Merkez üssü Kahramanmaraş olan ve 10 ili etkileyen depremin ardından başlatılan yardım kampanyaları devam ederken Karabük Üniversitesinde (KBÜ) eğitim gören uluslararası öğrenciler depremzedeler için 150 bin TL yardım topladı.
KBÜ Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezinde (TÖMER) eğitim gören yaklaşık bin 800 uluslararası öğrenci, 10 ili etkileyen depremin ardından bölgede bulunan vatandaşlara yardım etmek amacıyla yaklaşık 150 bin TL para toplayarak Afet ve Acil Durum Başkanlığına (AFAD) nakdi yardımda bulundu.
Yaşanan depremin ardından çok üzgün olduğunu belirten Kazakistanlı öğrenci Akniyet Bolatkyzy, “Türk halkı için çok endişelendik. İlk duyduğumuz zaman kendimizi kötü hissettik. Allah’ım size yardım etsin, tüm yaralananlara şifa versin. Onlar için dua ediyoruz” dedi.
Kendi ülkesinde böyle bir deprem görmediğini ifade eden Kazakistanlı öğrenci Aruzhan Kuanbayeva da “Depremi sosyal medyadan gördüğümde orada yaşayan insanlar için çok üzüldüm. Allah’ım yardımcıları olsun. Aileler evsiz, çocuklar annesiz ve babasız kaldı, çok üzgünüz” diye konuştu.
Filistinli Nara Siyam, Iraklı Ahmed Aladhqeem, Suriyeli Mofannad Alabdulrazaq, Kazakistanlı Nurtılek Abdıvalıev, depremzede çocukları düşündüklerini, herkesin elinden geldiğince depremzedelere yardımcı olması gerektiğini ve yaşanan depremin insanları birleştirdiğine dikkati çekti.
Mısırlı öğrenci Moamed Elnady ise, “Allah onların yardımcısı olsun. Onlar da bizim ailemiz, onlara yardım etmeliyiz. İnşallah bir daha böyle bir şey yaşanmaz” dedi. (Halil Kızılyer)


Uluslararası Öğrencilerden 150 Bin TL Destek
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


