Reklam
Reklam
tabiat parklarina ziyaretci akini QY4rDcG4
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
25 Ocak, 2025 16:52 tarihinde yayınlandı
0

Tabiat parklarına ziyaretçi akını

Samsun, sahip olduğu eşsiz doğal hoşluklarla dikkat çekmeye devam ediyor. 2024 yılında doğaseverlerin uğrak noktası haline gelen Samsun tabiat parkları, toplamda 207 bin 602 kişiyi ağırladı.

Karadeniz’in en büyük kenti Samsun, birçok vilayette bulunmayan doğal alanları ve varlıklı bitki örtüsüyle hem yerli hem de yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Samsun’daki tabiat parkları, ziyaretçilerine yürüyüş parkurları, piknik alanları ve tabiat ile iç içe vakit geçirme imkanı sunuyor.

Ziyaretçi akını

2024 yılında tabiat parklarını 207 bin 602 kişi gezdi. Amazon Tabiat Parkı’nı 6 bin 251 kişi, Bayraktepe Tabiat Parkı’nı 3 bin 208 kişi, Şahinkaya Tabiat Parkı’nı 85 bin 297 kişi, Vezirsuyu Tabiat Parkı’nı 48 bin 551 kişi, Sarıgazel Tabiat Parkı’nı 21 bin 589 kişi ve Kızılırmak Deltası (RAMSAR) Sulak Alanı’nı 42 bin 706 kişi ziyaret etti. Toplamda 207 bin 602 kişiyi ağırlayan parklar, konuklarına unutulmaz anlar yaşattı.

Tabiatın en doğal halinin birinci günkü üzere tazeliğini koruduğu Samsun’da ayrıyeten insanların girişinin ve ziyaretinin yasak olduğu 6 tabiat parkı, 1 tabiat muhafaza alanı, 1 tabiat anıtı, 2 yaban hayvanı geliştirme alanı, 3 sulak alan ve 2 yaban hayvanı üretim merkezi de bulunuyor.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin