Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
26 Kasım, 2019 11:31 tarihinde yayınlandı
0

Türk Sağlık-Sen’den Döner Sermaye açıklaması

Türk Sağlık-Sen Karabük Şube Başkanı Sadık Doğdu, “Döner sermaye sisteminde ısrarla kapsamı dar tutarak, genel sorunlara çözüm getirmeyen ve çalışanların talepleri ile uyuşmayan günü kurtarma düzenlemeleri yapılmaktadır” dedi.

Sosyal medya hesabı üzerinden bir açıklama yapan Türk Sağlık-Sen Şube başkanı Sadık Doğdu, Sorunun büyüklüğü ve karmaşıklığı göz önüne alındığında döner sermaye sisteminin baştan aşağıya yenilenmesinin zaruri olduğunun  ortaya çıktığını ifade ederek,

“Sadece çalışanlar açısından bakıldığında bile hiç bir çalışanın memnun olmadığı, 5-6 yıl öncesinde alınan performans ödemelerinin mumla arandığı ve 5-10 TL gibi trajik ödemelerin yapıldığı bir sistemin var olduğu görülmektedir.

Çalıştıkça artacak denilen döner sermayenin iş yükü artıkça azalmıştır. Hastanelerle ilgili birleştirme, taşınma gibi durumlarda sürekli olarak döner sermaye sistemi üzerinden çalışanların alın terlerine adeta el konulmaktadır.

Kısacası döner sermaye sistemi yürütülemez bir hale gelmiştir. İşte bu sebepledir ki biz uzunca bir süredir döner sermaye sisteminde kapsamlı bir değişikliğe gidilerek mevzuatın yenilenmesi gerektiğini söylüyoruz.

Döner sermaye sorununa, tüm çalışanları kapsayacak bir biçimde çözüm getirilmesini ısrarla savunuyoruz. Bu anlamda temel beklentimiz çalışanların performans ödemelerinin arttırılması ve döner sermayelerin emekliliğe yansıtılmasıdır” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin