KASTAMONU Taşköprü Belediyesi’nin KUZKA’ya sunduğu ve yüzde 60 hibe olarak yapımına başlanılan “Cumhuriyet Meydanı ve Park Düzenlemesinin Tarihi Mekanlarla Birleştirilmesi ve Cumhuriyet Meydanı Yeraltı Kapalı Otopark Yapımı” başlıklı proje hızla devam ediyor.
Geçtiğimiz haftalarda start aldıktan sonra ummalı bir çalışma ile hafriyat çalışması bitme noktasına gelen Cumhuriyet Meydanı’nda yaklaşık 1 milyon 700 bin TL’ye ihaleyi alan yüklenici firmanın 150 gün içerisinde projeyi teslim etmesi bekleniyor.
Cumhuriyet Meydanı Projesi ve Kapalı Otopark yapım projesinde kısa sürede hafriyatın tamamlanmasının ardından zemine beton atma çalışmalarına başlanıldı.
Konuyla ilgili konuşan Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan, Taşköprü’nün geleceğinde kalıcı eserlerden biri olarak bu projeye start verildiğini ve ilçede
gelecekte daha da büyük sorun halline gelecek olan otopark sorununun 80 araçlık yeraltı otoparkıyla büyük ölçüde giderileceğini kaydetti.
Otoparkın yanı sıra bu hizmette ilçenin merkezi konumundaki Cumhuriyet Meydanı’nın ilçede yaşayan hemşerilerimiz ve gelen misafirlerimiz için daha da yaşanılır ve düzenli bir hale geleceğini belirterek ilçenin vitrini haline gelecek olan projenin Taşköprü halkına hayırlı olmasını dileyerek tüm vatandaşlardan da çevreye geçici süreliğine de olsa verdikleri rahatsızlıktan dolayı özür diledi.
Proje kapsamında, ilçenin otopark ihtiyacını karşılamaya yönelik olarak yeraltı otoparkı, Cumhuriyet Meydanı ve Atatürk Büstü düzenlemesi, Merkez
Parkı düzenlemesi gibi çalışmalar yapılarak bu alanların Tarihi Çarşı Merkezi ve Tarihi Taş Camii ile de bütünleşerek ilçenin cazibe merkezi haline gelmesi hedefleniyor.


Taşköprü’de Cumhuriyet Meydanı Projesi Hızla Devam Ediyor
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


