Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
02 Nisan, 2019 13:56 tarihinde yayınlandı
0

Vali Fuat Gürel, Karabük’ün kuruluşunu kutladı

Türkiye’nin ilk Ağır Sanayisi olan Demir ve Çelik Fabrikaları’nın (KARDEMİR) AŞ’nin temellerinin atılışı ve Karabük’ün kuruluşunun 82. yıldönümü nedeniyle vali Fuat Gürel bir kutlama mesajı yayımladı.

Vali Gürel mesajında şunları söyledi:

“Bugün Büyük ve Güçlü Türkiye’nin temellerinin atıldığı, Cumhuriyetin ilk yıllarında iktisadi bağımsızlığımızın en önemli unsurlarından yerli ağır sanayimizin ilk işletmesi “Fabrikalar Kuran Fabrika” ünvanıyla ülkemizdeki sanayi hareketinin öncüsü ve okulu olan Karabük Demir ve Çelik Fabrikalarının temelinin atıldığı ve Cumhuriyet kenti Karabük’ün doğuşu ve Kuruluş Günü’dür.

Karabük, 20. Yüzyılın sanayi şehri, 21. Yüzyılın sanayi, turizm, bilim ve eğitim şehri olarak yurdumuzun hemen hemen her köşesine emeğin mührünü vurmuş olup, kuruluşunu kutlayan tek ildir.

Birçok medeniyetin yerleşim alanı olmuş Karabük her mevsim eşsiz renk cümbüşü doğası, binlerce yıllık tarihi bünyesinde barındıran yaşayan kültürel zenginliği, on binlerce gencimizin geleceği, sürekli gelişen, yenilenen, büyüyen sanayi altyapısı ile bugün de ülkemizin gurur ve övünç kaynağıdır.

Bu vesileyle Karabük Demir Çelik Fabrikalarının ve Karabük’ün Kuruluşunun 82. Yıldönümünü kutluyor, Türkiye’nin iktisadi kalkınma temellerinin Karabük’te atılmasına öncülük eden başta devletimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere emeği geçen tüm devlet büyüklerini, fabrikamızın bu günlere gelmesinde vesile olan tüm yönetici ve çalışanlarını minnetle ve şükranla anıyor, Karabüklü hemşerilerime saygı ve sevgilerimi sunuyorum.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin