Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
30 Kasım, 2019 10:57 tarihinde yayınlandı
0

TÜED Başkanı Bulut’tan promosyon uyarısı

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile bankalar arasında 2017’de imzalanan protokolle ilk defa toplu olarak başlatılan emeklilere banka promosyonu uygulaması  3 yılını da doldurdu.

Yeni yılda promosyon için bankalarla tekrar masaya oturacak emekliler, yeni sözleşmede rakamların ekonomik koşullar dikkate alınarak, artırılmasını talep ederlerken,  Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Karabük Şube Başkanı Celal Bulut, “Üç yıllığına, bin lira aylık alanlara 300, bin ile 2 bin lira arasında aylık alanlara 375, 2 bin lira üzeri aylık alanlara ise 450 lira olarak uygulanan banka promosyonda birçok emeklinin sözleşme süresi 2020’de sona ermekte, emeklilerimiz  bu konuda TÜED genel merkezi ve Karabük Şubemizden gelecek duyurulara dikkat etsinler “ dedi

Genel Merkezin  konuyla ilgili çalışma yaptığını belirten Türkiye Emekliler Derneği Karabük Şube Başkanı  Celal Bulut,  “Emeklilere banka promosyonu verilmesi için yıllarca mücadele verdik, bin ile 2 bin lira arasında aylık alanlara üç yıllığına ödenen 375 liralık promosyonun, aylık 10 lira civarına gelmekte, bu komik rakamlar artık yerini daha reel rakamlara bırakmalı, bu promosyonlar, günümüzün ekonomik şartlarında anlamını yitirmiştir. Artık bankaların tek taraflı dayatmalarına izin verilmemeli. Banka promosyonlarının tespitinde, kamu çalışanlarına yapılan ödemeler de dikkate alınmalı. Emeklilerin banka promosyonları, yeni yılda SGK, bankalar ve derneğimizce oluşturulacak bir komisyon tarafından günün koşulları dikkate alınarak artırılması şarttır” dedi

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin