Uzmanı konuştu: "2 milyon liralık sistem hayat kurtarabilirdi" - Karabük Haber Postası
uzmani konustu 2 milyon liralik sistem hayat kurtarabilirdi 8Hg31pib
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
28 Ocak, 2025 04:37 tarihinde yayınlandı
0
0

Uzmanı konuştu: “2 milyon liralık sistem hayat kurtarabilirdi”

Grand Kartal Otel’de sprinkler sisteminin bulunmaması büyük bir faciaya yol açmıştı. Hususa ait açıklama yapan yangın söndürme sistemleri uzmanı Nizameddin Tav, bu sistemi otele kurmanın yaklaşık 2 milyon liraya mal olacağını belirterek, “Otelde sprinkler yangın sistemi çalışıyor olsaydı bu türlü bir acı yaşamamış olurduk” dedi.

Kartalkaya Kayak Merkezi’ndeki otel yangını sonrası dikkatler yangın söndürme ekipmanları ve tedbire formüllerine çevrildi. Yapılan kontrollerde, otelde spring yangın söndürme sistemi bulunmadığı ortaya çıktı. Bu durumun facianın boyutunu artırdığı belirtilirken, yangın söndürme sistemleri satıcısı Nizameddin Tav, otelde sprinkler sistemi bulunsaydı yüzde 96 oranında muvaffakiyet sağlanacağını tabir etti.

Tav, sistemi kurmanın yaklaşık 2 milyon liraya mal olacağını belirterek şu sözleri kullandı:

“Spring yangın sistemleri yaklaşık yüzde 96 oranında muvaffakiyete ulaşıyor. Otelde sprinkler yangın sistemi çalışıyor olsaydı bu türlü bir acı yaşamamış olurduk. Binanın yaşının hiçbir değeri yok. Sıfır binadan 50 yıllık binaya kadar uygulayabiliyoruz. Grand Kartal Otel’in sprinkler yangın sistemi için kaba maliyeti 2 milyon liraya çıkar ve bunu 1 ay müddette teslim edebiliriz”

“Oksijenle temasını kesmek gerekiyor”

Yangının, mutfak kısmında kızgın yağdan çıktığına dair sorulara karşılık veren Tav, “Sıvı yangınları diye tabir ettiğimiz yangınlarda, yağ ve petrol yangınlarında mutlaka su kullanılmaz. Birinci evvel ateşin oksijenle temasını kesmek gerekiyor. Yangının üstünü ıslak bir havluyla kapatsalar bu türlü bir şey yaşanmazdı” diye konuştu.

Yangın söndürme aygıtlarının kalitesine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Tav, şu uyarıyı yaptı:

“Kaynağını ve markasını bilmediğiniz yangın söndürme aygıtlarından katiyen uzak durunuz. İnternetten aldığınız eserlerde garanti dokümanı yok. Mutlaka kaliteden şaşmayın”

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
24 Mart, 2026 10:38 tarihinde yayınlandı
0
0

PARADOKSAL BİR ŞEKİLDE DERİN BİR İLETİŞİMSİZLİK YAŞIYORUZ

İletişim çağında, dijitalleşmenin sağladığı sınırsız imkânlara rağmen, paradoksal bir şekilde derin bir iletişimsizlik yaşıyoruz. Elektronik cihazlar uzakları yakınlaştırsa da, yüz yüze iletişimi azaltarak en yakınımızdakileri (aile, dostlar) bizden uzaklaştırıyor. Bilgi akışı çok hızlı olsa da, duygusal derinlik ve gerçek etkileşim azalıyor.

Bir bayramı daha geride bıraktık. Uzakta olan Arkadaşlarımızın, dostlarımızın, akrabalarımızın bayramlarını elimizdeki telefonlarla aramak yerine bilindik cümlelerle toplu mesajlar çekerek güya kutladık.
Bazılarımıza en yakın bildiklerimizden o mesajlar da gelmedi.

İletişimin en zor olduğu çocukluk ve gençlik yıllarımızda bugünkünden çok daha güçlü iletişim kuruyorduk. O yıllarda mektup ve bayram kartları vardı. PTT bunları bir haftada adresine ulaştırırdı. Saklardık koklardık onları, defalarca okurduk. Samimiyet, sıcaklık, içtenlik kokardı o kağıt parçaları.

İnsanı değerlerimizi o kadar hızlı yitirdik ki, ne eski dostluklar kaldı, ne samimiyet ne de vefa kaldı.

Oysaki, vefa, dostluğun ve insanlık onurunun en kıymetli hazinesi, sevgiyi kalıcı kılan sadık bir bağlılıktır. Sözünde durmayı, zor günde yanında olmayı ve iyilikleri unutmamayı ifade eden vefa, vefasızın meclisinde aranmayacak kadar ağır bir yüktür.

Bizim çocukluk ve gençlik yıllarımız; Komşuluk. Arkadaşlık, Dostluk. gibi kavramların gerçekten anlam bulduğu yıllardı. Sözün senet olduğu, insanların birbirine güven duyduğu yıllardı.

Kredi kartlarımız, internetimiz, cep telefonlarımız, bilgisayarlarımız, evlerimizde kombilerimiz yoktu. Televizyonla bile çok sonra tanıştık. Fakat çok mutluyduk.
Hayallerimiz vardı, yarınlardan umutluyduk.
Ülkemiz, ailemiz ve çocuklarımızın geleceği için kaygılarımız yoktu.,…

Şarkı sözleri bile bambaşkaydı;
“Nasılda koşuşurduk bahçelerde.
Şarkı söylerdik mehtaplı gecelerde.
Sen bana, ben sana komşu evlerde…
Kök sarmaşıklar gibi sarıldık o yaz…”

“Okul yolu sensiz ölüm kadar sessiz…
Eylül’de gel okul yoluna
Konuşmadan yürüyelim.
Gireyim koluna…
Görenler dönmüş, hemde mutlu desinler.
Ağaçlar sevinçten başımıza konfeti gibi yaprak dökecekler
Yaprak dökecekler…”
Ne güzel sözler değil mi?

Şimdi öyle mi?
“Tadı yok ne baharın ne yazın.
Kalmadı tesellisi ne şarkının ne sazın…”
Yaşam artık, Muzaffer İlkan’ın bu hicaz bestesindeki gibi…
Savaşlar, depremler, afetler, ruhunu yitirmiş beton şehirler. Tüm bunlara rağmen yaşama tutunmaya çalışan insanlar…

Ne oldu bize böyle? Artık anılar da teselli etmiyor…

İlyas Erbay