Reklam
Reklam
vali meftun dalli meraki olanlar birazcik fedakarlik yaparsa bu sanatlarimizi kaybetmemis oluruz gpO5WQTL
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
26 Şubat, 2026 16:22 tarihinde yayınlandı
0

Vali Meftun Dallı: “Merakı olanlar birazcık fedakarlık yaparsa bu sanatlarımızı kaybetmemiş oluruz”

Kastamonu’da gerçekleştirilen “Gelenekten Geleceğe Ahşap Sanatı” panelinde konuşan Kastamonu Valisi Meftun Dallı, ahşap sanatında çırak yetişmediğini belirterek, “Hayat boyu öğrenme anlamında en azından merakı olanlar birazcık fedakarlık yaparsa bu sanatlarımızı kaybetmemiş, geleceğe bizden sonraki nesillere de hep beraber aktarmış oluruz” dedi.

Kastamonu Üniversitesi ile Kastamonu İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen “Gelenekten Geleceğe Ahşap Sanatı” paneli Kastamonu Halk Eğitim Merkezi’nde gerçekleştirildi. Panelin açılış bölümünde konuşan Kastamonu Valisi Meftun Dallı, “Ben bu bölgenin çocuğuyum. Bu bölgede özellikle köylerde doğan herkes bilir ki biz doğduğumuz günden mezara gittiğimiz güne kadar ahşapla iç içeyiz. Bastığımız zemin, baktığımız tavan, sırtımızı dayandığımız duvar, harmana getirdiğimiz kağnı, öküzün boynuna koyduğumuz boyunduruk, ölünce mezarda üstümüze kapatılan tahtaya varıncaya kadar biz ahşabın çocuklarıyız. Sanat kısmına girince bu iş insanoğlu kadar eski. Çünkü en rahat ulaştığı, en kolay işi bildiği malzeme her zaman ne olmuş ağaç olmuş, ahşap olmuş. İnsanın bu bölgede de onun varlığı hem geçmişte hem de günümüzde çok kolay ulaşılabilir olduğu için ahşap sanatları gerçekten temayüz etmiş, gelişmiş. Biliyorsunuz ilimize özgü diyebileceğimiz eserler, gittiğiniz her resmi kurumda, evde konuyla ilgili pek çok muazzam ahşaba karşı karşıya kalıyorsunuz. Özellikle tarihi konaklarımıza girdiğiniz zaman kapıdan itibaren ahşabın her türlü üzerine işlenmiş ürünleri görme imkanı bulursunuz” dedi.

Ahşap ustalarının yetiştirecek çırak bulamadığını kaydeden Vali Dallı, “Gençlerimize buradan sesleniyorum. Bu sanatlar çok kıymetli, bunları çıraklık yoluyla iki sene, üç sene orada emek sarf ederek öğrenemezsiniz bile devletimizin, Milli Eğitim Bakanlığımızın kursları var, başka imkanlar var. Hayat boyu öğrenme anlamında en azından merakı olanlar birazcık fedakarlık yaparsa bu sanatlarımızı kaybetmemiş, geleceğe bizden sonraki nesillere de hep beraber aktarmış oluruz. Bunu da şiddetle tavsiye ediyorum herkese, umarım umutla hep beraber başarırız” diye konuştu.

“Unutulmaya yüz tutmuş sanatlarımızın ve zanaatlarımızın hayata geçirilmesi çok önemli”

Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürü Cengiz Mete ise, “Bu tür çalışmalar bizim medeniyetimizin ne kadar derinlere indiğini ve geleceğe de ne kadar sağlam köklerimizin olduğunu göstermesi açısından da çok kıymetli. Türkiye Yüzyılı Maarif Modelinde en çok üzerinde durduğumuz konu köklerden geleceğe vurgusu. Bizim öyle büyük bir medeniyetimiz var ki, başka bir açıklamaya, tasvire gerek duymayan, kökleri çok öncelere dayanan çok kıymetli bir medeniyetimiz var. Bununla ilgili çalışma içindeyiz. Milli Eğitim Bakanlığı olarak Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli iddiamız da bu yönde. Yetiştirmeye çalıştığımız öğrenci modellerini incelediğimizde aslında öğrenci modeli olarak tanımladığımız değer manzumeleri içerisinde çocuklarımızın bilge olmasını, üretken olmasını, cesur olmasını, merhametli olmasını, vatansever olmasını aynı zamanda estetik duyarlığa sahip olmalarını, buna ilgi göstermelerini, sağlıklı olmalarını arzu ediyoruz ve bu yönde çalışma yürütüyoruz” şeklinde konuştu.

Panelde konuşan Kastamonu Milli Eğitim Müdürü Hasan Gümüş de, “Ahşaba baktığımızda toprağın sabrı, ağacın direnci, insanın emeği, ustanın ruhu olarak karşımıza çıkmaktadır. Selçuklu kapısında bir motif, Osmanlı konağında zarafet, yine bir köy evinde huzur ve sıcaklık olarak karşımıza çıkmaktadır. Ecdadımız ağacı, ahşabı işlerken sadece işleyip bir esere dönüştürmemiş, ruh katmış, değer katmış, estetik katmıştır. Ecdadımız şunu göstermiştir ki, bir medeniyetin yükselişi değeriyle ve ruhuyla ancak güçlü olabilir. Biz de Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda hem kültürel mirasımızı geleceğe taşımak, aynı zamanda geçmişle gelecek arasında sağlam köprüler kurmak adına bu ve benzeri programları icra etmekteyiz” ifadelerini kullandı.

Konuşmaların ardından panelistler, ahşapta uzman oldukları alanlarla ilgili katılımcılara detaylı bilgiler verdi. Panelin sonunda protokol üyeleri tarafından panelistlere plaket ve çiçek takdim edildi.

Öte yandan, Vali Dallı, Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürü Mete ve Milli Eğitimi Müdürü Gümüş, Halk Eğitim Merkezi kursiyerleri tarafından yapılan ahşap ürünlerini inceledi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
karadenizde buyuyor dunyaya satiliyor fLCeJI4B
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
17 Mayıs, 2026 12:07 tarihinde yayınlandı
0
0

Karadeniz’de büyüyor, dünyaya satılıyor

Doğu Karadeniz’de Eylül-Ekim aylarında barajlardan Karadeniz’deki kafeslere bırakılan Türk somonlarında hasat dönemi başladı. Yaklaşık 7 aylık deniz serüveninin ardından 3-4 kilograma ulaşan somonlar, başta Rusya, Japonya ve Avrupa ülkeleri olmak üzere 19 farklı ülkeye ihraç edilirken, sektör yılın ilk çeyreğinde 91 milyon doları aşan gelir elde etti. Son yılların parlayan su ürünleri arasında gösterilen Türk somonu, Türkiye’nin ihracatta yükselen markalarından biri haline geldi.

Türkiye’de son 8 yılda üretim ve ihracatta hızlı yükseliş gösteren Türk somonu, dünya pazarlarında dikkat çeken su ürünleri arasında yer aldı. Özellikle Rusya, Japonya, Vietnam, Kanada ve Avrupa pazarlarında talep gören Türk somonu, geçen yıl yaklaşık 520 milyon dolarlık ihracat geliriyle sektörün “parlayan yıldızı” olarak öne çıktı.

Aslında gökkuşağı alabalığı türü olan ve “Türk somonu” markasıyla dünya pazarına sunulan balık, yaklaşık 20 aylık üretim döngüsünün ardından sofralara ulaşıyor. Üretim sürecinde balıklar ilk olarak 13 ay boyunca tatlı sularda yetiştiriliyor. Ardından deniz suyu adaptasyonu sağlanan balıklar, Eylül-Ekim döneminde Karadeniz’e bırakılıyor ve yaklaşık 7 ay boyunca denizde büyütülüyor. Deniz suyu sıcaklığının ortalama 23 dereceye ulaşmasına kadar süren süreç sonunda hasat edilen balıklar, yumurtadan çıktıktan yaklaşık 20 ay sonra paketlenerek ihracata hazır hale geliyor.

İhracatı yılın ilk çeyreğinde 91 milyon doları aştı

Karadeniz’deki kafeslerde yetiştirilen Türk somonu, yılın ilk üç ayında dış pazarda güçlü talep görmeye devam etti. Ocak-mart döneminde Türkiye’den 19 ülkeye gerçekleştirilen somon ihracatı, hem miktar hem de gelir bazında geçen yılın üzerine çıktı. Türkiye’den yılın ilk çeyreğinde 13 bin 599 ton Türk somonu ihraç edilirken, bu satışlardan 91 milyon 61 bin 416 dolar gelir elde edildi. Geçen yılın aynı döneminde ise 11 bin 879 tonluk ihracat karşılığında 84 milyon 258 bin 203 dolar gelir sağlanmıştı. Böylece Türk somonu ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre miktarda yüzde 14, değerde ise yüzde 8 artış gösterdi.

“Yumurtadan 20 ay sonra pakete giriyor”

Türk somunun özellikle 8 yıllık serüveni içerisinde çok hızlı gelişim gösterdiğini belirten Politek Su Ürünleri Genel Müdür Yardımcısı Talha Altun, “Dünya pazarlarında aslında Türk somonu inovasyonu markasıyla beraber güzel bir arz açığını doldurduk. Şuanda ihracat tarafında da bir çok ülke tarafından tüketici beğenisini kazandı. Yaklaşık 7 aylık bir sürede somon üretimi yapılıyor. Türk somunu dediğimiz aslında Gökkuşağı alabalığı cinsi bir balık. Ömrünün yaklaşık 13 aylık bir süresini tatlı suda geçiriyor daha sonra tuzlu su adaptasyonu ile beraber Karadeniz sularında 7 aylık bir sürede büyüyüp, 20 aylık bir faaliyet döngüsü içerisinde hasat yapıyoruz. Yumurtadan 20 ay sonra pakete giriyor. Denizde 7 aylık süre Ekim-Kasım ayı içerisinde tatlı sulardan denize nakil ettiğimiz balıkları deniz suyu sıcaklığı 23 dereceye gelene kadar denizde büyütüyor. Karadeniz Bölgesi’nde yaklaşık 7 aylık bir süre denizde kalıyor. Türk somonu ihracatı son dönemin parlayan yıldızı ürünlerinden bir tanesi. Geçtiğimiz seneye yaklaşık 520 milyon dolarlık ihracatla kapattık. Dünyada artık bir çok ülke tüketicisinin beğenisini kazanan bir balık türü oldu. Dolayısıyla en büyük ihracatımız şu anda Rusya, Belarus, Japonya, Vietnam, Uzakdoğu pazarları, Kanada bölgesi ve Avrupa pazarları da son dönemde artan tüketici talebini böyle karşılıyoruz” dedi.

“2030 yılına kadar yaklaşık 1 milyar dolar ihracat hedefi var”

Türk somonu üretiminin yaklaşık 100 bir ton seviyelerinde olduğunu kaydeden Altun, “Norveç somonu aslında bir atlantik somonu cinsi bir balık. Bizimki ise gökkuşağı alabalığı dediğimiz balık. İkisi tür olarak farklı balıklar ama lezzet ve kalite olarak Türk somonu biraz daha Omega 3-6 ve yağ oranı açısından biraz daha değerli. Norveç somunu üretimi 1940’larda başlamış dolayısıyla 2 milyon tona yakın bir üretim söz konusu. Tabii ki bir rakip rekabet diyemeyiz. Çünkü Türk somon üretimi yaklaşık 100 bin ton seviyelerinde onun için gidecek çok yolumuz var. Türk somununda 2030 yılına kadar yaklaşık 1 milyar dolar ihracat hedefi var. Bunun artması için iç piyasadaki tüketiminde canlanması gerekiyor. Çünkü iç piyasada kişi başı yaklaşık 7 kilogramlık bir tüketimimiz var. Bunun dünya ortalaması 21 kilogram seviyelerinde özetle genişmiş ülkelerde kişi başı su ürünleri tüketimi oldukça büyük oranlarda. Uzak doğu pazarlarında 50-60 kilogram seviyelerinde oluyor. Bizim kişi başı 7 kilogram seviyemizi artırmamız lazım. Türk somununa sahip çıkmamız gerekiyor. Geçtiğimiz sene 80 bin ton ihracat yaptık. 520 milyon dolara tekabül etti. Bugün herkes yılda 1 kilogram balık yese ihracata balığımız kalmıyor. Dolayısıyla iç piyasa tüketimini artırmamız gerekiyor” şeklinde konuştu.

“İlerleyen dönemlerde tüketim talebinin artacağını düşünüyorum”

“Dünyada yetiştiricilik avcılığı geçmiş durumda” diyen Altun, “Çünkü artan bir nüfus var. Nüfus artışıyla paralel olarak biraz daha yetiştiricilik sektörü ağırlıklı kazanmaya başladı. İç piyasadaki somon tabi ki Türk tüketicisine daha yeni bir ürün. Aslında nasıl pişireceğimizi bile bilmiyoruz. Burada gastronomi sektörüne de önem düşüyor. İlerleyen dönemlerde tüketim talebinin artacağını düşünüyorum. Türkiye teknoloji, yetiştiricilik ve fabrika tarafında her türlü otomasyon, makine tarafında çok iyi işler yapmaya başladı. Dünyada birçok ülke ile yarışabilir konuma gelmeye başladık. Türk somununda özellikle Japonlar bize çok büyük değer kazandırdı. Çünkü sektörde hassasiyetlerini öğrendik. Bu konuda kendimizi geliştirdik. Japonlarla birlikte diğer pazarlara da açıldıktan sonra yeni ürünlerin geliştirmesini yapıyoruz” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin