Karabük Postası tarafından
27 Nisan, 2017 08:44 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 3dk
Yorum: 0

Vali Kaban hastane yeri hakkında açıklamalarda bulundu

ZONGULDAK Valisi Ali Kaban, kentte bir dizi ziyaretlerde bulundu. Ziyarette Zonguldak Valisi Ali Kaban çok tartışılan hastane yeri konusunda açıklamalarda bulundu. Zonguldak Valisi Ali Kaban, Esnaf Odaları Birliği Başkanı Muharrem Çoşkun ve Karadeniz Bölgesi Muhtarlar Federasyonu Genel Başkanı ve Zonguldak Muhtarlar Derneği Başkanı Şerafettin Nas’ı ziyaret etti. İlk olarak Zonguldak Esnaf Odaları Birliği Başkanı Muharrem Coşkun’u ziyaret eden Vali Kaban, Başkan Coşkun ile bir süre sohbet etti. Ziyaretten duyduğu memnuniyet dile getiren Esnaf Odaları Birliği Başkanı Muharrem Coşkun, “Sayın Valim özellik ile Zonguldak’a geldiğiniz günden beri ilimize ve Esnaf ve Sanatkarlarımıza yaptığınız katkılardan dolayı şahsım ve 14 bin 500 esnaf sanatkarlar ve 28 Meslek odam adına ok teşekkür ediyorum. Gerekten Zonguldak’ımızın çehresinin değişmesinde marka olmasında yapmış olduğunuz katkıları hiç unutulmaz. Önümüzdeki günlerde eserleriniz ortaya çıkmaya başlayacak. Gerçekten Zonguldak sizi hiç unutmayacak” dedi. “Amacımız hem üretim hem istihdamı arttırmak” Zonguldak’ta özellikle kömür üretimini düşürmeden istihdam arttırıcı yeni üretim getirme konusunda yapılan çalışmalar hakkında açıklamalarda bulunan Vali Ali Kaban, “Özellikle kömürden üretimi düşürmeden istihdamı arttırıcı yeni öneriler getirmemiz gerekiyordu. Üniversite ile iki yıl önce yaptığımız bir çalışma vardı. O çalışmayla yeni bir istihdam ve üretim okuması yaptık. Şu anda o sunduğumuz öneriler Enerji Bakanlığı’nda değerlendiriliyor. Amaç hem üretim hem istihdam artsın. Diğer tarafta “Sera Organize Sanayi Bölgesi” var. Önceki gün bu konuda karar verecek olan yetkililer beni ziyaret ettiler. Dediler ki; sizde bu heyecan olduğu için biz burayı birinci gündemimize aldık. Türkiye’de birçok sera OSB çalışması var ama biz bu OSB’ler içerisinde buradan daha güzelini, heyecanlısını görmedik” dediler. İnsanımız haklı olarak sonuç görmek istiyor. Samsun’un 2 senede yaptığını biz 6 ayda bitirerek bu noktaya geldik. Yeni bir üretim modeli üzerine çalışıyor kalkınma ajansımız. Biz domatesimizi 60 kuruşa satmak istemiyoruz. 3 lira 60 kuruşa satmak istiyoruz. Çünkü her gelen bir kuruş ekstra para burayı rahatlatır, esnafımızı da rahatlatır. Diğer konu sizin için gönlümüzce bir yer bulamamıştık. Burası da beni tatmin etmiyor, size layık olan bu değildi. Birçok vilayetimizde daha güzel merkezlerimiz var. Hiç olmazsa öncekinden daha güzel oldu. İnşallah daha güzel yerler nasip olacaktır. Mülkiyetle sorunuyla ilgili verdiğimiz mücadeleyi kazanırsak size ve diğer önemli kurumlarımıza şehir merkezinde bir yer temin edilecektir” dedi. Vali Ali Kaban, Esnaf ve Sanatkarlar Odasının ziyaretinin ardından Karadeniz Bölgesi Muhtarlar Federasyonu Genel Başkanı ve Zonguldak Muhtarlar Derneği Başkanı Şerafettin Nas’ı ve üyelerini ziyaret etti. Vali Ali Kaban, burada yaptığı konuşmasında özellik ile son günlerde Zonguldak’ın gündemi olan hastane konusunda açıklamalarda bulundu. Hastane konusunda hizmeti en kolay en verimli nasıl sağlarız bunun planlanmasını yaptıklarını ifade eden Vali Kaban, “Buradaki sıkıntımız şuydu çok dar bir alanda 400 yataklı bir yeri sığdırmak. Orası devlet karayolu. Orada iki ambulans üst üste gelse üçüncüsünün duracak yeri yok. İlla burada olmasın düşüncesi, birileriyle inatlaşma davası değil bu. Sadece hizmeti en kolay en verimli nasıl sağlarız. Bu manada öyle bir gündem oluşmuştur. Gündemin bir parçası olarak bu TTK atölyesinin olduğu yer var. Öncelikle bize söylenen o atölyenin artık çalışmadığı oldu. Bunun üzerine orayı gündeme getirmiştik. Sonra TTK’dan bana geldiler, burası çok aktif bir yer, Türkiye’deki yegane sızdırmazlık testi yapabilen atölye. Burası kalkarsa yarın yeraltındaki bir makine sızdırmazlığını denetleyecek başka bir imkanımız yok. O da değerli bir şey. Şunu unutmayalım ki her şey TTK ile bağlı duruyor ama bu şehirde TTK olsa da olmasa da kömür olacak. Bu şehrin varlık sebebi kömür. Bu anlamda varlık sebebi olan bir şeyden kolay vazgeçilmesi söz konusu değil. Kimsenin de zaten kömürü kapatalım diye bir niyeti yok. Maksat üretimi ve istihdamı arttıracak bir sistem kurmak. Üretimi kim yaparsa yapsın o atölye yine lazım” “Teknik incelemeler yapılıp karar verilecek” Hastane yeri konusunda teknik incelemenin ardından yapımına kara verileceğini ifade eden Vali Kaban, “Elimizde çok fazla seçenek yok. Buranın yapılamayacağını bilseydik altmış dokuz ambarlarına hiç dokunmazdık ora yüz dönüm, 12 tane kamu binası sığıyor. Derdik ki o kamu binalarına başka yer bulalım buraya hastane yapalım ama o gün için o hastane yapılıyordu. O hastane yapılırken de belki o hastane iptal olur da buraya bir hastane yapılır diye bekleyemezsiniz. Buna değişik şeyler sebep oldu. Şu anda 112 bitiyor, Aile ve Sosyal Politikaların ihalesi teslimi yapıldı, Çevre ihale aşamasında, SGK ihale aşamasında. Yani orada hızlı bir süreç başlıyor. Hastane yeri için dediler ki: ‘TOKİ’nin bulunduğu yer gayet güzel’. Orası da büyük 120 dönüm. Orayı gündeme getirdik. Bu TOKİ ile Sağlık Bakanlığı arasında yapılacak mutabakatla bitirilecek bir süreç. Biz bunu hızlandırmaya elimizden geldiğince gayret ediyoruz. Diğer yandan denildi ki Elvanpazarcık olabilir. Şimdi bakılacak tabi hangisi daha uygunsa bunlar tespit edilecek. Ya mevcutla devam edilecek ya TOKİ’nin olduğu bölge olacak ya da Elvanpazarcık. TOKİ ile Elvanpazacık’ın avantajı oralara şehir hastanesi yapma şansı var. Çünkü araziler büyük. Teknik incelemeler yapılıp karar verilecek. Biz illaki şuraya yapılsın diye ısrar edersek yanlış olur. Sürecin hızlandırılması için biraz daha sıkıştıracağız” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.