Karabük Postası tarafından
23 Mayıs, 2015 14:52 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Yalçın: “İktidar Her Geçen Gün Karabük’ü Küçültüyor”

MHP Karabük Milletvekili Adayı Durmuş Yalçın, AK Parti’yi hastaneler ve Milletvekili sayısı üzerinden eleştirerek, “5000 Evler halkının karşısına çıkamayan AK Parti Milletvekili Adayları İl Başkanlarını temsilci olarak mahalleye yolladılar” dedi MHP Karabük Milletvekili Adayı Durmuş Yalçın, AK Parti’yi hastaneler ve Milletvekili sayısı üzerinden eleştirdi. Eskiden Karabük’ün 3 tane hastanesi ve 3 Milletvekili olduğunu ve hatırlatan Yalçın; “Bunu 1’e düşürdüler; 3 vekilimiz vardı 2’ye düşürdüler. İktidar her geçen gün Karabük’ü küçültüyor. Sağlıkta çok övünüyorlar ya, Türkiye sıralamasında 45’inciyiz. Üstelik teşvik kapsamına giren tüm komşu illerimizin de gerisindeyiz. Aslında bizler bir yıl önce devlet hastanesi kapatılacak dedik, bizi yalanladılar. Sonuç: hastanemiz kapandı. Şuan devlet hastanesinin olmadığı tek il de Karabük’tür. Doğum hastanesinin kapatılacağını söylediğimizde de bizi yalanlayan ve mahalle halkını kandıran iktidar, mahallemize şimdi ne yüzle gireceğini merak ediyorduk ki, bir de o ne? Bırakın hastane yalanından utanmak bir yana, SGK İl Binasını dahi mahallemizden aldılar. Başka söze gerek var mı? Hoyratça yalanlar devam ediyor. 5000 Evler halkının karşısına çıkamayan AK Parti Milletvekili Adayları İl Başkanlarını temsilci olarak mahalleye yolladılar. Sen merak etme on binlerce güzel insanımızı barındıran 5000 Evler, biz her zaman sizin yanınızdayız. İktidar sahipleri belki 5000 Evlerde olduğu gibi tüm Karabük’ü kandırmaya devam edeceklerdir. Bizler ise sadece hizmet edeceğiz. Varsın onlar dün söyledikleri tüm sözleri unutmaya devam etsinler. Varsın AK Parti İl Başkanı Sayın Timuçin Saylar, 5000 Evler konuşmasında ülkenin her yerinde bayrak dalgalandırdıklarından bahsetsin. Atasına Türbedar olamayan, Süleyman Şah’ımızın Türbesini sırtına alıp, arkasına dahi bakmadan Suriye topraklarından kaçanların 5000 Evler sokaklarında boş kahramanlık nutukları atmasına bizlerin karnı toktur. Çok cesursanız keşke 5000 Evler halkı önüne çıkamayan vekil adaylarınız sadece kısa bir konuşma yapabilseydiler. Hizmeti kendine düstur edinen MHP hizmet anlayışının temsilcileri olarak bizler, Karayollarının yapması gereken 100. Yıl – 5000 Evler alt geçidini nasıl Rafet Vergili hizmeti olarak yaptıysak, Safranbolu-5000 Evler arası Köprü ve Spor Vadisini bitirdiğimizde de halkımızı sizlere muhtaç bırakmayacağız. Ak Partililer 5000 Evler halkı ile sadece dalga geçiyor, ben ise lafa değil icraata bakarım. Allah Karabük halkının vekili olmayı da bizlere nasip ederse Karabük’ümüz, unuttuğu iktidar yatırımlarına doyacaktır. Bizler Karabük’te bir şeyi değiştirerek her şeyi değiştirmeye talibiz” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.