Reklam
Reklam
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
16 Ekim, 2024 04:07 tarihinde yayınlandı
0

Türkiye’de ilk kez Trabzon’da yapıldı

TÜBİTAK 1001 Projesi “Enerji Etkin ve Depreme Dayanıklı CLT Kompozit Panel Geliştirilmesi” başlıklı çalışma çerçevesinde “Yeni Nesil Yerli ve Milli Ahşap Yapılarda Deprem Testi Deneyi” Türkiye’de ilk kez Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde (KTÜ) yapıldı.

KTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü, Yapı Sağlığı İzleme Laboratuvarında yapılan “Yeni nesil ve Milli ahşap yapılarda deprem testi deneyi” etkinliğine Trabzon Valisi Aziz Yıldırım, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, KTÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Çuvalcı, çalışmada yer alan öğretim görevlileri ve öğrenciler katıldı.

KTÜ Deprem ve Yapı Sağlığı Uygulama ve Araştırma Merkezi (DE-YAS) Müdürü Prof. Dr. Ahmet Can Altunışık, deneylerde 1990 yılından günümüze kadar meydana gelmiş depremlerin deprem ivme kayıtlarını uyguladıklarını belirterek, “2023 Kahramanmaraş depremlerinden sonra ülkemizde betonarme binalara alternatif yenilikçi yapı teknolojilerin geliştirilmesi ve ülkemize kazandırılması konusunda çok önemli girişimler olduğunu belirterek, “Çok önemli bir deney. 2023 Kahramanmaraş depremlerinden sonra artık ülkemizde betonarme binalara alternatif yenilikçi yapı teknolojilerin geliştirilmesi ve ülkemize kazandırılması konusunda Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın çok önemli girişimleri var. Biz de bu girişimlerin içerisinde yer alan teknik ekipte yer alıyoruz. Şu anda Türkiye’de betonarme yapılara ilave olarak yığma yapılar çelik yapılar hafif çelik yapılar prefabrik yapıların yanında ahşap yapılarında ülkemizde yeni bir sektör olması gerektiğini ahşap yapılarla depreme dayanıklı bina yapabileceğimizi daha önce bakanlıklara birçok raporumuzda sunmuştuk. Burada da bin bir projemiz kapsamında TÜBİTAK projemiz kapsamında bu hedefimize ulaşmanın son noktası olan sarsma masası deneylerini yaptık. Gerçekleştirmiş olduğumuz deneylerde 1990 yılından günümüze kadar meydana gelmiş Erzincan, Kocaeli, Van, İzmir, Elazığ, Malatya depremi gibi depremlerin deprem ivme kayıtlarını uyguladık. Buna ilave olarak ta Kahramanmaraş depremlerinde meydana gelmiş ve neredeyse 1.0g’e yaklaşan ivmeleri de en son noktada uygulayabildik. Gördük ki binamızın, ahşap yapımızın taşıyıcı sistem elemanlarında herhangi bir hasar oluşmuyor ve hasarlar daha çok bağlantı noktalarında ve yapının temel bölgelerinde bağlantılarında oluşuyor. Bu bizim için aslında rüya literatürüne uygun olan ve bizim de projemizde hedeflediğimiz bir nokta. Bu anlamda çok mutluyuz. Umuyorum ahşap yapılar ülkemizin bundan sonraki geleceğinde yeni yapı teknolojileri olarak yerini alır” dedi.

Türkiye’de ilk kez uygulanıyor

KTÜ Orman Endüstri Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Cenk Demirkır da dünyada yaygın olarak kullanılan yüksek katlı ahşap yapıların ülkemizde de yerli ve milli olarak üretilecek bir çalışmayı ortaya koymaya planladıklarını kaydederek, “Türkiye’de ilk kez uygulanıyor. TÜBİTAK destekli bir araştırma projesi. Bu araştırma projesi kapsamında dünyada yaygın olarak kullanılan yüksek katlı ahşap yapıların ülkemizde de yerli ve milli olarak üretilecek malzemeleriyle birlikte yüksek katlı yapılara uygun bir şekilde üretilebileceğini göstereceğimiz bir çalışma ortaya koymaya planladık. Araştırmamızın neticesinde yerli ve milli olarak üretilen yapısal ahşap malzemenin Türkiye şartlarında depreme dayanıklı yüksek katlı yapılarda kullanılabileceğini TÜBİTAK destekli proje kapsamında sonuçlanmasıyla birlikte ortaya koymuş olduk. Bu hem Türkiye için bir ilk hem de betonarme ile alakalı olarak artık sürekli beton sektörüne alternatif olarak aranan bir dönemde artık yeni alternatif malzemelerin hangileri olabileceği konusunda bir takım çalışmalarla birlikte ahşabın bunlar içerisinde en önemli alternatif olacağını ve ülkemizde de kullanımıyla birlikte ye yaygınlaşmasını ve farkındalığın artmasını önemsiyoruz” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
diyalizde su israfina son verecek proje beundan surdurulebilir saglik hamlesi OxOERNcp
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
05 Haziran, 2026 16:37 tarihinde yayınlandı
0 0

Diyalizde su israfına son verecek proje, BEUN’dan ’Sürdürülebilir Sağlık’ hamlesi

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı Başkanı Dr. Yasin Öztürk, iklim krizine karşı sağlık sektörünün karbon ayak izini düşürmek ve hemodiyaliz ünitelerindeki su israfını önlemek amacıyla “Ters Osmoz (RO) Atık Suyu Geri Kazanım Projesi”ni hayata geçirdiklerini duyurdu.

1-7 Haziran Sıfır Atık Haftası ve 5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında, BEUN ev sahipliğinde bu yıl ikinci kez 6 Haziran günü sağlık hizmetlerinin ekolojik boyutu sempozyumla ele alınacak.

Çevreci Yeşil Diyaliz Derneği yönetiminde de aktif rol alan Dr. Yasin Öztürk, iklim krizinin yalnızca çevresel değil, doğrudan bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çekti.

İnsanlığın doğaya saldığı karbon gazlarının oluşturduğu sera etkisi ve küresel ısınmanın bedelini ödediğini belirten Öztürk, sağlık alanında 1990’lı yıllardan itibaren başlayan ekolojik farkındalığa vurgu yaptı.

Öztürk, “Hastaları tedavi ederken kullandığımız enerji, su, tıbbi malzeme ve oluşturduğumuz atıklar nedeniyle sağlık sektörünün de önemli ölçüde karbon salınımına neden olduğu fark edildi. Bir yandan iklim krizinin neden olduğu hastalıklarla mücadele ederken, diğer yandan farkında olmadan iklim krizini artıran faaliyetlerin içinde yer alabiliyoruz. Bu doğrultuda dünyada ’Sürdürülebilir Sağlık Hizmetleri’ ve ’Yeşil Tedavi’ kavramları gelişmeye başladı” ifadelerini kullandı.

Hemodiyalizde atık su geri dönüştürülüyor

Ömür boyu süren diyaliz tedavilerinde su, enerji tüketimi ve karbon ayak izinin devasa boyutlara ulaştığını belirten Dr. Öztürk, klinik uygulamalarda çevre dostu ve kaynak etkin stratejileri acilen devreye almanın zorunlu olduğunu ifade etti.

Bu kapsamda atılan somut adımı paylaşan Öztürk, “Hemodiyaliz ünitelerinde ortaya çıkan yüksek miktardaki su israfını önlemek amacıyla ’Ters Osmoz (RO) Atık Suyu Geri Kazanım Projesi’ni devreye aldık. Sistemden çıkan deşarj suyunu ham su tanklarına entegre ederek geri dönüştürdüğümüz bu proje sayesinde, hem tonlarca su tasarrufu sağlıyor hem de merkezin karbon ayak izini doğrudan aşağı çekerek döngüsel sağlık hizmetine somut bir örnek sunuyoruz” dedi.

Üniversitenin yeşil kampüs başarısı

İklim kriziyle mücadelenin tüm toplumun ortak sorumluluğu olduğunu belirterek Eren Enerji çevre mühendisleri ve BEUN Genç TEMA Topluluğu’nu da sürece dahil ettiklerini belirten Öztürk, BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer’in çevre vizyonuna da değindi.

Öztürk, BEUN’nün UI GreenMetric dünya sıralamasında ilk 300’e girerek “Sıfır Atık” ve “Yeşil Kampüs” alanlarında Türkiye’nin en öncü üniversitelerinden biri olduğunu tescillediğini hatırlatarak, sözlerini şöyle tamamladı:

“Artık sadece hastalarımızın sağlığını değil, onların yaşayacağı dünyanın sağlığını da düşünmek zorundayız. Sağlıklı insanlar için sağlıklı bir çevreye ihtiyacımız var. Hastalarımızı tedavi ederken gezegenimizi de korumayı öğrenmek zorundayız.”

Bizi sosyal medyadan takip edin