Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
17 Haziran, 2014 14:57 tarihinde yayınlandı
0

Türk Eğitim-Sen Üniversite Temsilciliği Bürosu Açıldı

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk Rektör Prof. Dr. Burhanettin Uysal’a nezaket ziyaretinde bulundu.

Rektörlük Makamında gerçekleştirilen ziyarete; Genel Başkan İsmail Koncuk, Türk Eğitim-Sen Karabük Şube Başkanı Ahmet Turgut Kurtoğlu ve Türk Eğitim-Sen üyeleri katıldı.

Yoğun çalışma temposu içerisinde kendilerine zaman ayırdığı için Rektör Prof. Dr. Burhanettin Uysal’a teşekkür eden Türk Eğitim-Sen Karabük Şube Başkanı Ahmet Turgut Kurtoğlu; “Değerli Rektörümüz hem eğitim alanında hem de nüfus artışı konusunda Karabük’e çok fazla değer kazandırdı. Ben Karabük’e ve Karabük Halkına kazandırdığı değerlerden dolayı kendisine çok teşekkür ediyorum.” dedi.

Türk Eğitim-Sen’in Üniversitede açmış olduğu üniversite temsilciliğinin hayırlara vesile olmasını temenni eden Rektör  Prof. Dr. Burhanettin Uysal; “Yaklaşık yirmi yıldır Karabük’te Karabük Halkı ile beraber burayı bir üniversite şehri yapmak için çalışıyoruz. Aslında Karabük Üniversitesi kurulduğu arazi üzerinde değil, Karabüklünün gönlünde kurulmuştur. Maddi imkânları olanlar bu kuruluşa maddi anlamda katı sağlarken, maddiyatı olmayan insanlar ise hep bir gönülden dua ettiler ve Karabük Üniversitesi kısa zamanda Türkiye’nin parlayan yıldızı haline geldi. Fiziki mekânlarımızın belki de % 70’i Karabük halkı tarafından yapılmıştır. Bu konudaki desteklerini bizlerden hiçbir zaman eksik etmeyerek bugün kısa zamanda fark edilen bir üniversite olmamıza katkı sağladılar.” diyerek Üniversitemiz hakkında kısa bilgiler verdikten sonra; “Ben tekrardan Üniversite temsilciliğinizin hayırlı olmasını temenni ediyorum. Karabük Üniversitesi Rektörlüğü olarak çalışanlarımızın sosyal-kültürel yönlerinin gelişmesi ve maddi imkânlarının iyileşmesi ile hayat standartlarının daha da yükselmesi için elimizden geleni yapmaya hazırız.” dedi.

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk; “Son zamanlarda özellikle Karabük Üniversitesi yapmış olduğu ilklerle dikkatleri çeken bir üniversite haline geldi. Sosyal medyadan da takip ettiğim Karabük Üniversitesi’nde gördüğüm kadarıyla burada okuyan öğrencilere, öncülük eden birileri var. Karabük artık sadece demir çelik sektörü ile değil artık Karabük Üniversitesi ile de anılan bir yer olacaktır. Ben şahsım adına Sayın Rektörümüze yapmış olduğu tüm çalışmalar, Karabük’e ve Karabük halkına sağlamış olduğu katkılardan dolayı teşekkür ediyorum.” dedi.

Makamda gerçekleşen ziyaret sonrası Rektör Prof. Dr. Burhanettin Uysal, Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Türk Eğitim-Sen Karabük Şube Başkanı Ahmet Turgut Kurtoğlu ve Türk Eğitim-Sen üyeleri ile birlikte, Üniversite  Rektörlük Binası’nda bulunan Türk Eğitim-Sen’in Karabük Üniversitesi Temsilciliği Bürosu’nun açılışına geçtiler.  Türk Eğitim-Sen’in Karabük Üniversitesi Temsilciliği Bürosunda gerçekleşen kısa sohbette üniversitelerde bulunan akademik ve idari personellerin sorunlarına değinen  Genel Başkanı İsmail Koncuk, en kısa zamanda bu sorunların çözüme kavuşturulacağını ifade etti.

Açılışın ardından Rektör Prof. Dr. Burhanettin Uysal,  Genel Başkan İsmail Koncuk ve beraberindekilerle Üniversite Botanik Bahçesi’ne geçerek burada  ağaç diktiler. İsmail Koncuk’a ağaç sertifikasını Rektör Prof. Dr. Burhanettin Uysal takdim etti.

 

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay