Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
18 Mayıs, 2015 08:52 tarihinde yayınlandı
0

Tosya’da Vatandaşlar Köy Yerinin Değişmesini İstiyor

KASTAMONU ’nun Tosya ilçesinde, Karapürçek Köyü sakinleri yol ve arazi şartlarından dolayı köyün yerinin değiştirilmesini istiyor.
Tosya ilçesine bağlı Karapürçek köyünde vatandaşlar kış aylarında yaşadıkları olumsuzluklar, yolların ulaşıma elverişsiz olmasının yanı sıra heyelan riski bulunması nedeniyle resmi makamlara müracaat ederek köylerinin başka bir alana taşınmasını istedi. Yaklaşık 35-40 hanenin bulunduğu Karapürçek köylüleri, Tosya ilçesine yaklaşık 9 km mesafede bulunan Karapürçek köyünün hemen yakında bulunan 80 bin metrekare alandaki düz araziye taşınmasını istedi. Geçmiş yıllarda geçimlerini cevizcilik yaparak sağlayan ve ilçenin ceviz ihtiyacının neredeyse tamamının karşılandığı köyde sulama deposunun bulunmaması nedeniyle ceviz ağaçları da kurumu riski ile karşı karşıya.
Ceviz ağaçlarının çokluğu nedeni ile cevizli köyü olarak ta bilinen Karapürçek Köyü sakinlerini, “Bizim köyümüz bundan kısa bir süre önce Tosya’nın ceviz ihtiyacını karşılıyordu. Fakat şu anda gördüğünüz gibi köyde sulama depomuz olmadığı için ceviz ağaçlarının birçoğu kurudu. Eğer köyümüze bir su deposu yapılırsa, köyümüz tekrardan Tosya’nın ceviz ambarı olur” diye konuştu.
Köy sakinleri yaptıkları resmi müracaatın ardından Kastamonu Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü’nden gelen heyetin köylerine gelerek inceleme yaptığını ve mevcut yerleşim yerlerinin iskan için uygun olmadığı yönünde rapor verdiğini ifade etti. Köy sakinleri ayrıca gelen heyetin köyün acilen yerinin değiştirilmesi yönünde rapor tuttuklarını dile getirdi. Köy sakinleri tutulan rapor doğrultusunda mevcut yerinin alt kısmında bulunan 80 bin m2 alana taşınmayı istedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin