"Et tu, Brute?" efsaneye göre Julius Sezar'ın son sözleridir. Türkçeye "Sen de mi Brutus?" olarak çevrilmiştir. MÖ 44'te Roma diktatörü Jülius Sezar, Marcus Junius Brutus liderliğindeki kızgın bir grup senatör tarafından sırtından hançerlenmiştir.
Brutus'ün, bazı kaynaklarda Julius Caesar'ın evlatlığı, bazı kaynaklarda ise öz oğlu olduğu söylenir.
Burutus'lerin örnekleri çoktur. Burutus'ler bazen liderin en yakın dostu, bazen en güvendiği komutanı bazen de eşi olarak ortaya çıkar. İhanetin sembol ismidir Brutus
Her liderin yakınında mutlaka bir Brutus vardır!
Bunlar kraldan çok kralcıdır!
Çok sayıda da olabilirler!
Hep en ön saftadırlar!
Çok iyi kamufle olurlar!
Bazı liderler Burutus şüphesi nedeniyle paranoyak bile olur.
Trump'ın ve Netanyahu'nun da mutlaka bir Brutusü vardır! Maharet, Brutusun kim olduğunu tespit edip, lidere karşı kullanabilmektir. Bu da istihbarat örgütlerinin işidir.
Brutusler tarihin her döneminde vardı. Bugün de varlar. Hamaney ve Maduro, her ikisinin sonu en yakınlarındakiler tarafından belirlenmedi mi?
CIA ve Mossad'ın bu hainleri nasıl satın aldığını ve nasıl kullandığını artık biliyoruz. Haklarını teslim edelim, bu konuda çok iyiler.
Hamaney'i öldürüldüğü saldırıdan önce son gören kişilerden olan Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani, suikasttan hemen önce olay yerinden ayrılmasıyla dikkat çekmişti!
CIA ve Mossad, Hamaney başta olmak üzere İran'ın üst düzey siyasi ve askeri kadrosunu sürekli ve sabırla izliyordu. Uygun zamanı beklediler. Yer tespiti ile ilgili net bilginin gelmesi, imha için tek başına yeterli değildi.
ABD'nin bölgeye askeri olarak yerleşimini tamamlaması gerekiyordu. Bunu beklediler. Uygun şartlar oluştuğunda iş düğmeye basmaya kalmıştı.
28 Şubat 2026 Cumartesi sabahı Tahran'da Yüce Liderlik Kompleksi'nde ( Hamaney'in çalışma ofisi) üst düzey bir toplantı yapılacağı, toplantıya Hamaney'in başkanlık edeceği, CIA ve Mossad tarafından Trump ve Netanyahu'ya bildirildi. İstihbarat teyit edildi.
Trump ve Netanyahu, düğmeye bastı ve saldırı gerçekleşti. Hamaneyle birlikte, Devrim Muhafızları Komutanı, Savunma Bakanı gibi 48 üst düzey siyasi ve askeri isim öldürüldü.
İran yönetiminin, böyle stratejik bir hata yapacağını ABD ve İsrail muhtemelen tahmin etmemişti.
Bu toplantının yapılmasını kim organize etti? Toplantı yeri ve zamanı konusunda Hamaney'i kim ikna etti? Sığınak varken ve ABD/İsrail'in saldıracağı gerçeği ortadayken, tehlike olmadığı konusunda Hamaney ve diğerleri nasıl ikna edildi? Büyük bir olasılıkla, Hamaney'in en güvendiği isimler bu toplantı yeri ve zamanını belirlediler. Yani ABD/İsrail'in istediği yerine getirdiler.
Onca yaşanmışlıklara rağmen bu zaafiyetin gösterilmesi düşündürücü.
Hiç bir istihbarat örgütü bu hatayı yapmaz.
CIA ve Mossad'ın İran istihbaratı içerisine sızdığı ortada.
İran gibi güçlü bir devletin istihbarat örgütü nasıl bu kadar zayıf olur? Anlamak mümkün değil.
Hamaney, Genelkurmay Başkanı, Devrim Muhafızları Komutan, Savunma Bakanı ve Savunma Konseyi Sekreteri ölüyor. Bir kişi kurtuluyor! O'da suikasttan hemen önce olay yerinden ayrılmasıyla dikkat çeken Kudüs Gücü komutanı İsmail Kaani.
Hamey'in Burutus'ü İsmail Kaani olabilir mi?
Kaani, İran yönetimi tarafından sorgulandı mı?
Halen görev de mi?
Akibeti nedir?
Bu sorular önümüzdeki günlerde yanıt bulacaktır.
İlyas Erbay
[email protected]