Karabük Postası tarafından
26 Nisan, 2017 07:14 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Türkiye şampiyonu kızlara davullu zurnalı karşılama

ZONGULDAK ’ın Ereğli ilçesinde üst üste ikinci kez Türkiye şampiyonu olan Karadeniz Ereğli Merkez Anadolu Lisesi Kız Futbol takımı, ülkemizi dünya şampiyonasında temsil etmeye hak kazandı. Türkiye şampiyonası dönüşü kız futbol takımı antrenör ve oyuncularına Ereğli Merkez Anadolu Lisesi bahçesinde davullu zurnalı karşılama yapıldı. Karşılamaya Ereğli ilçe Milli Eğitim Müdürü Numan Korkmaz, Ereğli Gençlik Hizmetleri ve Spor ilçe Müdürü Serkan Keleş, Okul Müdürü Salih Çeliksoydan, şube müdürleri, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Karadeniz Ereğli İlçe Milli Eğitim Müdür Numan Korkmaz Türkiye şampiyonu olan sporcuları tek tek tebrik ederek, antrenörlerine çiçek takdim etti. Dünya şampiyonasına katılacak olan öğrencilerin derece ile döneceklerine inandığını belirten Ereğli İlçe Milli Eğitim Müdürü Numan Korkmaz sporculara başarılar diledi. Korkmaz, “Bu kadro ikinci kez ilçemize Türkiye Şampiyonasını getirdi. Ben dünya şampiyonasında da derece ile döneceğinize inanıyorum. Öncelikle sizi tebrik ediyorum, sizlerle ne kadar iftihar etsek az, akademik anlamda olduğu kadar kültürel ve sosyal anlamda da ilçemizdeki başarıyla bizi temsil ettiğiniz için tekrar teşekkür ediyor ve başarılarınızın devamını diliyorum” dedi. Hayallerini gerçekleştireceklerini belirten Takım Kaptanı Rabia Civan Dünya şampiyonasına çok çalışacaklarını söyledi. Civan konuşmasın da şu ifadelere yer verdi: "İki defa ülkemizi temsil etmeye hak kazandık, o yüzden hayalimizi de gerçekleştireceğiz, üç adam melekleri olarak, umarım bundan sonrası bizim için çok daha güzel olur. Bir maç kaybettik, aslında çok iyiydik ama Allah’ın takdiri olmayınca olmuyor. Maçın genelinde biz oynadık zaten, atak yaparken bir anda yakalandık, beklenmedik bir toptu. Onlar bile yendiklerine şaşırdılar. Bizim için sorun değildi o kayıp, döndürebileceğimizi biliyorduk. Mayıs’ta gerçekleşecek dünya şampiyonasında her zaman olduğu gibi, Türk’ün gücü vardır. O yüzden kendimizden bir şüphemiz yok, çok daha güzel çalışacağız ve oradan da güzel bir sonuçla döneceğiz." Kız futbol takımı antrenörü Erkan Kılıçarslan ise dünya şampiyonasına giden ilk takım olacaklarını vurguladı. Kılıçarslan konuşmasında, "İki sene peş peşe Türkiye Şampiyonu olmak nasip oldu, bir de Avrupa, dünya şampiyonasına giden ilk takım olacağız. Bu sene çok daha zor oldu ama yeniden Türkiye Şampiyonu olduk. Destek olanlar çoktu, kalkıp Kırşehir’e maça gelen insanlara da ayrı ayrı teşekkür ederiz. Bu bizim değil, okulumuzun başarısı, okulumuzun her bir ferdinin başarısı, müdürüne, öğretmenine, öğrencisine kadar hepsinin ayağına sağlık. Velilerimize ve bizi buraya gelerek onurlandıran İlçe Milli Eğitim Müdürümüze, Gençlik Spor İlçe Müdürlerimize ve şube müdürlerimize çok teşekkür ediyorum. Allah nasip ederde orada derece yaparak, ülkemizi en güzel şekilde temsil edip, Mayıs Ayını da bu başarıyla taçlandırmak istiyorum" ifadelerine yer verdi. Konuşmaların ardından sporcular davul zurna eşliğinde oynayarak şampiyonluğu kutladılar.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.