Karabük Postası tarafından
25 Mayıs, 2022 08:38 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

Topraktan Sofraya Uzanan Yolculuk

Karabük’te yaklaşık 500 dekar alanda üretimi yapılan ve topraktan sofraya kadar uzanan yolculukta çeltik ekiminin imece usulü ile çiftçinin su dolu tarlalar içindeki meşakkatli serüveni başladı. Karabük’ün en büyük çeltik yetiştiricisi olan Halit Gömeç tarafından 300 dekar alanda yapılan çeltik ekimi başladı. Suyla dolu tarlalarda çamurun içine girilerek imece usulü yapılan çeltik ekimi bu yıl hava şartları nedeniyle 10 gün gecikmeli olarak başladı. İHA muhabirine konuşan çiftçi Halit Gömeç, 300 dönüm arazide 4 kardeş olarak çeltik ekimi yaptıklarını söyledi. Mevsim şartları elverişli olduğu takdirde Eylül ayında da güzel bir hasat beklediklerini belirten Gömeç, “2021 yılında üretmiş olduğum üründen yüzde 40 oranında gelir elde ederken, bu gelir 2022’nin ekiminde mazot, gübre masraflarında kendimizi ancak idame edebildik. Geçen yılın birikimlerini bu yılın zamları eritti” dedi. Havaların iyi gitmemesi durumunda çeltik için durumun kötü olduğunu kaydeden Gömeç, “Bu hava şartları ile geçen yıl ki üretimi yakalayabilme durumumuz yok. Geçen yıl Osmancık çeşidinden ortalama dekara 600 kilo üretim yapmıştık. Bu yıl Tarım ve Orman Müdürlüğünden hibeli tohum desteği geldi. İki çeşit tohum desteği uyguluyoruz. Onu deneyeceğiz” diye konuştu. “Hep suyun içerisindeyim” Çeltik ekiminin zorluklarından bahseden Gömeç, şunları söyledi: “Sabah 9.30 gibi başlıyoruz tohum atmaya. Arkadaşım tohumları doldurmama yardım ediyor. Öğle yemeği ve namaz vakitleri dışında hep suyun içerisindeyim. Kimi zaman düşer, kimi zaman kalkarsın. Ayağını böcek de ısırır. Bu suyun içinde her türlü canlı var. O canlı ile bizde mücadele ediyoruz. Hayat mücadelesi, yapacak bir şey yok. Tarım sektöründe ağır bir emeği olan ürün yetiştirmedir.” (İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
03 Şubat, 2026 16:52 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Dünya Sulak Alanlar Günü’ne OMÜ’den bilimsel katkı: Kızılırmak Deltası kitapla anlatıldı

Türkiye’nin en önemli sulak alanlarından biri olan Kızılırmak Deltası, Dünya Sulak Alanlar Günü’nde yayımlanan kapsamlı bir bilimsel eserle mercek altına alındı. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) öğretim üyeleri Prof. Dr. Cevdet Yılmaz ve Prof. Dr. Ali Kemal Ayan’ın editörlüğünü yaptığı "Kızılırmak Deltası-Doğa ve İnsan" adlı kitap, 25 bilim insanının katkısıyla 15 bölümden oluşuyor.
Sulak alanlar ve yayınladıkları kitap hakkında bilgi veren OMÜ Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Cevdet Yılmaz, "Her yıl 2 Şubat’ta kutlanan Dünya Sulak Alanlar Günü, dünyadaki göller, sulak alanlar ve sucul ortamlara dikkat çekmek adına biz bilim insanları için önemli bir fırsattır. Sulak Alan kavramı; nehirler, göller, bataklıklar, sazlıklar, geçici su birikintileri, turbalıklar ve bataklıklar gibi habitatları kapsar. Sulak alanlar yeryüzündeki en hassas ekosistemlerin başında gelir. Biyolojik çeşitliliğin sürdürülmesinde, suyun doğal filtrelemesinde, yeraltı suyu rezervlerinin dengelenmesinde ve özellikle kuşlar başta olmak üzere canlılar için yaşam alanı olarak hayati rol oynarlar. Bu kadar önemli ve hassas ekosistemler olmalarına karşılık sulak alanların da karşı karşıya olduğu birçok problem vardır. Bunların başında tarım arazisine dönüştürmek için kurutma, hızlı kentleşmeye bağlı olarak iskâna açma, altyapı projeleri sonucu atıklarla kirletilmeleri gelir. Günümüzde en önemli tehdit ise iklim değişimi sonucu gerçekleşmekte olan kuraklık tehdididir. Sulak alanların uluslararası düzeyde tanınması ve korunması yolunda atılan en önemli adım, 1971’de İran’ın Ramsar kentinde imzalanan Ramsar Sözleşmesi’dir. Türkiye, 1994’te bu sözleşmeye taraf olmuş ve hâlihazırda 14’ü Ramsar Alanı statüsünde olmak üzere ülkemizde yaklaşık 136 sulak alanı koruma altına almıştır" dedi.

"Türkiye’deki en önemli Ramsar alan Kızılırmak Deltası"
Türkiye’de yer alan en önemli Ramsar alanın Kızılırmak Deltası olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Cevdet Yılmaz, "Kızılırmak Deltası aynı zamanda UNESCO Dünya Doğal Miras Alanları listesine girmek için aday bir sahadır. Bizler 25 bilim insanı olarak 15 Bölümde Kızılırmak Deltası’nı en kapsamlı şekilde araştırarak bu eseri meydana getirdik. Kitap Ondokuz Mayıs Üniversitemiz tarafından yayınlanmış güzel bir tevafuk olarak da bugün yani 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü’nde üniversitemiz kütüphane görevlileri aracılığıyla matbaadan elimize ulaşmış bulunmaktadır. Emeği geçen herkese teşekkür ediyor, kitabın Samsun’a ve bilim camiasına hayırlı olmasını diliyoruz. Bu kitap UNESCO Dünya Miras Listesi’ne aday olan Kızılrmak Deltası ile ilgili olarak bugüne kadar yayınlanan en kapsamlı çalışmalardan biri olup, Kızılırmak Deltası’nın UNESCO adaylık sürecine güçlü bir katkı sunacağına inanıyoruz" diye konuştu.

"Araştırmacılara, karar vericilere ve doğa dostlarına yol gösterici olmasını temenni ediyoruz"
Kitabın diğer editörü ve aynı zamanda bölüm yazarlarından biri olan OMÜ Ziraat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Kemal Ayan da kitapla ilgili olarak, "2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü vesilesiyle Ondokuz Mayıs Üniversitemizin 177. yayını olarak yayımlanan bu eser, bilim camiasına nitelikli bir kaynak sunmanın yanı sıra, sulak alanların korunmasına yönelik farkındalığın artmasına da katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Doğa ile insan arasındaki hassas dengeyi merkeze alan bu çalışma, gelecek kuşaklara aktarılması gereken ortak bir mirasın bilimsel belgesi niteliğindedir. Bu eserin, Kızılırmak Deltası başta olmak üzere tüm sulak alanların korunması ve sürdürülebilir yönetimi konusunda araştırmacılara, karar vericilere ve doğa dostlarına yol gösterici olmasını temenni ediyor; hazırlanmasında emeği geçen tüm bölüm yazarı hocalarımıza ve katkı sağlayıcılara teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin