Reklam
Reklam
yaya gecidi var ama yayanin gecebilecegi yol yok Augj8H65
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
01 Ağustos, 2025 16:15 tarihinde yayınlandı
0

Yaya geçidi var ama yayanın geçebileceği yol yok

Bartın’da etraf yolunda, yaya geçişinin bittiği yerde yayaların üzerinde yürüyebileceği yol bulunmuyor. Çöken kaldırım nedeniyle etraf yolu yayalar için tehlikeli oluştururken şoförler için ise kazaya davetiye çıkarıyor.

Bartın’da etraf yolunun Şiremirçavuş Mahallesi’nden geçen kısmında bulunan bir yaya geçidinin bittiği yerde, kaldırım yada yol bulunmuyor. Yaya geçidi ile birlikte yapılan kaldırımın bir mühlet sonra çökmesi ve üzerinde diken ve yabani otların büyümesi nedeniyle kullanılmazken ortaya çıkan farklı imaj, yayaların için tehlike oluşturuyor. Etraf sakinlerinden kimileri yaya geçidini kullanmazken, kimileri ise araçların geçtiği etraf yolunun kenarından yürümek zorunda kalıyor.

Yolun kenarında yürümek zorunda kalan ayalar, trafikte seyir eden şoförler için ise adeta kazaya davetiye çıkarıyor.

Çevre yolundaki yaya geçidi ve çöken kaldırım, yoldan geçenlerin, “Yaya geçidinin bittiği noktadayız”, “Kaldırım yapılması unutulmamış lakin yaya geçidinin taşınması unutulmuş”, “Genelde yol olur yaya geçidi olmaz, bu defa ise yaya geçidi var, kaldırım yok” üzere esprili yorumlarına nedem oluyor.

Yakınlarda yerleşim yerleri ve okul olduğunu belirten mahalle sakinlerinden Muzaffer Çavuşuğlu, yolun tehlikeli olduğunu tabir ederek, ya yaya geçidinin taşınmasını yada kaldırımın yine yapılmasını istiyor. Yetkililere sitem eden Burada öğrenciler var. Karşıdan karşıya geçmek zorundalar. Durağa gelmek istediklerinde yada duraktan indiklerinde yolu uzatmak zorundalar. Yada tehlikeli bir formda yaya geçidini kullanabiliyorlar. Ancak karşıda kaldırım yok. Yetkililerden tahlil bulunmasını istiyoruz” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin