Sosyal Sorumluluk ve Dayanışma Kulübü ile Yaşlı Bakım Gönüllüleri Topluluğu tarafından düzenlenen “Yaşlılar ve Biz” programı gerçekleştirildi. Prof. Dr. Bektaş Açıkgöz Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programa Üniversite Dekanları, Müdürleri, Akademik, İdari Personeli ve öğrenciler ile Karabük Yücel Huzurevi Sakinleri katıldı.
Saygı Duruşu ve İstiklal marşının okunması ile başlayan programın açılış konuşmasını yapan Üniversite Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdür Yardımcısı Öğretim Görevlisi Mukadder Bektaş, “İnsan doğumdan ölüme kadar farklı süreçlerden geçer ve farklı deneyimler kazanır. Doğuştan başlayan yaşam süresinin seksenlere ulaşmasıyla adeta yaşlılık dönemi başlar. Amerika’da yapılan başarılı yaşlanma araştırmasında ‘Yaşlanma yıllarda değil, yıllara yaşam eklemek’ bakış açısından yola çıkılarak huzur evlerinde yaşamlarını sürdüren büyüklerimizin sosyal hayatlarını renklendirmek, tarihe tanıklık etmeleri yönüyle tecrübe ve bilgilerini gençlerle paylaşacakları faaliyetleri gerçekleştirmek önemlidir.” dedi ve Üniversite Yaşlı Bakım Programı öğrencilerinin oluşturduğu Yaşlı Bakım Gönüllüleri Topluluğu’nun hazırladığı ‘Umutlu Yarınlara Projesi’ ile ilgili bilgi verdi.
Sağlık Yüksekokulu Müdürü Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdür Vekili Yrd. Doç. Dr. Eyüp Altınöz ise yaptığı konuşmada, “Her insan için değişik mana ve önem ifade eden yaşlılık, hayatın çok özel ve reddedilemez bir dönemidir. Yaşlılık dönemi itibar gerektirmektedir ve bu bizim minnet borcumuzdur. Ömürlerinin büyük bir kısmında evlatlarının yetiştirilmesi ve onların iyi yerlere gelmesi için her türlü zorluğa göğüs geren anne ve babalarımız yaşlanıp bakıma muhtaç olduğu dönemlerde bizlerden bakım talep etme hakları vardır. Yaşlılara saygı göstermek kültürümüzün önemli bir parçasıdır. Bu kültürün yerleşmesinde yaşlılarla beraber yürütülen hayat, aynı evi paylaşma ve yaşlının ailedeki konumunun etkisi büyüktür. Kültürümüzde de önemli yere sahip olan yaşlılarımıza saygı, sevgi, merhamet bağlılık duyguları ile yaklaşılmalıdır. Büyüklerine önem bir kültürün ferdi olarak büyüklerimi saygıyla selamlıyor, ellerinden öpüyorum” dedi.
Dünya Markalar Derneği Başkan Yardımcısı ve Aile Danışmanı Belgin Turan Satıcı da “İnsanoğlu en zor ve meşakkatle büyüyen canlıdır. Yaşlılık; çocuk ve gençlikten sonra yaşamın kaçınılmaz evresidir. Yaşlılık tecrübenin, bilginin birikimidir. Yaşam her dönemde anlamlandırılırsa gerçekten mutluluk yakalanabilir. Her şeyin başı sevgidir. Sevgi ve ilginin olmadığı, nefret ve kızgınlığın olduğu yerde hastalıklar ortaya çıkar ve mutsuzluğumuz artar. İnsan insana muhtaçtır. Sizlerde yaşamınıza sımsıkı sarılın ve öncelikle kendinizi sevin” diye konuştu.
Türk olarak farkındalık yaratmak için Merkezi Amerika’da olan Dünya Yaşlılık Derneği’ni kurduk diyen Dünya Yaşlılık Derneği Genel Başkanı Umut Çınar Dünya Yaşlılık Derneği hakkında bilgi verdi.
TRT 1 kanalında yayınlanan Ömür Dediğin Programı Yapımcısı ve Yönetmeni Zeliha İlhan Doymuş, “Programa ve müziğine bakıldığında yaşlı programı gibi gözükse de ömür dediğin programı gençlerin programıdır. Büyüklerimizin hikâyeleri ile kendi yaşantımızı birleştiriyoruz” diyerek Ömür Dediğin Programından kesitler sundu.
Program teşekkür belgelerinin verilmesinin ardından Yaşlı Bakım Programı öğrencilerinin hazırladığı kısa film izletildikten sonra sona erdi.


Yaşlılar ve Biz Konulu Konferans Düzenlendi
Yıldırım “Devlet Eliyle Ticaret Son Bulmalı”
Karabük Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Yıldıray Yıldırım, devlet eliyle yürütülen ticari faaliyetlerin küçük esnafı zor durumda bıraktığını belirterek, adil rekabet ortamının yeniden sağlanması çağrısında bulundu.
Yıldırım yaptığı açıklamada, devletin asli görevinin ticaret yapmak değil; üreticiyi, esnafı ve girişimciyi desteklemek olduğunu ifade etti. Öğretmenevlerinden sosyal tesislere, polis evlerinden düğün salonlarına, lokantalardan çay bahçelerine kadar birçok alanda kamu eliyle ticaret yapıldığını belirten Yıldırım, okullarda sürekli hale gelen kermes uygulamalarının da küçük esnafı olumsuz etkilediğini söyledi.
Kamu işletmelerinin vergi ve maliyet avantajına sahip olduğuna dikkat çeken Yıldırım, “Bir tarafta bütün sermayesini, emeğini ve geleceğini işletmesine bağlayan esnafımız, diğer tarafta personel maaşı devlet tarafından karşılanan kamu işletmeleri bulunmaktadır. Bu şartlarda adil rekabetten söz etmek mümkün değildir” dedi.
Esnafın ağır ekonomik yük altında ayakta kalmaya çalıştığını vurgulayan Yıldırım, elektrik, kira, SGK, vergi, POS komisyonları, kredi faizleri ve yüksek gecikme zamlarının küçük işletmeleri zorladığını ifade etti.
Esnafın ekonominin temel taşı olduğunu belirten Yıldırım, “Esnaf sadece ticaret yapan kişi değildir; istihdam sağlayan, vergisini ödeyen, mahallesine sahip çıkan ve şehrin sosyal yapısını ayakta tutan unsurdur” diye konuştu.
Açıklamasında çağrısını yineleyen Yıldırım, devletin ticaretin rakibi değil düzenleyicisi olması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Devlet eliyle ticaret acilen son bulmalı; ticaret, yatırım yapan, risk alan ve vergisini ödeyen esnafa bırakılmalıdır. Esnafımızı vergi adaleti, krediye erişim, finansman destekleri, POS komisyonları, yüksek faiz ve gecikme zamları ile istihdam maliyetleri konusunda korumak zorundayız. Ayakta kalan esnaf güçlü ekonomi demektir. Güçlü ekonomi ise güçlü Türkiye demektir.”

