteklerin ve maaş güncellemelerinin gerçek enflasyon verilerine göre yapılması sağlanmalıdır.

Halkın ekonomi yönetimine duyduğu güven çok düşük seviyede.
Türkiye’de ekonomi yönetimine olan güvenin düşük kalmasının temel nedenleri, uzun süredir aşılamayan yüksek enflasyon, piyasa beklentileriyle uyuşmayan resmi hedefler ve halkın günlük yaşamına yansımayan refah artışıdır. Kamuoyu araştırmaları ve iş dünyası anketleri, ekonomi politikalarının öngörülebilirliği ve etkinliği konusunda ciddi bir inanç eksikliği yaşandığını ortaya koymaktadır.

Ekonomi başta olmak üzere, ülkenin temel sorunlarının çözümü yolunda çok acil radikal adımların atılması gerekiyor.
Bırakın muhalefi dizayn etmeyi. İşinize, bakın işinize!

İlyas Erbay

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.