Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla mesaj yayımladı.
Vali Hacıbektaşoğlu mesajında şu ifadelere yer verdi:
“Cumhuriyetimizin ilk vilayeti olarak Zonguldak, ülkemizin kalkınmasında ve sanayileşmesinde taşıdığı stratejik önem sayesinde bu ünvanı almış, Cumhuriyet’in kuruluşundaki değerli katkılarıyla ön plana çıkmıştır. Bu tarihi sorumlulukla, milletimizin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesiyle elde ettiği Cumhuriyet’in değerlerini yaşatmaya, aynı azimle geleceğe taşımaya devam ediyoruz. 101. yıl dönümünü büyük bir coşku ve gururla kutladığımız bu anlamlı günde, Zonguldak’ın ülkemizin gelişimindeki öncü rolünü bir kez daha vurguluyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının azim ve kararlılığı ile kurulan Cumhuriyet; bize özgür, çağdaş ve bağımsız bir toplumun temelini attı. Bu değerli miras, daha aydınlık yarınlar için çalışma azmi verirken, Zonguldak olarak Cumhuriyetimizin hedefleri doğrultusunda ilerleme kararlılığımızı güçlendirmektedir. İlimiz, başta maden işçilerimiz olmak üzere tüm vatandaşlarımızın gayretiyle ülkemizin gelişimine sunduğu katkıyı sürdürmekte, Cumhuriyet’in kazanımlarını geleceğe taşımak için her alanda sorumluluklarını yerine getirmektedir. Bu vesileyle, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Cumhuriyetimizin kuruluşunda emeği geçen tüm kahramanlarımızı rahmet ve minnetle anıyorum. Cumhuriyetimizin bu anlamlı gününde Zonguldaklı hemşehrilerimin Cumhuriyet Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyor, birlik ve beraberlik içinde nice bayramlar yaşamayı temenni ediyorum.”


Vali Hacıbektaşoğlu’ndan 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı mesajı
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

