Reklam
Reklam
ramazan
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
17 Şubat, 2026 15:21 tarihinde yayınlandı
0

UNESCO kenti Safranbolu’da Ramazan asırlık camilerde yaşanacak

UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan ve “En iyi korunan 20 kent” arasında bulunan  Safranbolu ilçesindeki asırlık camilerde, Ramazan ayı özel bir atmosferde eda edilecek.

Osmanlı mimarisini, şehir hayatını ve kültürünü yansıtması dolayısıyla “Osmanlı’nın parmak izi” olarak adlandırılan tarihi ilçedeki Ulu Camii, Köprülü Mehmet Paşa Camisi, İzzet Mehmet Paşa Camisi ve Kazdağlı Camii gibi dikkat çeken camilerde, ramazan boyunca mukabele okunacak ve teravih namazları kılınacak.
Türkiye’de kent ölçeğinde UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki tek yer olma özelliği taşıyan Safranbolu’da, dış mimarileri, işlemeleri, minareleri, kubbeleri ve diğer özellikleriyle önemli yapıların başında gelen tarihi camilerde, ibadetler Ramazan-ı Şerife mahsus bir atmosferde eda edilecek.

32 TESCİLLİ CAMİ VAR

“Korumanın başkenti”, “açık hava müzesi” ve “kendini koruyan kent” gibi unvanlarla da anılan ilçede bulunan 32 tescilli cami arasında 1872 yılında Aya Stefanos Kilisesi olarak yapılan ve 1956 yılında camiye dönüştürülen Ulu Camii, 364 yıl önce yapılan Köprülü Mehmet Paşa Camii, 229 yıl önce yapılan İzzet Mehmet Paşa Camii ve 246 yıl önce yapılan Kazdağlı Camii dikkat çeken eserler arasında yer alıyor.
Safranbolu İlçe Müftüsü Aydın Bostancı, Ramazan dolayısıyla yaptığı açıklamada, ilk teravih namazının yarın akşam kılınacağını, perşembe günü ise ilk oruca başlanacağını belirtti.

“Bu sene inşallah Ramazan-ı Şerif ayı mübarek gölgesini üzerimize düşürdü” diyen Bostancı, “Yarın akşam Allah nasip ederse hem Safranbolu’muzda hem de tüm İslam âleminde ilk teravih namazımızı eda edeceğiz. Perşembe gününe, Rabbim ulaştırırsa ilk orucumuza başlayacağız. Şimdiden aziz milletimizin ve tüm İslam dünyasının Ramazan-ı Şerif ayını tebrik ediyorum. Rabbim bu mübarek ayı sağlıkla, huzurla ve bereketle idrak etmeyi nasip etsin. Hayırlara, birlik ve beraberliğe vesile kılsın inşallah” ifadelerini kullandı.
Bu yıl Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Ramazan ayı temasının “Ramazan, cami ve hayat” olarak belirlendiğini hatırlatan Bostancı, Safranbolu’nun tarihi ve manevi mirasına dikkat çekti.

“Safranbolu, tarihiyle, kültürüyle ve manevi iklimiyle müstesna bir şehir. Dünya miras kenti olan bir şehir. Bu güzel şehirde yaşamaktan dolayı mutluyuz. Safranbolulu olmaktan gurur duyuyoruz. Elhamdülillah Rabbimiz bize Safranbolu’da yaşamayı nasip etti” diyen Bostancı, ilçedeki tarihi camilerin önemine vurgu yaptı.

Bostancı, “Safranbolu’muzda tarihten bizlere miras kalan, ecdat yadigârı birbirinden kıymetli camilerimiz var. Bunlar Kazdağlıoğlu Cami, Köprülü Mehmet Paşa Camii, İzzet Mehmet Paşa Camii, Dağdelen Camii, Lütfiye Camii, Eski Camii, Ulu Camii, Taş Minare Camii ve burada ismini sayamadığımız daha nice tarihi camimiz bulunmaktadır. Bu camilerimizin her birinin ayrı bir hatırası, ayrı bir hikâyesi vardır. Safranbolu’nun hem dini hayatına hem de mimari kimliğine büyük katkılar sunmaktadırlar” dedi.

Yıl içerisinde çok sayıda yerli ve yabancı turistin bu camileri ziyaret ettiğini belirten Bostancı, Ramazan ayında camilerin minare ve şerefelerinin aydınlatılacağını ifade ederek, “İnşallah bu Ramazan ayında camilerimizin minarelerini ve şerefelerini aydınlatarak şehrimizin manevi iklimine ayrı bir güzellik katacağız. Bu vesileyle ecdadımıza şükranlarımızı arz ediyoruz. Hem tarihi hem mimari yönüyle böylesine kıymetli eserleri bizlere miras bıraktıkları için minnettarız” diye konuştu.

Hemşehrilerine çağrıda bulunan Bostancı, “Gelin, bu emanetlere sahip çıkalım. Camilerimizi koruyalım, yaşatalım, içini ibadetle ve dualarla dolduralım” ifadelerini kullandı.

Ramazan ayı hazırlıklarının tamamlandığını da belirten Bostancı, bu yıl Dedoğlu, Safa Mescidi, Bostanbükü Bahçelievler, Kavaklar ve Sultantepe Camii olmak üzere 5 camide hatimle teravih namazı kılınacağını açıkladı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin