TMO Ordu’da fındık alımına başladı: İlk fındık 132,60 liradan satıldı - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
20 Ağustos, 2024 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

TMO Ordu’da fındık alımına başladı: İlk fındık 132,60 liradan satıldı

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından Ordu’da yeni sezon fındık alımına başlanırken, 51 randıman gelen ilk fındık 132,60 liradan alındı.

TMO tarafından Ordu’da yeni sezon fındık alımına bugün başlandı. Fiyatların açıklanmasının ardından TMO, Gülyalı ilçesindeki depoda hazırlıklarını tamamladı. Sistem üzerinden randevu oluşturan üreticiler, fındıklarını TMO alım noktasına götürdü. TMO görevlileri de ilk olarak fındık çuvallarından numune aldı, ardından yapılan incelemede, nem oranı kurtaran ve şartlara uygun olarak getirilen fındıklar depolara konuldu.

TMO, önceden randevu alan üreticilerden Giresun kalite fındığın kilogramını 132, levant kaliteyi 130 ve sivri kaliteyi 125 liradan almaya başladı. TMO’nun Ordu’daki deposunda 51 randıman gelen ilk fındık ise 132,60 liradan satıldı.

“Üreticilerimiz rahatlıkta TMO’ya fındık getirebilir”

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Arslan Soydan, 19 Eylül itibarıyla sahil kesimlerinde fındık alımına başlayan TMO’nun, ilerleyen süreçte 12 noktada daha alım yapacağını belirtti. TMO’nun fındık alımlarında belirli kriterlerinin olduğunu ancak üreticilerin fındığına gerekli bakımları yaptıktan sonra rahat bir şekilde mahsullerini satabileceğini ifade eden Soydan, “Yüzde 5 olan çürük oranları bu sene için yüzde 7’ye çıkartıldı, geçen senenin orta döneminde ise nem oranı yüzde 6’dan 6,5’e çıkartıldı. Zaten üreticilerimiz fındığına normal bir şekilde baktığı takdirde TMO’ya rahatlıkla getirebilir” dedi.

“TMO, serbest piyasaya göre randımanda da kazandırıyor”

TMO’da artan her randımanın fiyatı 2,60 lira yükselttiğini ifade eden Soydan, “130 TL üzerinden randıman alındığında bir randıman 2 lira 60 kuruşa denk geliyor. Serbest piyasada fiyatlar düşük olduğu için randıman da düşük olacaktır. O nedenle bu süreçte fındığımızı TMO’ya getirebiliriz. Üreticilerimizin bugün itibariyle baktığımızda TMO’ya önemli bir randevu talebi var, fındıklar da gelmeye başladı. Gelen fındıklar 50 randıman ve üzeri olarak görülüyor” şeklinde konuştu.

“Sahil kesimlerinde kahverengi kokarca hasarı var”

Soydan, sahil kesimlerinde kahverengi kokarca zararlarının olduğunu, bu nedenle serbest piyasada fındık fiyatlarının düşük olduğu yönünde söylemlerin olduğunu ifade ederek, “Sahil ilçelerimizde lokal olarak kahverengi kokarca zararlılarına rastlayabiliyoruz. Bugüne kadar serbest piyasaya inen fındıklarda bunları gördük. Bundan dolayı da üreticilerimiz aslında beklemediğimiz farklı fiyatlar ile karşı karşıya kalabiliyor. Burada 50 liraya kadar inen serbest piyasa fiyatlarını, kokarcadan dolayı duyuyoruz. Bunun ne kadar gerçeği yansıttığını da bilemiyoruz. Üreticilerimizi korumamamız lazım, kokarca zararlısı varsa gerçekten bunun üzerinde durulması lazım. Ancak kokarca zararlısı üzerinden fiyatların aşağıya çekilmesini de düşünmek istemiyoruz” ifadelerine yer verdi.

“TMO olmasaydı serbest piyasa 80-90 liradan fındık alırdı”

Hasadını yaptığı fındığını TMO’ya satan Ali Demir isimli üretici ise “İlk fındığı getirdim, hayırlı olsun. Yaklaşık 500 kilogram geldi. Ben kendim gurbetçiyim, saklamaya da yerim yok, o nedenle hemen satmak istedim. Fiyatlar TMO’da serbest piyasaya göre biraz daha yüksek. Aslında daha da yüksek olması gerekir ancak buna da teşekkür ediyoruz. TMO olmasaydı özel firmalar fındığı 80-90 liraya satın alırlardı. Üreticilerimiz bahçelerine güzel baksınlar, ona göre de ürün alsınlar. Geçen yıl 2 ton fındığım vardı, bu yıl bakım yapamadığımız için bir ton kadar mahsul aldık. 50 randıman üzerinden kilogramını 130 liradan sattım” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
antik kazida 1500 yillik bicak seti bulundu ymHsf3zY
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
17 Nisan, 2026 16:52 tarihinde yayınlandı
0
0

Antik kazıda 1500 yıllık bıçak seti bulundu

Karabük’ün Eskipazar ilçesinde bulunan ve “Karadeniz’in Zeugması” olarak adlandırılan Hadrianopolis Antik Kenti’nde yürütülen kazı çalışmalarında, Geç Roma ve Erken Bizans dönemine ait olduğu değerlendirilen bıçak seti ortaya çıkarıldı.

Geç Kalkolitik, Roma ve Erken Bizans dönemlerinde yerleşim yeri olarak kullanılan Hadrianopolis Antik Kenti’nde Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Geleceğe Miras Projesi çerçevesinde yürütülen kazı çalışmaları sırasında “Hamamlı Yapı Kompleksi” içerisinde yer alan mutfak bölümünde bulunan bıçak setinin, farklı boyutlarda ancak benzer tiplerde olduğu belirlendi. Dört parçadan oluşan bıçak setinin yanında ayrıca bir bileme taşının da bulunduğu tespit edildi.

Karabük Üniversitesi (KBÜ) Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersin Çelikbaş ve ekibince yapılan incelemelerde, ilk çıkarıldığında oldukça parçalı ve düşük kondisyonda 250 parçadan oluşan bıçak seti, laboratuvar ortamında birleştirilerek özgün formlarına kavuşturuldu.

Ersin Çelikbaş, yaptığı açıklamada, bıçak setinin “Hamamlı Yapı Kompleksi” olarak adlandırılan yapının içerisindeki mutfak bölümünde ortaya çıktığını belirtti.

Bıçak setinin boyutlarının birbirinden farklı olduğunu ifade eden Çelikbaş, “Fakat tip olarak da birbirine çok yakın tiplerde olduğunu söyleyebiliriz. Bunlar dört tane ortaya çıktı ve yanlarında da bir bileme da taşı da mevcuttu. Bıçaklar ilk çıktığı zaman gerçekten kondisyonları çok düşüktü, çok parçalıydı. Yaklaşık 250 civarında parçadan oluşuyordu. Bu parçaları bu süreç içerisinde laboratuvarımızda birleştirdik ve bıçakları tekrar aynı formlarına kavuşmasını sağladık. Bıçaklar neden önemli? Şöyle; bu dördünün bizden aynı yerden çıkmış olması ’Hamamlı Yapı Kompleksi’nde yaşayan insanların acaba dedik, bir hayvancılık mesleğiyle mi uğraştığını bize işaret ediyor? Çünkü Hadrianopolis de gerçekten antik dönemde özellikle Geç Roma ve Erken Bizans dönemlerinde hayvancılık faaliyetlerinin yoğun bir şekilde yapıldığını zaten arkeolojik veriler bizlere sunmuştu” dedi.

“Bu bıçakların da ortaya çıkması, yine antik dönemde Hadrianopolis bölgesinde hayvancılıkla uğraşan ailelerin de burada yaşadığını bizlere göstermiş oldu” diyen Çelikbaş, “Bıçaklar dediğim gibi tipolojik açıdan gerçekten ender rastlanan örneklere sahip. Bunların set halinde çıkması da gerçekten çok önemli. Hem meteorolojik olarak hem de buradaki sosyal hayatla ilgili önemli veriler sunması açısından önemli arkeolojik veriler olduğunu söyleyebiliriz” ifadelerine yer verdi.

“Kösele taşı” bilinenden çok daha eski

Bıçakların yanında bileme taşının da ortaya çıktığını vurgulayan Çelikbaş, şunları kaydetti:

“Bileme taşı da bizim için önemli. Çünkü özellikle Türk-İslam döneminde, Osmanlı döneminde Eskipazar yöresinde ortaya çıkarılan bir taş ocağı var. Buna ’kösele taşı’ deniyor. Bu ’kösele taşı’ dediğim gibi Osmanlı döneminde özellikle bıçak ve kesici aletlerin bilenmesinde kullanılan bir taştır ve çok ünlü o dönemde. Şu anda günümüzde üreten ustalarımız yok o dönemde üreten veya da yakın zamana kadar bu işle meşgul olmuş insanları biz bölgede tanıyoruz. Bu kösele taşından yapılmış bileme taşının da bu kazı alanında ortaya çıkması, bıçaklarla birlikte ortaya çıkması kürsüde kösele taşının bilinenden çok daha eski dönemlere kadar insanlar tarafından kullanıldığını bize kanıtlamış oldu.”

Eskipazar’da hayvancılık faaliyetlerinin 1500 yıldır devam ettiğini aktaran Çelikbaş, “Bıçak setinin biz MS 5-6. yüzyıla ait olduğunu da stratigrafik açıdan tespit etmiş olduk. Dolayısıyla Hadrianopolis coğrafyasında ve günümüz Eskipazar’ında da devam eden hayvancılık faaliyetlerinin yaklaşık 1500 yıldır kesintisiz bir şekilde devam ettiğini de bizlere göstermiş oldu” değerlendirmesinde bulundu.

Bizi sosyal medyadan takip edin