Reklam
Reklam
ed2
Aylin Sarıoğlu Avatarı
Aylin Sarıoğlu tarafından
03 Mart, 2025 12:46 tarihinde yayınlandı
0

Ünlü Sanatçı Edip Akbayram Hayatını Kaybetti

Türk müziğinin önemli isimlerinden biri olan Edip Akbayram, 2 Mart 2025 tarihinde hayatını kaybetti.

1950 yılı Gaziantep ilinde dünyaya gelen Akbayram, sanat yaşamı boyunca Türk halk müziğine ve özellikle de Anadolu rock müziğine önemli katkılarda bulunmuş bir sanatçıydı.

Kariyerine 1970’li yıllarda başlayan Edip Akbayram, güçlü vokali ve derin duygusal yorumlarıyla dinleyicilerinin kalbinde taht kurdu. “Deniz Üstü Köpürür”, “Türküler Yanmaz Albümü” gibi eserleriyle tanınan sanatçı, sosyal ve toplumsal konuları ele alan sözleriyle de biliniyordu. Müzikal kariyeri boyunca pek çok albüm çıkaran Akbayram, özellikle 70’li ve 80’li yıllarda Türkiye’nin en çok dinlenen sanatçılarından biri haline geldi.

Edip Akbayram, müziğiyle sadece eğlendirmekle kalmamış, aynı zamanda dinleyicilerini düşündüren, sorgulatan ve toplumsal bilinci uyandıran bir sanatçı olarak da biliniyor. Kendi tarzını oluştururken, geleneksel Türk müziği ile modern unsurları harmanlamış, böylece geniş bir hayran kitlesine ulaşmıştır.

Sanatçının vefatı, müzik camiasında derin bir üzüntüyle karşılandı. Sanatçı, geride bıraktığı eserleri ve müziğiyle Türk kültürüne önemli bir miras bırakmış oldu. Edip Akbayram’ın vefatı, sevenleri ve müzikseverler tarafından derin bir hüzünle karşılandı.

Ailesine, sevenlerine ve Türk müzik camiasına başsağlığı diliyoruz. Edip Akbayram, müziğiyle yaşamaya devam edecek.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin