Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
28 Ağustos, 2023 15:31 tarihinde yayınlandı
0

TARİHİ ÇEŞMELERİN SAHİBİ YOK

Safranbolu’da günümüze ulaşan tarihi çeşmeler kentleşmeye yenik düştü. Ayakta kalmakta direnen tarihi çeşmelerin bakımsızlığı dikkat çekiyor.

Osmanlı su kültürünün başyapıtlarından biri olan çeşmeler, kimi zaman muslukları sökülmüş, kimi zamanda üzeri kırık dökük haliyle görülüyor. Tescil kaydı olan 100’ü aşkın tarihi çeşmenin bulunduğu Safranbolu’da, bazı çeşmelerin bakımsız halleri gözlerden kaçmadı. Çeşmelerin sahipsiz olduğunu dile getiren bir vatandaş, “Çeşmeler yavaş yavaş yok oluyor. Bazılarının hiç suyu akmaz oldu. Bazı çeşmelerin oluğu toprakla doluyor, içinde bitkiler büyümüş. Buraları gezerken gördüğümüz yerli turistler bile çeşmeleri görünce yazık diyor. Çatısında kiremitler dökülmüş. Önceleri çeşmeler kentimizdeki hayır sahipleri tarafından restore edilmişti. Yeniden bir proje yapılabilir. Bu konuda çok eksikliklerimiz var. Çeşmeleri yaptıranlar ve çeşmelerin hikâyeleri hakkında yazılar konulabilir. Bu bakımsız görüntüler bize hiç yakışmıyor. Tarihi çeşmelerin sahibi yok maalesef.” dedi.

ÇEŞME KALDIRILDI

Kıranköy kent merkezinde başlatılan bakım ve onarım çalışmaları ağır aksak devam ediyor. Belediyenin halk masasının bulunduğu refüj içerisinde bulunan alandaki çeşme kaldırıldı. Kaldırım taşları yenilendi. Su israfını önlemek amacıyla kaldırılan çeşmenin başka bir alana yerleştirileceği öğrenildi. Vatandaşlar, “Su ihtiyacımızı karşılayacak bir çeşme gerekiyor. Burası tarihi ve turistik bir kent, küçük havuzlar ve çeşmeler mutlaka olmalı” diyerek yeni projeler beklediklerini dile getirdi.

ÇEŞME DURAĞINDA ÇEŞME YOK

Safranbolu, Emek mahallesinde Muradiye caddesinden Paşapınarı caddesine dönüşte yer alan çeşme durağında ise çeşme bulunmuyor. Tarihi çeşmenin bulunduğu yer de durak değil. Kültürel belleğimize yerleşen çeşme kelimesi, olmayan çeşmeyi bile canlı tutuyor. İyileştirme ve sağlamlaştırma ihtiyacı olan çeşmelerin restorasyonunun yapılıp yapılmayacağı ise merakla bekleniyor. (Haber Merkezi)

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin