Reklam
Reklam
671e36453d649
Haber Merkezi Avatarı
Haber Merkezi tarafından
27 Ekim, 2024 15:48 tarihinde yayınlandı
0

Üniversite Öğrencilerinin Önemli Sorunu: Beslenme

Üniversite öğrencileri, yoğun akademik takvimleri ve sınav stresi başta olmak üzere çeşitli nedenlerden dolayı dengeli ve düzenli beslenemiyor.

Üniversite öğrencilerinin yeme alışkanlıkları, özellikle sınav dönemlerinde ve yoğun akademik yaşamın getirdiği stres nedeniyle değişkenlik gösteriyor. Araştırmalar, öğrencilerin genellikle hızlı ve sağlıksız gıdaları tercih ettiklerini, öğünleri atıştırmalıklarla geçiştirdikleri bu durumun ise obezite, enerji düşüklüğü ve beslenme yetersizliklerine yol açabileceğini ortaya koyuyor.

Beslenme uzmanları, dengeli bir diyetin önemine dikkat çekiyor ve öğrencileri düzenli öğünler, sağlıklı gıda tercihi, meyve ve sebze tüketimi konusunda bilinçlendirmeye çalışıyor. Ayrıca, üniversitelerde sağlıklı beslenme atölyeleri ve yemek tarifleri sunan etkinliklerin düzenlenmesi öneriliyor. Böylece öğrencilerin hem akademik başarılarını artırmaları hem de genel sağlıklarının koruması hedefleniyor.

Üniversite öğrencileri, yoğun akademik hayatları ve sosyal yaşamları arasında sağlıklı beslenme alışkanlıklarını benimsemek için çeşitli stratejiler geliştirebilir. Uzmanlar, bu alışkanlıklara dikkat çekmek ve dengeli beslenme alışkanlığı kazanmak için şu maddelere dikkat çekiyor:

Dengeli beslenme, öğün planlama, meyve sebze tüketimi, sağlıklı atıştırmalık seçenekleri, bol su içme, dikkatli ve yavaş yeme, sosyal destek gibi kavramlar önem arz ediyor. (Havva Köklü, Cemile Boyabatlı, Sedanur Koca)

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin