Diyabetli çocukların hastalıkları ve tedavileri konusunda bilgilendirmek, ailelerine destek olmak, onların hayatlarına dokunabilmek adına İl Sağlık Müdürlüğü, İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Gençlik Spor İl Müdürlüğü ve Karabük Üniversitesi Eğitim Araştırma Hastanesi işbirliğiyle Öğlebeli Gençlik Merkezinde Tip 1 Diyabet Şenliği programı gerçekleştirildi.
Programa, İl Sağlık Müdürü Dr. Ahmet Sarı, Sağlık Hizmetleri Başkanı Op. Dr. İsmail Kara ile Başkan Yardımcısı Dr. Turhan Sarıcı, Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Endokrinoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İlknur Arslanoğlu ve ekibi ile birlikte çok sayıda aile katıldı.
Düzenlenen etkinlikte Çocuklar hep birlikte kan şekerlerini ölçerek insülinlerini yaptılar ve ailelerin hazırladıkları yiyeceklerle öğle yemeklerini yediler. Yemek sonrası spor salonunda survıvor parkurunda yarıştılar. Küçük yaş grubuna palyaçolar tarafından yüz boyama yapıldı ve halat çekme gibi eğlenceli çocuk oyunları oynandı. Büyük yaş grubundaki çocuklar da masa tenisi, satranç, basketbol oynadılar ve isteyen gençler de robotik kodlama ile ilgili bilgi alıp uygulama yaptılar. Çocuklar eğlenirken anne ve babalarda konferansa katıldılar. Ayrıca Çocukların meyve ve ayran ile ara öğün yapmaları sağlandı.
İl Sağlık Müdürü Dr. Ahmet Sarı yaptığı açıklamada; diyabetin önemine değinerek, her geçen gün diyabetli birey sayısının arttığını, dünya genelinde 450 milyon diyabetli bireyin bulunduğunu, birçok bireyin diyabet öncesi dönemde olduğunu ve daha tanı almamış, diyabetin farkında olmayan birçok bireylerin bulunduğunu söyledi.
Tip 1 Diyabetli çocuk annesi Ceren Turhan ise, çocuğunun 20 aylıkken tanı aldığını, tanıyla yüzleşmenin zor olduğunu, korkularını ifade etti. Turhan, Diyabetle yaşama alışmak zorunda olduklarını belirterek, bu özel durumun ekonomik yükünün fazla olduğunu ve bu nedenle de politikaların bu yönde düzenlenmesi gerektiğini söyledi.
Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Endokrinoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İlknur Arslanoğlu da açıklamasında, birçok çocuğun takibini yapıldığını, bu çocukların diğer çocuklardan farklı olmadığını belirterek, çocukların yediklerinin besin içeriğini takip ettiklerinde ve tedavilerini aksatmadıklarında kontrol sağlayabileceklerini ifade etti. Arslanoğlu, aynı zamanda bu çocukların eğitim hayatına diğer çocuklar gibi devam edebileceklerini belirterek, Okulda Diyabet Programı kapsamında neler yapılabileceğini ve ailelerin dile getirdiği okuldaki zorlukları, önerileri Milli Eğitim Müdürlüğünden gelen temsilciyle paylaştı.
Programda, tüm katılımcılar, çocuklar ve velilerle “Diyabet Bir Engel Değil Özel Bir Durumdur” mesajıyla yaş pasta kesilerek çocuklara ikram edildi. Programa katılan ve takibinde olan tüm çocukların kontrol ve muayeneleri Prof. Dr. İlknur Arslanoğlu tarafından yapıldı. Aynı zamanda hem çocuklara hem de ailelerine diyabet ekibinde görevli sosyal hizmet uzmanı, diyetisyen eğitim hemşiresi tarafından bilgilendirmeler yapılarak destek verildi.


Tip 1 Diyabet Şenliği programı gerçekleştirildi
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


