karabuk
İmsak 05:42
Güneş 07:06
Öğle 13:05
İkindi 16:18
Akşam 18:54
Yatsı 20:14
İftara kalan son --:--
Namaz Vakitleri
verem h l olumcul olabilir dJkThzFl
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
21 Ocak, 2026 12:52 tarihinde yayınlandı
0
0
Okuma Süresi: 2dk

Verem hâlâ ölümcül olabilir

SAMSUN (İHA) – Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Nurullah Dikmen, verem (tüberküloz) tedavilerinin eski yıllara göre daha kısa sürdüğünü ancak özellikle akciğeri tutan verem türlerinin ölümcül olabildiğini belirterek, en az 6 ay süren tedavilerin mutlaka tamamlanması gerektiğini söyledi.
Medicana International Samsun Hastanesi’nden Uzm. Dr. Nurullah Dikmen, verem hastalığı, korunma yöntemleri, belirtileri ve tedavisi hakkında bilgiler verdi. Verem tedavisinin en az 6 ay sürdüğüne ve özellikle akciğerleri tutan bir hastalık olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Dikmen, "Verem, kanamalı balgam çıkarmayla bize ipuçları vermektedir. Verem, eskisi kadar olmasa da hâlâ ölümcül olabilir. Verem tedavisini sonuna kadar olmak gerekiyor. Tam iyileşmeden tedavinin bırakılmaması gerekiyor. Bu tedaviler Verem Savaş Dispanserleri tarafından takip ediliyor. Uzun süren bu tedavi ücretsiz olarak dispanserler tarafından veriliyor. Buna rağmen maalesef eskisi kadar olmasa da verem hâlâ korkulabilecek, ölümcül hastalıklardan biridir" dedi.

"Aktif verem hastalarının evlenmesi yasak"
Frengi gibi veremde de aktif basili yayan hastaların, virüs yaymayı bırakana kadar evlenmelerinin yasak olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Dikmen, "Veremin sebepleri arasında yetersiz beslenme ve zorlu yaşam şartları olabilir. Havasız ortamlar veya ortak yaşam alanları hastalığın bulaşmasını kolaylaştırır. Verem her yaşta görülebilir, yaşam şartlarıyla yakından ilişkili bir hastalıktır. Bir arada yaşanan ve uygun havalandırması olmayan ortamlarda bir tane hasta varsa herkese bulaştırabilir. Öksürük ve aksırıkla verem bulaşabilir. Mikrobu soluyan kişilerde hastalık yerleşir. Veremden korunmak için uygun yaşam şartları önemlidir. Tedaviye başlayan hastaların tedaviyi mutlaka tamamlamaları gerekir. Eskiden bu tedaviler çok uzun sürüyordu, 1-2 yıl süren tedaviler vardı. Şimdi ise 6 aylık bir tedaviyle sonuca ulaşabiliyoruz. Basili yayan biri varsa etrafa gitmesini istemeyiz ancak belirli bir tedavi aldıktan sonra, 1-2 ay içinde hastanın virüs yayması negatif duruma geçebiliyorlar. Basili yaymayanlar test sonuçlarına göre iş hayatına dönebilir. Aktif basili yayan kişilere evlilik yasaktır. Bu durum frengi için de geçerlidir. Tedavileri tamamlandıktan sonra ise bu kişiler normal şekilde evlenebiliyorlar" diye konuştu.

"Öksürük balgamında kan varsa kişi tüberküloz olabilir"
Tüberkülozun en önemli belirtisinin öksürükle birlikte gelen kanlı balgam olduğunu dile getiren Dikmen, "Verem mutlaka belirti gösterir. Basil müspet dediğimiz balgam testlerinden çok rahat bir şekilde sonuç elde edebiliyoruz. Balgam incelemesinde basil görülüyorsa tedavi edilmesi gerekir. Bu süre zarfında belirli birkaç ay işine de gitmeyecek. Ancak düzenli takiple hastalık kontrol altına alınabiliyor. Kanlı balgam, veremin ilk belirtilerinden biridir ve çok önemlidir. Kişinin balgamında kan varsa durum şüphelidir. Bu sadece verem belirtisi değildir; malign hastalıklarda veya kanserde de görülebilir. Öksürük balgamında kan varsa kişi tüberküloz olabilir. Basit testlerle bunlar çok kolay bir şekilde taranıp ortaya çıkarılabiliyor" şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
Bu haberin kategorisini takip et:
SWQ
Mustafa Akgün tarafından
08 Mart, 2026 15:23 tarihinde yayınlandı
0
0
Okuma Süresi: 2dk

TİGAD Genel Başkanı Okan Geçgel’den 8 Mart Mesajı: “Kadınların Katledilmediği Bir Dünya İçin Hepimize Sorumluluk Düşüyor”

Türkiye İnternet Gazeteciliği Derneği Genel Başkanı Okan Geçgel, International Women’s Day dolayısıyla bir basın açıklaması yayımladı. Geçgel, kadınların sadece bir gün hatırlanmasının yeterli olmadığını belirterek, kadınların güven içinde yaşayabildiği bir dünyanın kurulmasının herkesin ortak sorumluluğu olduğunu vurguladı.

TİGAD Genel Başkanı Okan Geçgel açıklamasında, 8 Mart’ın yalnızca bir kutlama günü değil aynı zamanda toplumsal bir vicdan muhasebesi olduğunu ifade ederek şu değerlendirmelerde bulundu:

“Her yıl 8 Mart’ta kadınlara dair güzel sözler söyleniyor, mesajlar paylaşılıyor, kadınların toplumun temel direği olduğu vurgulanıyor. Ancak bu sözlerin gerçek anlamını bulabilmesi için kadınların hayatın her alanında güven içinde yaşayabildiği bir düzenin kurulması gerekiyor. Kadınların sadece bir gün değil, yılın her günü hatırlanması ve hak ettikleri değeri görmesi gerekir.”

Kadınların toplumun vicdanını temsil ettiğini belirten Geçgel, kadınların aileden ekonomiye, eğitimden sosyal hayata kadar her alanda önemli sorumluluklar üstlendiğini söyledi.

Geçgel açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Kadın; bir annenin şefkati, bir emekçinin alın teri, bir öğretmenin sabrı ve bir toplumun geleceğini şekillendiren en güçlü değerdir. Kadınların emeğiyle büyüyen bir toplumun, kadınların hak ettiği değeri görmediği bir düzende sağlıklı şekilde ilerlemesi mümkün değildir.”

Kadınlara yönelik şiddetin insanlığın en büyük sorunlarından biri olduğunu belirten Geçgel, kadınların hayatlarının tehdit altında olduğu bir dünyada gerçek anlamda bir kutlamadan söz edilemeyeceğini ifade etti.

“Ne yazık ki bugün dünyanın birçok yerinde kadınlar hâlâ şiddetin, korkunun ve baskının gölgesinde yaşamaktadır. Kadınların katledildiği, tehdit edildiği, şantaja uğradığı, taciz ve tecavüz gibi insanlık dışı saldırılara maruz kaldığı bir dünyada sadece kutlama mesajları yayımlamak yeterli değildir. İnsanlığın ortak hedefi; kadınların katledilmediği, tehdit ve şantajla susturulmadığı, taciz ve tecavüz gibi suçların olmadığı bir dünya kurmak olmalıdır.”

Kadınların güven içinde yaşayabildiği bir toplumun aynı zamanda daha adil ve güçlü bir toplum olacağını belirten Geçgel, kadınların sosyal, ekonomik ve kamusal hayatta daha güçlü şekilde yer almasının önemine dikkat çekti.

Geçgel açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Kadınların korkmadan yaşayabildiği, özgürce konuşabildiği, emeklerinin karşılığını alabildiği ve hayatlarının tehdit altında olmadığı bir dünya hepimizin ortak hedefi olmalıdır. Kadınların güven içinde yaşadığı bir toplum, aslında tüm insanlık için daha adil ve daha umutlu bir geleceğin teminatıdır. Bu vesileyle hayatın her alanında büyük fedakârlıklarla var olan tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor; kadınlar için şiddetten, tehditten, şantajdan ve her türlü istismardan uzak, gerçekten yaşanabilir bir dünya temenni ediyorum.”

Bizi sosyal medyadan takip edin