KASTAMONU ’nun Tosya ilçesinde, Karapürçek Köyü sakinleri yol ve arazi şartlarından dolayı köyün yerinin değiştirilmesini istiyor.
Tosya ilçesine bağlı Karapürçek köyünde vatandaşlar kış aylarında yaşadıkları olumsuzluklar, yolların ulaşıma elverişsiz olmasının yanı sıra heyelan riski bulunması nedeniyle resmi makamlara müracaat ederek köylerinin başka bir alana taşınmasını istedi. Yaklaşık 35-40 hanenin bulunduğu Karapürçek köylüleri, Tosya ilçesine yaklaşık 9 km mesafede bulunan Karapürçek köyünün hemen yakında bulunan 80 bin metrekare alandaki düz araziye taşınmasını istedi. Geçmiş yıllarda geçimlerini cevizcilik yaparak sağlayan ve ilçenin ceviz ihtiyacının neredeyse tamamının karşılandığı köyde sulama deposunun bulunmaması nedeniyle ceviz ağaçları da kurumu riski ile karşı karşıya.
Ceviz ağaçlarının çokluğu nedeni ile cevizli köyü olarak ta bilinen Karapürçek Köyü sakinlerini, “Bizim köyümüz bundan kısa bir süre önce Tosya’nın ceviz ihtiyacını karşılıyordu. Fakat şu anda gördüğünüz gibi köyde sulama depomuz olmadığı için ceviz ağaçlarının birçoğu kurudu. Eğer köyümüze bir su deposu yapılırsa, köyümüz tekrardan Tosya’nın ceviz ambarı olur” diye konuştu.
Köy sakinleri yaptıkları resmi müracaatın ardından Kastamonu Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü’nden gelen heyetin köylerine gelerek inceleme yaptığını ve mevcut yerleşim yerlerinin iskan için uygun olmadığı yönünde rapor verdiğini ifade etti. Köy sakinleri ayrıca gelen heyetin köyün acilen yerinin değiştirilmesi yönünde rapor tuttuklarını dile getirdi. Köy sakinleri tutulan rapor doğrultusunda mevcut yerinin alt kısmında bulunan 80 bin m2 alana taşınmayı istedi.


Tosya’da Vatandaşlar Köy Yerinin Değişmesini İstiyor
Prof. Dr. Nafiz Maden: “Mavi Vatan Yasası Türkiye’nin denizlerdeki haklarını güçlendirecek”
Gümüşhane Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nafiz Maden, gündemdeki Mavi Vatan Yasası’nın Türkiye’nin denizlerdeki egemenlik haklarını güçlendirecek stratejik bir adım olduğunu söyledi.
Doğu Akdeniz’deki enerji rekabeti, deniz yetki alanları ve bölgesel güvenlik politikalarının yeniden gündeme geldiği süreçte değerlendirmelerde bulunan Maden, Türkiye’nin deniz yetki alanlarının uluslararası hukuk çerçevesinde kayıt altına alınmasının önemli olduğunu belirtti. Maden, “Mavi Vatan Yasası’nın TBMM gündemine gelmesi Türkiye’nin denizci ülke olma hedefi açısından oldukça önemlidir. Bu yasa ile deniz yetki alanlarımızın netleşmesi, egemenlik haklarımızın korunması ve enerji politikalarımızın güçlenmesi hedeflenmektedir” dedi.
Doğu Akdeniz’de son yıllarda artan enerji rekabetine dikkat çeken Maden, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin ilan ettiği bazı ruhsat sahalarının Türkiye’nin Mavi Vatan sınırlarıyla çakıştığını ifade etti. Türkiye’nin son yıllarda envanterine kattığı sondaj ve sismik araştırma gemileriyle sahada güçlü bir varlık ortaya koyduğunu kaydeden Maden, “Bugün kendi sondaj filosuna sahip, arama ve sondaj faaliyetlerini bağımsız şekilde sürdürebilen bir ülke konumuna geldik” diye konuştu.
Libya ile imzalanan deniz yetki anlaşmasının stratejik önem taşıdığını belirten Maden, Doğu Akdeniz’de planlanan enerji koridorlarının Türkiye’nin deniz yetki alanlarını doğrudan ilgilendirdiğini söyledi. Denizcilik Bakanlığı’nın yeniden kurulmasının önemine de değinen Maden, enerji, güvenlik ve deniz ticaretine ilişkin politikaların tek çatı altında yönetilmesinin Türkiye’ye stratejik avantaj sağlayacağını ifade etti. Karadeniz’de yürütülen enerji çalışmaları ile Somali açıklarındaki arama faaliyetlerine dikkat çeken Maden, üniversitelerin oşinografi, deniz jeolojisi ve jeofiziği ile uluslararası deniz hukuku alanlarında daha fazla çalışma yapması gerektiğini sözlerine ekledi.
“Denizcilik Bakanlığı’nın yeniden işlevli hale getirilmesi önemlidir”
Mavi Vatan Yasası ile ilgili açıklamalarda bulunan Gümüşhane Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nafiz Maden, “Denizci ülke olma ülküsünün bir sonucu olarak Kurban Bayramı’ndan sonra Mavi Vatan Yasası’nın Büyük Millet Meclisi’nde gündeme alınması önemli olmuştur. Ancak bu yasanın 2026’da hâlâ konuşuluyor olması bir eksikliktir. Bunun sebepleri arasında 1928 yılında Yavuz zırhlısının tamiratı sırasında yaşanan usulsüzlükler ileri sürülerek “Bahriye Nezareti” yani Denizcilik Bakanlığı’nın lağvedilmesinde aramak gerekir. Bu nedenle Denizcilik Bakanlığı’nın yeniden işlevli hale getirilmesi önem taşımaktadır. Mavi Vatan’daki egemenlik haklarımızın uluslararası hukuka uygun şekilde kayıt altına alınması da oldukça önemlidir. 1974’ten itibaren Adalar Denizi ve Doğu Akdeniz’de yaşanan 6 mil-12 mil karasuları sorunu bizi çok fazla yormuştur. Bu durum uluslararası hukuktan doğan haklarımızın kaybolmasına neden olmuştur” dedi.
“Deniz yetki alanlarımız kayıt altına alınacak”
Yasayla birlikte egemenliği devredilmemiş adaların da önemli hale geleceğinin altını çizen Gümüşhane Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nafiz Maden, “Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un, ’Yunanistan’ın egemenlik hakları mevzu bahis olduğunda onların yanında yer alacağız’ sözü manidardır. Buradaki asıl konu, Avrupa Birliği ülkelerinin Türkiye’ye karşı takındıkları tavırdır. Doğu Akdeniz’de Meis Adası nedeniyle Türkiye’nin Antalya Körfezi’ne Sevilla Haritası’yla mahkûm edilmesine karşı en büyük duruş, Mavi Vatan doktrini ve Mavi Vatan Yasası’dır. Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz tarafından 2006 yılında ortaya atılan Mavi Vatan doktrini ile Türkiye’nin çevre denizlerindeki hakları ortaya konmuştur. Bugün de bunun sonucu olarak Mavi Vatan Yasası gündeme gelmiştir. Bu yasayla deniz yetki alanlarımız kayıt altına alınacak, egemenliği devredilmemiş adalarımız ismen zikredilecektir. Ayrıca yasa, Doğu Akdeniz’de Yunanistan, İsrail, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve bunlara destek veren Avrupa Birliği ülkelerine karşı önemli bir duruş olacaktır” diye konuştu.
“Adalar Denizi’nin özel statüsünü pekiştirmiş olacağız”
Doğu Akdeniz’deki enerji varlığının önemine de değinen Prof. Dr. Nafiz Maden, “2000’li yıllardan itibaren Doğu Akdeniz’deki enerji varlığı büyük devletlerin ilgisini artırmıştır. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Lübnan, İsrail ve Mısır’la yaptığı Münhasır Ekonomik Bölge anlaşmaları deniz yan sınırı krizlerini ortaya çıkarmıştır. Türkiye de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Libya ile anlaşmalar yapmıştır. İsrail doğal gazını Avrupa’ya taşımayı amaçlayan EastMed projesinin Türkiye’nin deniz yetki alanlarından geçmesi nedeniyle Libya anlaşmasının lağvedilmesi için girişimlerde bulunulmaktadır. Biz Ege ve Adalar Denizi’ni Anadolu’nun doğal uzantısı olarak görüyoruz. Yunanistan’ın adaları silahlandırması da uzun süredir gündemdedir. Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Araştırma Merkezi öncülüğünde hazırlanan deniz mekânsal planlama haritası da bu süreçte önemli hale gelmiştir. Mavi Vatan Yasası ile deniz yetki alanlarımızı daha net görecek ve Adalar Denizi’nin özel statüsünü pekiştirmiş olacağız” ifadelerini kullandı.


