Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
22 Kasım, 2019 06:40 tarihinde yayınlandı
0

Vergili; “Kanserden ölenlerin bedelini KARDEMİR’e Ödeteceğim”

5.Kule Asansörün temeli törenle atıldı. Temel atma töreninde konuşan Belediye Başkanı Rafet Vergili’nin hedefinde KARDEMİR vardı. Vergili; kanserden ölen vatandaşların çoğunluğunun Karabük Mahallesinden olduğunu belirterek, “Bende Karabük Mahallesi’nde kanserden ölen vatandaşlarımızın bedellerini Demir Çelik’e ödeteceğim. Ayrıca buradaki skal kırma tesislerinin faaliyetini durduracağım” dedi.

 

Karabükte vatandaşların yüksel ve engebeli mahallerine ulaşımlarını rahatlamaya çalışan Belediye Başkanı Rafet Vergili, 5. Kule Asansörün temelini düzenlenen tören ile attı.

Temel atma törenine, Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili’nin yanı sıra, Karabük İl Müftüsü İlyas Yılmaztürk, Yortan Belediye Başkanı Ali Şık, Karabük Belediye Başkan Yardımcısı Seher Berker, meclis üyeleri, daire müdürleri, siyasi partileri ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, mahalle muhtarları ile vatandaşlar katıldı.

Tören öncesi bir konuşma yapan Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili; “10 yıldan bu tarafa Karabük’ü bize emanet ettiniz. Bizde sizin yüzünüzü kara çıkartmamak adına gece gündüz demeden çalışmaya devam ediyoruz. Biz bizim ölçeğimizdeki diğer şehirlerin yapamayacağı şekilde Karabük’ü imar etmeye çalıştık.  Su, yol, doğalgaz problemi olmayan, pazar yerlerinden, Sosyal Yaşam Merkezlerine kadar yaparak mahallelerimize değer katmaya çalıştık. Yine önümüzdeki 4 yıl içerisinde de geçmişteki çalışmalarımızdan daha fazlasını Karabüklülerin hizmetlerine sunacağız” dedi.

Karabük Belediyesi son 10 yılda Çankırı, Kastamonu, Bolu, Düzce ve Zonguldak’tan 2 misli daha fazla iş yapmadıysa ben burada Belediye Başkanlığı yapmam” diyen Başkan Vergili;Diğer belediyelerin 10 liraya yaptırdığı işi Karabük Belediyesi olarak biz 1 liraya yaptık. 10 yıldan bu tarafa en az 700 – 800 milyar liralık para karşılığı iş ürettik. Kendi ölçeğindeki şehirler arasında mal varlığı olarak en zengin belediyeyi ortaya çıkarttık. Karabük Belediyesi son 10 yılda Çankırı, Kastamonu, Bolu, Düzce ve Zonguldak’tan 2 misli daha fazla iş yapmadıysa ben burada Belediye Başkanlığı yapmam. Bizim okullarımızdan camilerimize kadar el atmadığımız hiç bir yer kalmadı. Yalnızca bir arkadaşımız Karabük’teki bütün camilere sıcak su sistemi taktı. Bugüne kadar bütün kurumlarımızla ilişkilerimizi en iyi seviyede tuttuk. Bizlere ağır muhalefet yapıldığı dönemlerde dahi kurumlar ile ilişkilerimizi bozmadık.

Bu mahallemizde yalnız bir Halim Deresi’ni açmamız sebebiyle mahallenin nüfusunda 3 kat artış oldu. Mahallenin üst tarafında bambaşka bir mahalle ortaya çıktı. Zamanında dedelerimiz, babalarımız bu mahalleleri oluştururken çok sıkıntı çekmiş. Bizim görevimiz bu mahallelerimizin değerine değer katmaktır. Bu mahallenin değerlenmesi ile ilgili iki mahalleye hitap edecek Kemikli Dere bölgesini kentsel dönüşüm kapsamına aldık. Bununla ilgili hazırlıklarımızı yaptık ve hızlı bir şekilde görüşmelerimize başlayacağız. Bu iş ile ilgili Karabük Belediyesi TOKİ’den 109 tane daire satın aldı. Kemikli Dere ile ilgili problemleri hızlı bir şekilde çözebilirsek, Dikmen Vadisinden daha güzel bir yaşam alanını burada ortaya çıkartacağız. Vadi ile birlikte mahallelerimiz kat kat değerlenecektir” dedi.

Başlıksız 1 kopya 17

“KANSERDEN ÖLENLERİN BEDELİNİ KARDEMİR’E ÖDETECEĞİM”

Karabük Mahallesinin en büyük problemlerden birisinin Demir Çelik konusu olduğunu ifade eden Başkan Vergili; “Demir Çelik’in şuanda en fazla zarar verdiği yer Karabük Mahallesidir. Biz her zaman Demir Çelik’in gelişmesini ve büyümesini isteriz. Ama Demir Çelik büyürken Karabük ile de entegre olmasını bilmelidir. Biz bu güne kadar Demir Çelik’ten hiç bir talepte bulunmadık. Demir Çelik’te biz talepte bulunmadıkça sürekli olarak duyarsız kaldı. Biz göreve gelmeden önce Demir Çelik Karabük Mahallesi’nin yanında bir bina inşaatına başlamış. Karabük Belediyesi de ne yapılacağını bilmeden ruhsat vermiş. Ama “sen şehrin ortasında skal kır ” da dememiş. Demir Çelik hala buraya 1938 senesinin sistemiyle cüruf döküyor, bütün mahalleyi rezil ediyor. İddialı konuşuyorum Karabük’te kanserden ölen vatandaşlarımız en fazla Karabük Mahallesindendir. Bende Karabük Mahallesi’nde kanserden ölen vatandaşlarımızın bedellerini Demir Çelik’e ödeteceğim. Ayrıca buradaki skal kırma tesislerinin faaliyetini durduracağım. Çevre Müdürlüğü de görevini yapacak. Savcılık burası ile ilgili soru sorduğu zaman Çevre Müdürlüğü kaçamak cevap vermeyecek. Benim Karabük’te hiç kimseye boynum eğri değil. Hiç kimsenin kapısına gitmedim. Benim vazifem yalnız sizlere hizmet etmektir. Demir Çelik şunu bilsin. Karabük Belediyesi’nin kesinlikle ekonomik bir problemi yoktur. Biz eğer bir bedel istersek Karabüklüler için isteriz.

Karabük inşallah ilerleyen zamanlarda asansörler, yürüyen merdivenler şehri diye anılacaktır. Çok yakında yapmış olduğumuz asansörlerde turistik turların düzenlendiğini hepiniz göreceksiniz.

Önümüzdeki dönem Sağlık Tarama Merkezi, Bilim Merkezi yapacağız.  Spor Vadisi projemizi de bu senenin sonunda tamamlayacağız. Devlet Birim Fiyatlarıyla bugünkü yapım bedeli 85 trilyon lira olan yağmur suları ile ilgili problemi inşallah 4 yıl içerisinde çözmüş olacağız. Bu projelerimiz ile ilgili kaynaklarımız hazır.

Bugüne kadar sizlere vermiş olduğum sözleri yerine getirirken şükürler olsun ki mahcup olmadım. Bundan sonra da olacağımı sanmıyorum. Kerametin bizde değil sizde olduğuna da şahit oluyorum. Karabüklülerin duaları bizleri ayakta tutuyor” dedi.

Temel atma töreni Karabük İl Müftüsü İlyas Yılmaztürk tarafından yapılan duanın ardından Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili ve protokol üyelerinin birlikte butona basmaları ile sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin