Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
01 Şubat, 2018 14:38 tarihinde yayınlandı
0

Sözen: “2018 yatırımlarla ve projelerle zirve yılı olacak”

İl Genel Meclisi Şubat ayı toplantılarının ilki dün yapıldı. Toplantının açılışında konuşan Meclis Başkanı Ahmet Sözen; 2018 yılı çalışma planları ve programlarının yapıldığını ve ilçelerden gelen taleplerin değerlendirildiğini belirterek, “2023 Türkiye hedefleri noktasında yerel yönetimlerin ne denli önemli olduğunu göz ardı etmediğimiz gibi, bu vizyona ilimizi, ilçelerimizi ve köylerimizi en iyi şekilde, nasıl, eksiksiz hazırlayacağımızın plan ve projelerini yapıyor ve stratejilerini belirliyoruz” dedi

İl Genel Meclisi Şubat ayı ilk toplantısı yapıldı. İl Özel İdaresi Meclis toplantı salonunda yapılan toplantıya İl Genel Meclisi üyelerinin tamamı katıldı. İl Genel Meclisi Başkanı Ahmet Sözen toplantının açılışında yaptığı konuşmada; Akılcı planlamalar meclis üyelerinin takibi, çalışanların gayreti ile 2018 yılının  kamu yatırımları ve kırsalda uygulanacak  projelerle zirve yılı olacağını söyledi.

Karabük İl Özel İdaresinin  Karabük halkının refah düzeyinin, yaşam kalitesinin ve memnuniyetinin artırılmasına katkı sağlamak amacıyla çağın gereklerini de dikkate alarak, en iyi şekilde hizmet vermenin azmi ve gayreti içerisinde oldğunu ifade eden Başkan Sözen konuşmasının devamında şunları söyledi:

“İl Genel Meclisimiz 5302 Sayılı İl Özel İdaresi Kanunu gereğince, gündemdeki konuları görüşmek ve karara bağlamak üzere her ayın ilk haftası beş işgünü çalışmaktadır.

“İl Genel Meclisi üyelerinin toplantılara katılma görevi dışında, komisyonlarda da görevleri bulunmaktadır. Yine bu beyanda İl Özel İdaresinin geçmiş yıllara ait hesaplarının denetimi için oluşturulan Denetim Komisyonlarında da görevleri bulunmaktadır. Şu an Denetim Komisyonu çalışmaları da devam etmektedir.

Şubat ayı İl Genel Meclisi toplantılarımızda; Bulak Mencilis Mağarası ile Cam Teras ve kafeteryasının giriş gezi ücretlerinin belirlenmesi, Safranbolu Ovaköseler Siyamoğlu Mahallesinin içme suyu tahsisi, Safranbolu İncekaya turizm tesis alanı faaliyeti imar planı, Tokatlı Köyü uygulama imar revizyon planının yapılıp yapılmaması, Yenice Tır Köyü Şimşir Deresi Hes projesi uygulama imar planı yapılıp yapılmaması, Yenice İlçesi Ibrıcak Köyü Kadı Mezarlığı yolunun yol ağına alınıp alınmaması, İdaremiz servis araçları ile ilgili önergenin karara bağlanması, Safranbolu Fatih Sultan Mehmet Anadolu Lisesine ödenek aktarılıp aktarılmaması, Mülkiyeti hazineye ait olan ve idaremize tahsisli olan taşınmazın tahsisinden vazgeçilmesi veya tahsisin devam etmesi ile ilgili komisyon raporlarını karara bağlamış olacağız.

Ayrıca, Valilik Makamından gelen ek gündem maddelerini ve siz İl Genel Meclis üyelerimizden gelen yazılı ve sözlü önergeleri görüşüp karara bağlayacağız.

Şubat ayı içinde olmamız hasebiyle, 2018 yılı çalışma planları ve programlarının yapıldığı ve ilçelerimizden gelen taleplerin değerlendirildiği bir süreçteyiz.

Bu süreçte ilçelerimizin ve köylerimizin ihtiyaçlarının tespitinde, en büyük görev İlçe Kaymakamlarımız ve İl Genel Meclisi üyelerimizle beraber, Birlik Encümeni muhtarlarımıza düşmektedir.

İl Genel Meclisi olarak İlçeler ve köylerle ilgili talepleri titizlikle değerlendiriyoruz,

Sahaya eksiksiz inmek için planlama yapıyoruz,

Eksiğimizi, noksanımızı gözden geçiriyoruz,

Planlamalarımızı ilçelerimizden gelen talepler doğrultusunda gerçekleştiriyoruz,

Mutlak başarının eksiksiz planlamayla mümkün olduğuna inanıyoruz,

Akılcı planlamalar meclis üyelerimizin takibi, çalışanlarımızın gayreti ile 2018 yılı; kamu yatırımları ve kırsalda uygulayacağımız projelerle zirve yılı olacaktır.

2023 Türkiye hedefleri noktasında yerel yönetimlerin ne denli önemli olduğunu göz ardı etmediğimiz gibi, bu vizyona ilimizi, ilçelerimizi ve köylerimizi en iyi şekilde, nasıl, eksiksiz hazırlayacağımızın plan ve projelerini yapıyor ve stratejilerini belirliyoruz.

Her bir İl Genel Meclisi üyemiz şehirde ne varsa, köyde de o olmalı mantığıyla çalışmalarını sürdürmekte, kırsaldan göçün önlenmesi ve herkesin yaşadığı yerde geleceğe umutla bakmasını temel gaye edinmektedir.

Bu gaye üzerine yapılan yatırım programlarımız; son yılda kırsalın ciddi anlamda hizmet görmesine ve gelişmesine etki etmiştir.

Karabük İl Özel İdaresi Karabük halkının refah düzeyinin, yaşam kalitesinin ve memnuniyetinin artırılmasına katkı sağlamak amacıyla çağın gereklerini de dikkate alarak, en iyi şekilde hizmet vermenin azmi ve gayreti içerisindedir.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay