Vatandaşın Kurban İbadetiyle Alay Ediyorlar!... - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
21 Haziran, 2023 16:01 tarihinde yayınlandı
0
0

Vatandaşın Kurban İbadetiyle Alay Ediyorlar!…

Yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde bazı marketlerin kasaptan kilo ile  et alır gibi kurban hissesi sattığı ifade edilirken, bu etleri de  taksitle satmaları vatandaşın kurban ibadetiyle alay etmek olarak yorumlandı

Kurban Bayramına sayılı günler kala bazı marketlerin kasaptan et alır gibi kurban hissesini kilo ile sattığı hatta vatandaşların ilgisini çekmek için taksit avantajı sunduğu belirtilirken, Kurban günlerinde kasaptan et alır gibi bir anlayışla marketlerden kurban siparişi ile kurban kesilemeyeceği ifade edildi. Bu şekilde bir satışın vatandaşların kurban ibadetiyle alay etmek olduğu şeklinde görüş beyan edilirken, o şekilde bir kurban almanın ve kestirmenin İslam’da yerinin olmadığı bildirildi.

Konuyla ilgili olarak görüşlerine başvurduğumuz İl Müftüsü Ercan Aksu, kurbanlık hayvanın alım satımının et alışverişine dönüştürülmesinin  uygun olmadığını ifade ederek, şu açıklamayı yaptı:

“Kurban kesecek bir müslümanın asli ihtiyaçları dışında 80.18 gr 24 ayar altın veya bunun karşılığında bir para veya sermayeye sahip olması gerekir. O da günümüz Türk lirası olarak yaklaşık 107.000 TL tekabul etmektedir…Bu kadar parası veya malı olmayan bir müslümanın üzerine Kurban kesmek VACİP değildir. Ancak yine de kurban ibadetini yapmak istiyorsa kurban kesebilir ve sevabına da nail olur.

Kurbanlık hayvan satış usulleri

Günümüzde kurbanlık alım-satımı genellikle şu üç şekilde gerçekleştirilmektedir.

  1. Götürü (kabala) usûlü ile kurban alım satımı: Bu satışta, satıcı ve müşteri muayyen olan bir hayvan üzerinde pazarlık yapmakta ve belirledikleri bir fiyat üzerinde anlaşmaktadırlar. Kurbanlık hayvanda geçmişten günümüze uygulanagelen yaygın yöntem budur.
  2. Hayvanın canlı olarak tartılarak fiyatının belirlenmesi yoluyla alım-satım: Bu satış işleminde kurbanlık hayvanın fiyatı, canlı haldeki kilosu dikkate alınarak belirlenmektedir. Bu şekilde de kurbanlık alım satımı yapmak mümkündür.
  3. Hayvanın karkas etinin kilogram birim fiyatının belirlenmesi ve toplam fiyatının, kesildikten sonra tartılarak elde edilecek rakam olduğu hususunda tarafların anlaşması yoluyla alım-satım.

Kurbanlık hayvan bu yöntemle de alınıp satılabilir. Ancak bu şekildeki satın alınan kurbanın geçerli olabilmesi ve ibadetin et alım satımına dönüşmemesi için aşağıda belirtilen şartlara riayet edilmesi gerekir:

Karkas etin kilogram birim fiyatının belirlenmiş olması.

Alış-veriş esnasında satışa konu olan hayvanın belirlenmiş olması.

Belirlenen hayvan üzerinde satış işleminin tamamlanmış olması.

Hayvanın, sadece kurban niyetiyle kesilmesi. Yani herhangi bir organının (et, deri, sakatat vb.) satıcıda kalmasının şart koşulmaması veya kesim veya organizasyon ücretine sayılmaması gerekir.

Şayet kurban günlerinden önce alıcı, hayvanı yukarıda belirtilen usullerden biri ile alacağını vaat etmiş ve alım-satım tamamlanmamışsa, kurban kesiminden önce satım akdinin tamamlanması-kesinleştirilmesi gerekir.

Kurban mal ile yapılan bir ibadet olması hasebiyle, kurbanlık hayvanın alım satımının et alışverişine dönüştürülmesi uygun değildir. Nitekim ayet-i kerimede “Onların etleri ve kanları Allah’a ulaşmaz. Fakat O’na sizin takvanız (Allah’a karşı gelmekten sakınmanız) ulaşır. (Hac, 22/37)” buyrulmaktadır.

Kurban mali bir ibadettir. İbadetler de Allah hakkıdır hassas olmak gerekir. Şimdi çok güzel bir hizmet, fakat burada dikkat edilmesi gereken şeyler var. İbadetlerde istediğim gibi yaparım ve olur anlayışı olmaz. O yüzden özellikle bu iş vekaletle yani bir kurum veya kişi tarafından vekaletle kurban kesim işlemi yapılacaksa 1) vekalet 2) hisse sahiplerinin belirlenememesi…. konuları gündeme gelir.

genelde marketlerde şöyle bir uygulama ortaya çıkıyor. Eğer kişiye kg garantisi taahhüt edilmişse bu bir takım mahsurlu sonuçlara sebebiyet veriyor.

Örneğin topluca bir kesim yapılıyor. Her bir hissedara kesim yapıldıktan sonra 30 kg et alacağı taahhüt ediliyor. Hissedarlara taahhüt edilen 30 kg et miktarını tutturmak için-ki böyle bir taahhüt olamaz- gayret gösteriliyor. Oysa aslolan bir hisseye kaç kg et düşeceğini belirlemek değil, her hissedara kaç hisse verileceğinin belirlenmesidir. O yüzden bu işlem yapılırken yaklaşık bir miktarı söylenmelidir.” (Haber Merkezi)

 

 

Bizi sosyal medyadan takip edin
gw 1
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
16 Nisan, 2026 13:19 tarihinde yayınlandı
0
0

ŞİRKET İFLASLARINDA ENDİŞE VERİCİ ARTIŞ

Dun & Bradstreet (D&B), işletmeler için ticari veri, analitik ve iş zekası çözümleri sunan küresel bir Amerikan şirketidir.
Şirketin açık ismi, Data Universal Numbering System (Veri Evrensel Numaralandırma Sistemi).
Yaklaşık 200 yıllık bir geçmişe sahip olan bu şirket, dünya genelindeki yüz milyonlarca işletmeye dair devasa bir veri tabanını yönetiyor.
Dun & Bradstreet’in Türkiye’deki faaliyetleri CRIF grubu tarafından yürütülüyor.

Dun & Bradstreet geçtiğimiz hafta Küresel İflas Raporunu açıkladı. Rapor, 2025 yılında küresel ölçekte şirket iflaslarının yüzde 7 artarak yükselişini sürdürdüğünü ortaya koydu.
Bir önceki yıla göre; küresel ölçekteki ortalama iflas yüzde 7 iken, bu oran Türkiye % 29

Türkiye’de 2024 yılında toplam 465 şirket iflas etmişti.
Şirket iflasları bir önceki yıla (2023) göre %23 oranında artış göstermişti. İflaslardaki artış artarak devam ediyor.

2025 yılında iflas sayısı biraz daha arttı, 573 şirkete ulaştı. Yıllık artış hızı ise %29 oldu
İflas kararlarının yanı sıra, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) verilerine göre 2025 yılında toplam 33 bin 270 şirket kapanmış, esnaf tarafında ise günde ortalama 330 iş yeri faaliyetlerini sonlandırmış.

Türkiye’de iflaslardaki artışın nedenleri; yüksek reel faiz ortamı, krediye erişimdeki zorluklar ve sıkı finansal koşulların özellikle KOBİ’ler üzerinde yarattığı baskı olarak görülüyor.

Sayıları az da olsa, şirket iflaslarında bizden daha kötü ülkeler de var.
Türkiye’nin de içerisinde bulunduğu 45 ülkeden 28’inde (yüzde 62) bir önceki yıla kıyasla şirket iflaslarında artış yaşandığı, 17 ülkede ise düşüş yaşandığını ortaya çıktı. Rapora göre, 2025 yılında Dun & Bradstreet tarafından incelenen 45 ülkede, 627 bin 575 şirket iflas etti.
2025 yılında bir önceki yıla kıyasla şirket iflaslarında,
Arjantin, yüzde 65 artışla ilk sırada.
Yüzde 49 artışla Yunanistan incelenen ülkeler içerisinde ikinci olurken, Hong Kong yüzde 45 ile üçüncü sırada yer aldı. Hong Kong’u, yüzde 44 ile Suudi Arabistan, yüzde 41’lik artışla İsviçre takip etti. 2024 yılında bir önceki yıla göre şirket iflaslarında yüzde 6 gibi sınırlı bir artışın yaşandığı ABD’de ise, geçen yıl şirket iflaslarında yüzde 26 artış yaşandı.

Trump’ın Hürmüz Boğazı’nı ablukaya alması,
İnşaat, perakende ve hizmet sektörlerinde iflas baskısının artırdı
Dun & Bradstreet’in, “2025 Küresel İflas Raporu”, iflas baskısının özellikle belirli sektörlerde yoğunlaştığını ortaya koydu. Raporda, inşaat, perakende, konaklama ve hizmet sektörlerinin yüksek faiz ve talep hassasiyeti nedeniyle birçok ülkede iflasların önemli bölümünü oluşturmaya devam ettiği belirtildi.

2025 yılının küresel ekonomi açısından belirgin bir normalleşme ve dengelenme sürecine işaret ettiğinin belirtildiği raporda, enerji ve gıda fiyatlarındaki gerileme, enflasyon baskılarının azalması ve önde gelen merkez bankalarının parasal gevşeme yönünde attığı adımların küresel ölçekte finansal koşulları görece iyileştirdiği vurgulandı. Türkiyede durum bunun tam tersi. Bizde gıda ve enerji fiyatları düşmediği için şirket iflasları daha da artacaktır

Raporda ayrıca, sektörel anlamda şu analize yer verildi: “Özellikle yüksek faiz oranlarının proje finansmanını zorlaştırması, maliyet enflasyonu ve talepteki yavaşlama, inşaat sektörü şirketlerinin bilançoları üzerinde ciddi baskı yaratıyor.

Perakende ile konaklama ve hizmet sektörlerinde ise tüketici talebindeki dalgalanma, artan operasyonel maliyetler ve sınırlı fiyatlama gücü başlıca risk unsurları arasında yer alıyor.

Bazı büyük ekonomilerde ise üretim ve hizmet sektörleri de talep zayıflığı ve maliyet baskıları nedeniyle risk altında kalmayı sürdürüyor.

Jeopolitik gelişmeler, ticaret modellerindeki değişim, döviz piyasalarındaki oynaklık ve politika belirsizliklerinin, şirketlerin finansal risk yönetimini şekillendirmeye devam edecektir.

Şirketlerin; müşterilerini, tedarikçilerini ve iş ortaklarını ortaya çıkabilecek stres sinyalleri açısından sürekli izlemek için yapay zekâ destekli, gerçek zamanlı veri ve içgörü araçlarından yararlanması gerekiyor. Kredi risklerinin, güvenilir ve temiz verilerle düzenli olarak yeniden değerlendirilmesi; şirketleri koruyacak sağlıklı finansal risk kararlarının alınması açısından önem taşıyor.
Ayrıca iş ortaklarını çeşitlendirmek ve makroekonomik ile jeopolitik senaryolara yönelik alternatif planlar oluşturmak, şirketlerin dayanıklılığını önemli ölçüde artırabilir. En önemlisi ise karar alma süreçlerinin, piyasa algısı ya da kısa vadeli dalgalanmalardan değil; veri temelli içgörülerden beslenmesi gerekiyor.

Enerji fiyatlarındaki anormal artış, kontrolden çıkan ve artmaya devam eden enflasyon, dövizdeki dalgalanmalar ve piyasalardaki belirsizlik Türkiye’de şirket iflaslarının 2026 yılında da artmasına neden olacaktır.

İlyas Erbay