"Türkiye’de tek" olan bu lisenin mezunları işsiz kalmıyor - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
19 Ekim, 2024 12:45 tarihinde yayınlandı
0
0

“Türkiye’de tek” olan bu lisenin mezunları işsiz kalmıyor

Türkiye’de tek olan “Tıbbi Cihaz Teknolojileri Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi”, cerrahi alet sektörünün nitelikli eleman ihtiyacını karşılıyor. Okuldan mezun olan her öğrenci, cerrahi alet sektöründe iş bulabiliyor.

Samsun’da 2018 yılında cerrahi el aleti üreten firmaların talepleri doğrultusunda proje okulu olarak açılan Tıbbi Cihaz Teknolojileri Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, tek olma özelliğini halen sürdürüyor. Okul, tıbbi alet üretiminde dünyada üçüncü, Türkiye’de ise ilk sırada yer olan Samsun’da faaliyet gösteren firmalara nitelikli eleman yetiştiriyor. 300 mevcudu olan, yılda 70 mezun veren okulda öğrenciler CNC makineleri, bilgisayarlar ve ekipmanlarla eğitim görerek bir klinikte veya ameliyat ortamında kullanılacak cerrahi aletlerin üretimini öğreniyor. Okuldan mezun öğrenciler, cerrahi el aleti sektöründe kolayca iş bulabiliyor.

“Mezun öğrencilerimizin tamamına istihdam garantisi”

Okul Müdürü Fatih Aydın, Medikal Sanayi İnovasyon Derneği(MEDİKÜM) ile yapılan protokol çerçevesinde, mezun öğrencilerin tamamına istihdam garantisinin verilebildiğini söyledi. Okuldan mezun olan öğrencilerin Solidworks ve Autocad tarzı çizim programlarını öğrendiklerinden, projelendirme çalışması yapan her türlü firmada çalışma imkanına sahip olduğunu ifade eden Aydın, “Türkiye’de tek olan okulumuza olan ilgi her yıl artıyor. Okulumuzda önümüzdeki yıldan itibaren pansiyonumuz devreye girecek. Türkiye’nin her yerinden öğrencilerin buraya gelmesi sağlanarak, okulumuzun sayısal olarak kapasitesinin artacağını düşünüyoruz” dedi.

“Geleceğimiz için garanti iş”

Öğrenci Murat Köse, “Buradan mezun olduğumda işim garanti olduğu için bu okulu tercih ettim. Okulda tornalama, kalıp imalatı gibi dersleri görüyoruz. Tıbbi cihaz malzemelerini üretmeyi öğreniyoruz. Diğer öğrencilere buraya gelmelerini öneriyorum. İş garantimiz var” dedi.

Öğrenci Büşra Nur Kabalı, “İleride mesleğim olsun diye bu okulu tercih ettim. Okulumuzda hastanelerde kullanılan cihazların üretimini öğreniyoruz. Okul bitince sanayide birçok iş imkanım var. Bu okula geldiğim için çok şanslıyım” şeklinde konuştu.

Üniversiteye devam edenlere ek puan

Öğrenci Sümeyra Odabaş, “Bu okula LGS puanımla geldim. Bu okuldan sonra üniversiteye gidersek ek puan gelme oluyor. Makine mühendisliği, biyomedikal mühendisliği gibi bölümler seçilirse ek puanlar geliyor. O yüzden burayı seçtim” ifadelerini kullandı.

Öğrenci Hümeyra Kartal ise “Bu okul nitelikli bir okuldur. Üniversite imkanı var. İş garantisi imkanı var. İstersem şu anda üniversite okuyabilirim, istersem bu iş üzerinden de yürüyebilirim. Bu işin eğitimini aldım” açıklamasında bulundu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay