Karabük Valisi Fuat Gürel ve Milletvekilleri Baklabostan Tabiat Parkını gezerek incelemelerde bulundu.
Karabük Valisi Fuat Gürel, AK Parti Karabük Milletvekilleri Cumhur Ünal, Niyazi Güneş ve beraberindeki heyet ile birlikte kentteki turizm potansiyelinin çeşitlendirilmesi, geliştirilmesi ve dört mevsim sürdürülebilir turizm noktalarının tespiti amacıyla Baklabostan Tabiat Parkında gezi programı düzenledi.
Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) 10. Bölge Müdürlüğü Karabük İl Şube Müdürlüğüne bağlı Baklabostan Tabiat Parkında yapılan incelemelere manzara seyir terası ile başlayan Vali Gürel ve protokol üyeleri, Karabük DKMP Şube Müdürü Ahmet Işık’tan yapılan ve yapılması planlanan tesisler hakkında bilgiler aldı.
Ayrıca Vali Gürel ve beraberindekiler tabiat parkının ana kaynak değerinden birisi olan Baklabostan Şelalesinde de incelemelerde bulunarak burada yapılan yürüyüş yolu ve manzara teras noktasını incelediler. Daha sonra heyet tabiat parkı içinde, günübirlik kullanım alanı, kır lokantası, kır evleri kamp alanı, çadırlı kamp alanı, tur güzergahları ve doğa eğitim merkezinin yapılacağı alanlarda incelemelerde bulundu.
Bölge Müdürü Hasan Başyiğit tarafından Baklabostan Tabiat Parkının turizme kazındırılması için verdikleri desteklerden dolayı Vali Gürel ve beraberindeki heyete teşekkür plaketi verilmesinin ardından gezi programı sona erdi.
Vali Fuat Gürel ile Milletvekilleri Cumhur Ünal ve Niyazi Güneş’e Baklabostan Tabiat Parkında yaptıkları inceleme gezisinde; İl Genel Meclis Başkanı Hasan Yıldırım, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Mehmet Uzun, Tarım ve Orman Bakanlığı 10. Bölge Müdürü Hasan Başyiğit, Orman ve Su İşleri Karabük Şube Müdürü Ahmet Işık ve Orman İşletme Müdürü Rıfat Ataş ve Doğa Koruma ve Milli Parklar İl Müdürlüğü personeli eşlik etti.


Vali Gürel ve Milletvekilleri Baklabostan Tabiat Parkını inceledi
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


