Reklam
Reklam
trabzonsporun deplasman kabusu vKQ6Oei7
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
17 Şubat, 2025 16:37 tarihinde yayınlandı
0

Trabzonspor’un deplasman kabusu

Trabzonspor, Harika Lig’de iç alandaki âlâ performansıyla dikkat çekerken, deplasmanda ise önemli bir düşüş yaşıyor. Karadeniz takımı, konutundaki başarılı oyununu deplasman maçlarında sergileyemiyor.

Bordo-mavililer, bu dönem Muhteşem Lig’de dış alanda oynadığı 11 maçta galibiyet alamazken, 5 beraberlik ve 6 yenilgiyle sıfır çekti. Bu sonuçlarla dış alandaki makus performans, Trabzonspor’un ligdeki amaçlarına ulaşmasını zorlaştırıyor. İç alanda ise tam karşıtı bir tablo mevcut. Trabzonspor, konutundaki oyunuyla yükseliyor. 7 galibiyet, 3 beraberlik ve yalnızca 1 yenilgiyle 24 puan toplayarak iç alanda adeta bir güç gösterisi yaptı.

Trabzonspor’un toplamda kazandığı 29 puanın 24’ü konutundan, yalnızca 5 puanı ise deplasmandan geldi. Bu istikrar, Trabzonspor’un dış alanda harcadığı puanları iç alanda kazanmasıyla dikkat çekiyor. Lakin iç saha başarısı, deplasmandaki düşüşün önüne geçemiyor ve bu dengesizlik, kadronun bu sezonki amaçları için büyük bir mahzur oluşturuyor.

Geride kalan 50 dönemin en düşük puan ortalaması

Trabzonspor, bu dönem deplasmanda tarihinin en güç günlerini yaşarken 0.45 puan ortalamasıyla geride kalan 50 dönemin en düşük dış saha puan ortalamasıyla gayret ediyor. Karadeniz takımı dış alanda 9 gol atarken kalesinde ise 16 gol gördü ve 0.82 üzere düşük bir gol ortalaması elde etti.

Karadeniz temsilcisi, bu performansla ligde Hatayspor ile birlikte deplasmanda galibiyeti bulunmayan iki kadrodan bir tanesi pozisyonunda.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin