Reklam
Reklam
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
01 Aralık, 2024 04:30 tarihinde yayınlandı
0

Vatandaşın yol tepkisi: “Bu yolda okul taşıtları için hayati bir risk var”

Bolu’nun Göynük ilçesinde kış aylarında buzlanma nedeniyle kazaların meydana geldiği ve araç kaymalarının yaşandığı Sünnet Gölü’nün kıyısına vatandaşlar bariyer yapılmasını istiyor. Köy muhtarı Yaşar Akarslan, “Geçmişte bir vatandaş göle düştü ve hayatını kaybetti. Kendi yeğenimin cenazesini gölden çıkardım. Bu yolu kullanan servisler, işçi araçları ve okul taşıtları için hayati bir risk var” dedi.

Bolu’nun Göynük ilçesine bağlı Sünnet Gölü Tabiat Parkı her yıl yerli ve yabancı binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor. Ayrıca bölge halkının ilçe merkezine gitmek için kullandığı yol olan, Sünnet Gölü yolunda kış aylarında kazalar meydana geliyor. Geçtiğimiz yıl, bir işçi servisi kayarak göl kıyısında içerisinde 12 işçiyle beraber ölümle burun buruna gelmişti. Okula gitmek isteyen öğrencilerin de kullandığı güzergah için veliler ayaklandı.

“Kendi yeğenimin cenazesini gölden çıkardım”

Köy muhtarı Yaşar Akarslan, geçmişte işçi servislerinin buzlanma nedeniyle göle kayma tehlikesi geçirdiğini ve birçok kez yetkililere başvurduğunu ancak bir sonuç alamadığını ifade etti. Akarslan, “Yolun kenarına bariyer yapılması ve yolun genişletilmesi için Göynük Kaymakamlığı, Bolu İl Özel İdaresi, Milli Parklar ve Karayolları Genel Müdürlüğü dahil birçok kuruma başvurduk ancak dikkate alınmadık. Geçmişte bir vatandaş göle düştü ve hayatını kaybetti. Kendi yeğenimin cenazesini gölden çıkardım. Bu yolu kullanan servisler, işçi araçları ve okul taşıtları için hayati bir risk var. Yetkililerden acil çözüm bekliyoruz” diye konuştu.

“Her sabah yolda kayma korkusu yaşıyoruz”

İki çocuk annesi Aylin Ulusan, yolların dar ve buzlanmanın yoğun olduğu günlerde çocuklarını okula göndermekte tereddüt ettiğini belirtti. Ulusan, “5 yaşında epilepsi hastası bir çocuğum var. Nöbet geçiriyor, hastaneye buradan gidiyoruz. Bu yolda ambulansla gitmek zorunda kalabiliyoruz. Her sabah yolda kayma korkusu yaşıyoruz. Bir an önce önlem alınmasını istiyoruz” dedi.

Köy halkından Mehmet Kılıç, geçmişte yaşanan bir kazayı hatırlatarak, “Geçen dönemde muhtarın olduğu bir araç, işçi servisi olarak kullanılıyordu ve buzlanma nedeniyle göle uçuyordu. Çocuklarımız okula gidip geliyor, onların can güvenliği için bir an önce bariyer yapılmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay