Yıldız Holding İslam Yapıtları Koleksiyonu’nda yer alan nadide hüsn-i çizgi yapıtların bir ortaya getirildiği ’Tarihin Akışında Meşhur Hattatlar Sergisi’ Trabzon’da ziyarete açıldı. Stant, 1 Ekim-1 Kasım tarihleri ortasında Hamamizade İhsan Bey Kültür ve Sanat Merkezi’nde ziyaret edilebilecek.
Yıldız Holding, sanat koleksiyonundaki yapıtları geniş kitlelerle buluşturma amacıyla İslam Yapıtları Koleksiyonu’ndaki nadide hüsn-i çizgi yapıtlarını Türkiye’nin farklı vilayetlerinde sergilemeye devam ediyor. Daha evvel “Konuşan Yazılar” ismiyle Bursa, Ankara, Konya ve Edirne’de ağır ilgi gören stantlar düzenleyen Yıldız Holding, bu defa klâsik İslam sanatının en hoş örneklerinin bir ortaya getirildiği “Tarihin Akışında Meşhur Hattatlar Sergisi”ni Bursa, Kayseri, Şanlıurfa ve Ankara’nın akabinde Trabzon’da sanatseverlerle buluşturdu. Her biri birbirinden değerli hattatların imzasını taşıyan hüsn-i sınır yapıtlarının yer aldığı stant, Hamamizade İhsan Bey Kültür ve Sanat Merkezi’nde ziyarete açıldı. Açılış merasimi, Trabzon Vali Yardımcısı Ercan Öter ve Trabzon Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Erdem Zekeriya İskenderoğlu’nun yanı sıra Yıldız Holding’i temsilen Yönetim Kurulu Üyesi, Küresel Hukuk İşleri ve Kamu İlişkileri Başkanı İbrahim Taşkın ve protokol üyelerinin iştirakiyle gerçekleşti.
Yapılan konuşmaların akabinde kürsüye gelen Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi, Küresel Hukuk İşleri ve Kamu İlişkileri Başkanı İbrahim Taşkın, Trabzon’un kadim bir kültür başşehri olduğunu belirterek, “Benim de memleketim olan Trabzon, 4 bin yıllık tarihiyle Roma ve Bizans devirlerini yaşamış, Fatih Sultan Mehmet’in fethettiği, Yavuz Sultan Selim’in valilik yaptığı, Yasal Sultan Süleyman’ın doğduğu kadim bir kültür başşehridir. Hem tarihi hem de kültürel açıdan büyük bir zenginliğe sahip olan Trabzon’umuz tarih boyunca kültür ve sanatın da en nadide örneklerini barındırmış, derin bir kültürel birikime mesken sahipliği yapmıştır. Biz de ülkemize sağladığımız ekonomik katkıların yanı sıra, her vesileyle kültürel mirasımıza sahip çıkıyor, toplumu ortak paydada bir ortaya getiren sanatsal faaliyetlerle toplumsal yarar sağlamayı önceliklendiriyoruz. ’Mutlu et keyifli ol’ anlayışımızdan hareketle sanatı toplumla buluşturmaya vesile olmak bizim için çok kıymetli. Bu şiarla ve Sayın Murat Ülker Bey’in özel uğraşıyla klâsik ve çağdaş sanatın en nadide yapıtlarını içeren ve ne keyifli bize ki yaklaşık iki bin yapıta ulaşan Yıldız Holding Sanat Koleksiyonu’nu Çamlıca Yerleşkemizde tüm sanatseverlerle daima bir stant ile buluşturuyoruz. Bununla yetinmeyerek sanatı daha geniş kitlelere ulaştırmak emeliyle yapıtlarımızı, stantlar aracılığıyla ülkemizin dört bir yanına taşıyoruz. İslam Yapıtları Koleksiyonumuzda yer alan nadide hüsn-i sınır yapıtlarını daha evvel Bursa, Konya, Edirne, Ankara, Kayseri ve Şanlıurfa’da sanatseverlerin beğenisine sunmuştuk. Bugün de Tarihin Akışında Meşhur Hattatlar Standımızı böylesi bir tarihi zenginlikle yoğrulmuş Trabzon’umuzda açarak, Yıldız Holding’in kültür mirasını ulaştırdığımız kitleyi genişletmekten büyük memnunluk duyuyoruz. Bugün burada Hâfız Osman, Sultan III. Ahmed, Kazasker Mustafa İzzet Efendi, Hâmid Aytaç üzere geçmişin büyük hattatlarının yanı sıra Hasan Çelebi, Ali Toy, Mehmed Özçay ve Ferhat Kurlu üzere günümüz ustalarının kaleminden çıkan yapıtları de sizlerle buluşturuyoruz. Bu bedelli yapıtların Trabzonlularla buluşturulmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyor, standımızın açılışına teşrif eden tüm değerli haziruna Yıldız Holding ve şahsım ismine teşekkürlerimi sunuyorum. Tüm sanatseverleri bu yapıtların manevi zenginliğini paylaşmak üzere standımıza davet ediyorum” diye konuştu.
Holdingin sanat müracaatı Esra Göncüoğlu da, stantta 24 hattata ilişkin 41 yapıtın yer aldığını kaydederek, “Yıldız Holding koleksiyonuna ilişkin yapıtlardan oluşan Tarihin Akışında Meşhur Hattatlar Sergisi’ni Trabzonlu sanatseverlerle buluşturmanın memnunluğunu yaşayoruz. Stantta 24 hattata ilişkin 41 eser geçmişten günümüze kronolijik bir sıra ile yer alıyor” dedi.
Konuşmaların akabinde standın açılışı protokol tarafından yapılırken, Yıldız Holding sanat istişaresi Esra Yoncaoğlu davetlilere stantta yer alan eserler hakkında sunum yaptı.


’Tarihin Akışında Meşhur Hattatlar Sergisi’ Trabzon’da ziyarete açıldı
MÜJDE, ULTRA ZENGİN SAYIMIZ 4208 OLMUŞ !
Türkiye’de gelir dağılımı adaletsizliği, son yıllarda belirgin bir şekilde derinleşmiş durumda. Güncel verilere göre Türkiye, Avrupa’da gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu ülke konumunda. En yüksek gelire sahip %20’lik grup, toplam gelirin yaklaşık %48’ini alırken; en düşük gelire sahip %20’lik kesim toplam gelirden yalnızca %6,4 pay alabilmekte. En zengin %10’luk kesimin geliri, en yoksul %10’luk kesimin gelirinden yaklaşık 15 kat daha fazla. Gelir dağılımı eşitliğini ölçen Gini katsayısı Türkiye’de 0,461 seviyesinde. Avrupa Birliği ortalaması 0,29
ULTRA ZENGİN SAYIMIZ SON 5 YILDA %93.5 ARTMIŞ
İngiliz gayrimenkul danışmanlık şirketi Knight Frank’ın The Wealth Report 2026 verilerine göre Türkiye’de 30 milyon dolar üzeri servete sahip kişi sayısı son 5 yılda %93.5 artmış.2174 ten 4208’e çıkmış. Milyarder sayımızın aynı dönemde 35 ten 46 ya çıkacağı öngörülüyor.
Milyonlarca insan açlık ve yoksulluk mücadele ederken, milyarderlerimizin sayısı hızla artıyor.
GELİR DAĞILIMI ADALETSİZLİĞİNİ ÖNLEME ÇABALARI YETERSİZ
Dünya Bankası verilerine göre Türkiye, gelir eşitsizliği bakımından 130 ülke arasında 28. sırada yer alarak birçok gelişmekte olan ülkeden daha kötü bir tablo sergiliyor. Bu adaletsizlik, orta sınıfın zayıflamasına ve halkın büyük bir kesiminin ( yaklaşık her 10 kişiden 6’sı ) borçlu bir şekilde yaşamını sürdürmesine neden olan sosyoekonomik bir krizin temel taşlarından biridir.
Gelir dağılımdaki adaletsizliği önlemek için devletler tarafından uygulanan en temel yöntem, maliye politikası araçlarını kullanarak geliri piyasada oluştuğu halinden (birincil dağılım) daha adil bir seviyeye (ikincil dağılım) taşımaktır.
Bu adaletsizliği önlemek için kullanılan başlıca stratejiler şunlardır:
– Yüksek gelir gruplarından daha yüksek oranda vergi alınarak, toplanan kaynağın alt gelir gruplarına aktarılmasıdır.
– Düşük gelirliler üzerindeki vergi yükünü azaltmak amacıyla asgari ücretten vergi alınmaması veya temel gıdada vergi indirimleri yapılmasıdır.
– Gelirin ötesinde, birikmiş servet üzerinden alınan vergilerle servet yoğunlaşmasının önlenmesi hedeflenir.
– Yoksulluk sınırı altındaki ailelere yönelik doğrudan nakdi transferler ve sosyal güvenlik ödemeleridir.
– Sağlık, eğitim ve barınma gibi temel hizmetlerin devlet tarafından ücretsiz veya sübvansiyonlu sunulması, alt gelir gruplarının harcamalarını azaltarak dolaylı gelir artışı sağlar.
– Asgari ücretin yaşam standartlarını karşılayacak düzeyde belirlenmesi, Gini katsayısını (eşitsizlik ölçütü) düşüren doğrudan bir araçtır.
– Eğitim ve mesleki eğitim politikalarıyla düşük nitelikli işgücünün verimliliği artırılarak daha yüksek ücret alabilmeleri sağlanır.
– İşsizliğin azaltılması, hanehalkı gelirlerini doğrudan artırarak eşitsizliği azaltan en kritik faktörlerden biridir.
– Vergi kaçakçılığının önlenmesi ve çalışanların sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınması gelir dağılımını iyileştirir.
– Eğitim ve sağlığa erişimde adaletin sağlanması, bireylerin ekonomik basamakları tırmanma şansını (sosyal mobilite) artırır.
Bu konularda bir takım çalışmalar olsa da gelir dağılımı adaletsizliğini önlemede son derece yeteresiz.
Ne yazık ki, yoksulla zengin arasındaki makas her geçen gün daha da açılıyor.
24 yılın sonunda geldiğimiz durumun özeti budur.
İlyas Erbay


