Vali Hacıbektaşoğlu’ndan 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı mesajı - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
28 Ekim, 2024 20:22 tarihinde yayınlandı
0
0

Vali Hacıbektaşoğlu’ndan 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı mesajı

Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla mesaj yayımladı.

Vali Hacıbektaşoğlu mesajında şu ifadelere yer verdi:

“Cumhuriyetimizin ilk vilayeti olarak Zonguldak, ülkemizin kalkınmasında ve sanayileşmesinde taşıdığı stratejik önem sayesinde bu ünvanı almış, Cumhuriyet’in kuruluşundaki değerli katkılarıyla ön plana çıkmıştır. Bu tarihi sorumlulukla, milletimizin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesiyle elde ettiği Cumhuriyet’in değerlerini yaşatmaya, aynı azimle geleceğe taşımaya devam ediyoruz. 101. yıl dönümünü büyük bir coşku ve gururla kutladığımız bu anlamlı günde, Zonguldak’ın ülkemizin gelişimindeki öncü rolünü bir kez daha vurguluyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının azim ve kararlılığı ile kurulan Cumhuriyet; bize özgür, çağdaş ve bağımsız bir toplumun temelini attı. Bu değerli miras, daha aydınlık yarınlar için çalışma azmi verirken, Zonguldak olarak Cumhuriyetimizin hedefleri doğrultusunda ilerleme kararlılığımızı güçlendirmektedir. İlimiz, başta maden işçilerimiz olmak üzere tüm vatandaşlarımızın gayretiyle ülkemizin gelişimine sunduğu katkıyı sürdürmekte, Cumhuriyet’in kazanımlarını geleceğe taşımak için her alanda sorumluluklarını yerine getirmektedir. Bu vesileyle, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Cumhuriyetimizin kuruluşunda emeği geçen tüm kahramanlarımızı rahmet ve minnetle anıyorum. Cumhuriyetimizin bu anlamlı gününde Zonguldaklı hemşehrilerimin Cumhuriyet Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyor, birlik ve beraberlik içinde nice bayramlar yaşamayı temenni ediyorum.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
24 Mart, 2026 10:38 tarihinde yayınlandı
0
0

PARADOKSAL BİR ŞEKİLDE DERİN BİR İLETİŞİMSİZLİK YAŞIYORUZ

İletişim çağında, dijitalleşmenin sağladığı sınırsız imkânlara rağmen, paradoksal bir şekilde derin bir iletişimsizlik yaşıyoruz. Elektronik cihazlar uzakları yakınlaştırsa da, yüz yüze iletişimi azaltarak en yakınımızdakileri (aile, dostlar) bizden uzaklaştırıyor. Bilgi akışı çok hızlı olsa da, duygusal derinlik ve gerçek etkileşim azalıyor.

Bir bayramı daha geride bıraktık. Uzakta olan Arkadaşlarımızın, dostlarımızın, akrabalarımızın bayramlarını elimizdeki telefonlarla aramak yerine bilindik cümlelerle toplu mesajlar çekerek güya kutladık.
Bazılarımıza en yakın bildiklerimizden o mesajlar da gelmedi.

İletişimin en zor olduğu çocukluk ve gençlik yıllarımızda bugünkünden çok daha güçlü iletişim kuruyorduk. O yıllarda mektup ve bayram kartları vardı. PTT bunları bir haftada adresine ulaştırırdı. Saklardık koklardık onları, defalarca okurduk. Samimiyet, sıcaklık, içtenlik kokardı o kağıt parçaları.

İnsanı değerlerimizi o kadar hızlı yitirdik ki, ne eski dostluklar kaldı, ne samimiyet ne de vefa kaldı.

Oysaki, vefa, dostluğun ve insanlık onurunun en kıymetli hazinesi, sevgiyi kalıcı kılan sadık bir bağlılıktır. Sözünde durmayı, zor günde yanında olmayı ve iyilikleri unutmamayı ifade eden vefa, vefasızın meclisinde aranmayacak kadar ağır bir yüktür.

Bizim çocukluk ve gençlik yıllarımız; Komşuluk. Arkadaşlık, Dostluk. gibi kavramların gerçekten anlam bulduğu yıllardı. Sözün senet olduğu, insanların birbirine güven duyduğu yıllardı.

Kredi kartlarımız, internetimiz, cep telefonlarımız, bilgisayarlarımız, evlerimizde kombilerimiz yoktu. Televizyonla bile çok sonra tanıştık. Fakat çok mutluyduk.
Hayallerimiz vardı, yarınlardan umutluyduk.
Ülkemiz, ailemiz ve çocuklarımızın geleceği için kaygılarımız yoktu.,…

Şarkı sözleri bile bambaşkaydı;
“Nasılda koşuşurduk bahçelerde.
Şarkı söylerdik mehtaplı gecelerde.
Sen bana, ben sana komşu evlerde…
Kök sarmaşıklar gibi sarıldık o yaz…”

“Okul yolu sensiz ölüm kadar sessiz…
Eylül’de gel okul yoluna
Konuşmadan yürüyelim.
Gireyim koluna…
Görenler dönmüş, hemde mutlu desinler.
Ağaçlar sevinçten başımıza konfeti gibi yaprak dökecekler
Yaprak dökecekler…”
Ne güzel sözler değil mi?

Şimdi öyle mi?
“Tadı yok ne baharın ne yazın.
Kalmadı tesellisi ne şarkının ne sazın…”
Yaşam artık, Muzaffer İlkan’ın bu hicaz bestesindeki gibi…
Savaşlar, depremler, afetler, ruhunu yitirmiş beton şehirler. Tüm bunlara rağmen yaşama tutunmaya çalışan insanlar…

Ne oldu bize böyle? Artık anılar da teselli etmiyor…

İlyas Erbay