Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
01 Ağustos, 2016 14:21 tarihinde yayınlandı
0

Tezsever’e FETÖ İftirasına Tepki

Karabük’ün başarılı İl Emniyet Müdürü Serhat Tezsever’e kendini bilmez bir şahıs tarafından Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)  destekçisi iftirası atılması Karabük kamuoyunda tepkilere neden olurken,  Karabük halkı Müdürüne sahip çıktı

15 Temmuz’daki darbe girişiminin ardından devletin kararlı adımları karşısında iyice bunalan FETÖ Terör Örgütü üyeleri, devlet içerisindeki köşelerini kaybetmemek için tüm güçleriyle mücadelelerini sürdürüyorlar. Hain darbecilerin hedefe koyduğu son isim ise Karabük’ün en sevilen bürokratı, İl Emniyet Müdürü Dr. Serhat Tezsever.

15 Temmuz darbe gecesinden itibaren ekibiyle birlikte mükemmel bir operasyon yöneten ve şehrini bu zor süreçten tereyağdan kıl çeker gibi çekerek, Türkiye’nin sıfır olaylı nadir illeri arasına sokan İl Emniyet Müdürü Dr. Serhat Tezsever şer güçlerin son hedefi oldu.

Kamuda konuşlanmış ihanet şebekelerine karşı kararlı operasyonlarını sürdüren İl Emniyet Müdürü Dr. Serhat Tezsever’in sıkı takiplerinden bunalan FETÖ üyeleri, çareyi Tezsever’i “FETÖ Üyesi”  olarak suçlamakda buldular.

Abdullah Kabak isimli bir şahsın  twitter hesabından yapılan paylaşımlarda, İl Emniyet Müdürü Serhat Tezsever’in FETÖ Üyesi ve görevden alınan polis müdürlerinden emirler aldığı ve bazı akademisyenleri de suçsuz yere kamudan ihraç ettirdiği iddia edilirken, İçişleri Bakanı Efkan Ala ve Cumhurbaşkanlığı resmi twitter hesaplarına atılan twitlerle Karabük’ün en sevilen bürokratı FETÖ üyesi ilan edilmeye çalışıldı.

Meslek hayatı bölücü örgütlerle mücadele ile geçen ve Karabük Emniyet Müdürlüğüne atanmadan önceki görevinde, devletin içine çöreklenmiş FETÖ’cü grupların kumpasları sonucu yargılanmak zorunda kalan İl Emniyet Müdürü Dr. Serhat Tezsever’e yönelik bu karalama kampanyası Karabük’te büyük bir infiale neden oldu.

Bu kirli kampayadan haberi olan binlerce Karabüklü; “ Göreve başladığı günden itibaren hep bizimle oldu. Düğünümüzde de yanımızda, cenazemizde de, ülkemizi kana buladıkları, yüzlerce insanımızı şehit ettikleri yetmiyormuş gibi şimdi de en sevdiğimiz müdürümüzle uğraşıyorlar, Karabük olarak 15 Temmuz’dan bu yana meydanlardayız ve kendisi de her gece bizimle, gece-gündüz demeden bu hainleri temizlemek için mücadele ediyor ve doğal olarak bu durumdan rahatsız olanlar da bu iftiraları atıyor, kimse müdürümüz e el de uzatamaz, dil de” şeklinde tepkilerini dile getirdiler.

 

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin