Samsunspor Genel Müdürü ve İcra Heyeti Üyesi Soner Soykan, stadyum ile ilgili yaptığı açıklamada, “Samsunspor olarak biz stadyum konusunda üzerimize düşeni yapıyoruz. Maalesef fiziki olarak yetersiz kalan stadyumda yaşanan problemler taraftarımızı mağdur ediyor. İmkanlar doğrultusunda kısa vakitte taraftarlarımıza daha kaliteli bir hizmet vermeyi planlıyoruz” dedi.
Fenerbahçe maçı sonrası Samsun 19 Mayıs Stadyumu’nun fiziki yetersizliğinden ötürü çeşitli mağduriyetler yaşanmıştı. Samsunspor Genel Müdürü ve İcra Heyeti Üyesi Soner Soykan, stadyum hakkında yaptığı açıklamada, “Fiziki olarak yetersiz kalan 19 Mayıs Stadyumu’nda sorumlu olduğumuz alanlarda özverili işçimiz ile en âlâ hizmeti vermeye çalışıyoruz. Samsunspor olarak biz stadyum konusunda üzerimize düşeni yapıyoruz. Maalesef fiziki olarak yetersiz kalan stadyumda yaşanan meseleler taraftarımızı mağdur ediyor. Bu yetersizliklerin çözülmesi için Gençlik ve Spor Vilayet Müdürlüğü’ne gerekli müracaatlar yapılıyor. Doğu üst tribünde yaşanan ses sistemini, kimi yerlerde eksik kalan kantin sorununu ve giriş-çıkış yönlendirme meselelerini Gençlik ve Spor Vilayet Müdürlüğü’ne ileterek çözmeye çalışıyoruz. Ayrıyeten kombine satılan maraton ve kale arkalarımızda taraftarlarımızın isimleri koltuklara yazılmaya devam ediyor. Birinci iç saha maçımızda tamamlanmış olacak. Yeniden stadyumda yer alan ’Store 55’ alanımızı genişleterek daha yeterli bir hale getirmek için ön çalışmalara başladık. İmkanlar doğrultusunda kısa vakitte taraftarlarımıza daha kaliteli bir hizmet vermeyi planlıyoruz” tabirlerini kullandı.


Soner Soykan: “Stadyumda yaşanan meseleler taraftarımızı mağdur ediyor”
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

