Reklam
Reklam
Nurettin Acar Avatarı
Nurettin Acar tarafından
26 Haziran, 2022 20:58 tarihinde yayınlandı
0

Yenice’de Köprüler Yıkıldı Yollar Kapandı

Yenice ilçesinde metrekareye 50 kilogram yağış düşerken, çok sayıda noktada heyelanlar yaşandı. İlçe halkı 24 yıl sonra yeniden sel korkusu ile karşı karşıya kaldı.
Karabük ve ilçelerinde yağmur etkisini göstermeye devam ediyor. Yenice ilçesinde aralıksız devam eden yağmurda metrekareye 50 kilogram yağış düşerken, sağanak sonrası Yazı köyüne bağlı İncebacaklar Mahallesi’nin yolu heyelan nedeniyle kapandı. Mahallenin köprüsü de kısmen yıkıldı. Şeker Kanyonu’nda da sellerin yaşandığı bölgede su seviyesi yükselmeye devam ediyor.
Mahalle sakinlerinden Adnan Kalaycı, 24 yıl önce büyük bir sel yaşadıklarını söyleyerek, “Bu yıl yağışların devam etmesiyle sular bayağı bir yükseldi. Çok tedirginiz. Restorandaki eşyalarımızı suyun çıkamayacağı yerlere taşıdık. Tedbir almaya çalışıyoruz ama tedirginiz. Sularımız kesildi şu anda mahallemizde su yok. Köprü çöktü, ulaşım yok. Orman içlerinden doğru dolaşıyor vatandaşlar. Anayolumuz da kapalı. İletişimimiz biraz zor” dedi.
Öte yandan Karabük Valisi Fuat Gürel, beraberinde AK Parti Karabük Milletvekili Niyazi Güneş, Özel İdare Genel Sekreteri Mehmet Uzun, İlçe Kaymakamı Yasin Erdem, AFAD İl Müdürü Gazanfer Erbay ile birlikte zarar gören köylerde incelemelerde bulundu. İlçeye bağlı Ibrıcak köyünde yaptığı inceleme sonrası gazetecilere açıklamalarda bulunan Vali Gürel, vatandaşları uyararak, özellikle gece başlayacak yoğun yağışlar sonrası dikkatli ve tedbirli olmalarını istedi. Vali Gürel, “Dünden bu yana bölgeye yoğun bir yağmur yağdı ama bugün özellikle Değirmenyanı, Şirinköy, Yazıköy, İncebacaklar, Ibrıcak köyleri ve Yenice merkezimizde sıkıntılar oluştu. Bazı evleri ve bahçeleri sular bastı. Dere ağızlarını genişleterek önlem almaya çalışıyoruz. Zarar gören alanların tespitini hızlıca yapıyoruz. Vatandaşlarımızın bu akşam daha dikkatli olmasını istiyorum. Daha fazla yağış bekleniyor. Can ve mal kaybı olmadan bu süreci atlatmaya çalışıyoruz. Ufak tefek tahliye yaptığımız evler var ama genel bir tahliyemiz yok. Ama dere ve köprü ağızlarının yataklarına yakın yerlerde olan vatandaşlarımızın tedbirlerini almalarını istiyoruz” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay