Tokat Valisi Köklü: "Erbaa’da ilk incelemelerde ciddi bir olumsuzluk yok" - Karabük Haber Postası
tokat valisi koklu erbaada ilk incelemelerde ciddi bir olumsuzluk yok KnEcmN18
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
13 Mart, 2026 12:00 tarihinde yayınlandı
0
0

Tokat Valisi Köklü: “Erbaa’da ilk incelemelerde ciddi bir olumsuzluk yok”

Tokat Valisi Abdullah Köklü, Niksar merkezli 5,5 büyüklüğündeki deprem sonrası Erbaa’da yapılan ilk incelemelerde ciddi bir olumsuzluk görülmediğini açıkladı.

Tokat’ta meydana gelen 5,5 büyüklüğündeki depremin ardından sahadaki incelemeler sürerken, Tokat Valisi Abdullah Köklü Erbaa ilçesinde de incelemelerde bulundu. İlçede yetkililerden bilgi alan Vali Köklü, deprem sonrası ilçede yapılan ilk gözlemlere ilişkin açıklamalarda bulundu. Depremin merkez üssünün Niksar ilçesi olduğunu hatırlatan Vali Köklü, sarsıntının Erbaa’da da hissedildiğini belirterek vatandaşların kısa süreli panik yaşadığını söyledi. İlk incelemelere göre bazı binalarda sıva çatlakları ve küçük çaplı dökülmelerin tespit edildiğini ifade eden Köklü, durumun teknik ekipler tarafından detaylı şekilde incelendiğini kaydetti.

Vali Köklü: “Yapılacak detaylı incelemede durum net şekilde ortaya çıkacak”

Sahada geniş çaplı bir inceleme yürütüldüğünü belirten Köklü, “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğümüz, AFAD ekiplerimiz ve İl Özel İdaresi personelimiz teknik ekiplerle birlikte sahada çalışmalarını sürdürüyor. Ayrıca Bakanlığımız tarafından da ilave teknik personel desteği sağlandı. Yapılacak detaylı incelemelerle durum net şekilde ortaya konulacak.” dedi.

Okullarda da bazı kısmi çatlakların tespit edildiğini dile getiren Vali Köklü, ilk gözlemlere göre endişe verici bir durum görülmediğini ancak kesin değerlendirme için teknik raporların beklendiğini vurgulayarak; “Şu an itibarıyla ilk gözlemlerimizde endişe edecek bir durum görmüyoruz. Ancak nihai değerlendirme teknik ekiplerimizin yapacağı incelemelerin ardından ortaya çıkacak” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
1
Peri Dilbaz Avatarı
Peri Dilbaz
23 Nisan, 2026 09:46 tarihinde yayınlandı
0
0

Enerji ve Psikoloji: Görünmeyeni Anlamak

İnsan, sadece etten ve kemikten ibaret değildir. Duyguları, düşünceleri ve fark edilmesi daha zor olan bir yönüyle enerjisiyle var olur. Peki sıkça duyduğumuz bu “enerji” kavramı nedir? Gerçekten var mıdır, yoksa yalnızca soyut bir anlatım biçimi midir?  Bilimsel açıdan baktığımızda enerji var olan her şeyin temel yapı taşıdır. Bedenimiz biyolojik bir sistem olarak elektriksel ve kimyasal sinyallerle çalışır. Kalbimizin ritmi, beynimizin dalgaları, sinir sistemimizin iletimleri… Tüm bunlar aslında birer enerji akışıdır. Ancak mesele yalnızca fiziksel enerjiyle sınırlı değildir. Psikolojik açıdan enerji, çoğu zaman kişinin duygu durumu, zihinsel yükü ve içsel dengesiyle kendini gösterir. “Bugün enerjim yok” dediğimizde aslında tükenen şey kas gücümüz değil ruhsal kapasitemizdir. Ya da birinin yanındayken kendimizi iyi hissedip, bir diğerinin yanında daralmamız… Bu da kişiler arası psikolojik enerji alışverişinin bir yansımasıdır. İnsan bedeni, yalnızca biyolojik değil aynı zamanda anlam üreten bir sistemdir. Bu sistemin kendine ait bir zekası vardır. Beden, zihnin fark etmediğini hisseder. Bazen açıklayamadığımız bir huzursuzluk, bazen sebepsiz bir rahatlama… Bunlar beden enerjisinin verdiği sinyallerdir. Örneğin, uzun süre bastırılmış duygular bedende gerginlik olarak birikir. Omuz ağrıları, mide sorunları ya da kronik yorgunluk çoğu zaman sadece fiziksel değildir; duygusal yüklerin bedendeki izleridir. Bu noktada “beden zekâsı” kavramı önem kazanır. Beden zekası, insanın kendini dinleyebilme kapasitesidir. Aç mı, yorgun mu, üzgün mü, güvende mi.  Bunları fark edebilmek, aslında enerjiyi doğru yönetebilmenin ilk adımıdır. Çünkü enerji, yönlendirilmediğinde dağılır  fark edildiğinde ise dönüşür.

Modern yaşamın en büyük sorunlarından biri, insanın kendi enerjisiyle bağını koparmasıdır. Sürekli dış uyaranlara maruz kalmak, hız, stres ve beklentiler… Tüm bunlar kişinin içsel dengesini zayıflatır. Bu yüzden bugün birçok insan “neden bu kadar yorgunum?” sorusunu sormaktadır. Oysa cevap çoğu zaman dışarıda değil, içeridedir.

Enerji yönetimi, aslında psikolojik dayanıklılığın bir parçasıdır. Kişi sınır koyabildiğinde, duygularını bastırmak yerine ifade edebildiğinde ve kendine temas edebildiğinde enerjisini korur. Aksi halde tükenmişlik kaçınılmaz hale gelir.

Sonuç olarak; enerji mistik bir kavramdan ziyade, insanın hem biyolojik hem de psikolojik varoluşunun bir bütünüdür. Onu anlamak için uzaklara bakmaya gerek yok. Bedenin verdiği sinyallere kulak vermek, duyguları inkâr etmemek ve kendine alan açmak… Belki de en gerçek enerji çalışması budur.

Çünkü insan, en çok kendisiyle temas ettiğinde dengelenir.