Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
06 Nisan, 2019 14:43 tarihinde yayınlandı
0

SMMM 43.Karadeniz Oda Başkanları toplantısı Safranbolu’da yapıldı 

Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerin 43. Karadeniz Oda Başkanları Toplantısı Karabük’te gerçekleştirildi.
Karadeniz bölgesinde bulunan 22 ilin serbest muhasebeci ve mali müşavirler oda başkanları Karabük’te bir araya geldi. Her yıl kesintisiz olarak 4 kez gerçekleştirilen toplantının sonuncu Karabük Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın ev sahipliğinde Safranbolu’da yapıldı. Bu yıl 43’üncüsü düzenlenen Karadeniz Oda Başkanları toplantısına CHP Karabük Milletvekili Hüseyin Avni Aksoy, Karabük Defterdarı Osman Koçaş ile Karadeniz Bölgesinde bulunan Bartın, Zonguldak, Ordu, Sakarya, Rize, Samsun, Sinop, Kastamonu, Gümüşhane, Giresun, Düzce, Çorum, Çorlu, Bolu, Artvin, Amasya, Yalova, Trabzon, Tokat, Tekirdağ, Kırklareli ve Kocaeli Serbest Muhasebeciler ve Mali Müşavirler Oda Başkanları ile Karadeniz Odaları Platformu Kurucu Başkanı Yahya Arıkan ve Karadeniz Odaları Platformu Başkanı Yücel Akdemir katıldı.
Toplantıda Karabük’ü tanıtan bir slayt gösterisi sunulurken, Karabük Serbest Muhasebesi Mali Müşaviri Oda Başkanı Mehmet Cingöz Karabük ve ilçeleri hakkında katılımcılara bilgiler verdi.
Toplantıda konuşan ile Karadeniz Odaları Platformu Kurucu Başkanı Yahya Arıkan Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Müşavirler Odaları Birliği’nin(TÜRMOB) bu yıl meslek kuruluşunun 30. Yılını kutladıklarını belirterek, “Şuanda Türkiye’de 78 SMMM odası, 8 yeminli müşavir odası yaklaşık 110 bin mali müşavir, 5 bin yeminli müşavir ve yine yaklaşık mesleğe girmek isteyen, mücadele eden 20 bin’e yakın meslek adaylarımız olan Türkiye’nin sayılı büyük meslek örgütlerinden biri. Tüm Türkiye’de örgütlenmiş özellikle bizlere yaraşır kurumsal yapılar oluştuğu bir meslek örgütüyüz. Böylesine güçlü bir meslek örgütü. TÜRMOB’un temelinde ekonomi durduğu zaman, ekonomi doğru yönetilmediği, doğru katkı sunmadığı zaman ülkenin yürümesi söz konusu değil. Hem dünyada hem ülkemizde büyük bir dijital dönüşüm yaşanıyor. Özellikle Türkiye’nin bu konuda ayak uydurmasındaki gayreti hep birlikte görüyoruz. Ama maalesef ve değişim ve dönüşüm içerisinde bunun en büyük çilesini bizim meslek mensuplarımız çekiyor. Bu anlamda bizsiz Türkiye’nin yol almasının mümkün olmadığının altını çizmek istiyorum” dedi.
Arıkan, TÜRMOB’un Türkiye’nin gelişmesine ve kalkınmasına katkı sunan sorumluluğu olduğunu da belirtti. Konuşmaların ardından toplantı mesleki sorunları değerlendirme ile devam etti.

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa 1
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay tarafından
07 Mayıs, 2026 14:51 tarihinde yayınlandı
0

MÜJDE, ULTRA ZENGİN SAYIMIZ 4208 OLMUŞ !

Türkiye’de gelir dağılımı adaletsizliği, son yıllarda belirgin bir şekilde derinleşmiş durumda. Güncel verilere göre Türkiye, Avrupa’da gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu ülke konumunda. En yüksek gelire sahip %20’lik grup, toplam gelirin yaklaşık %48’ini alırken; en düşük gelire sahip %20’lik kesim toplam gelirden yalnızca %6,4 pay alabilmekte. En zengin %10’luk kesimin geliri, en yoksul %10’luk kesimin gelirinden yaklaşık 15 kat daha fazla. Gelir dağılımı eşitliğini ölçen Gini katsayısı Türkiye’de 0,461 seviyesinde. Avrupa Birliği ortalaması 0,29

ULTRA ZENGİN SAYIMIZ SON 5 YILDA %93.5 ARTMIŞ

İngiliz gayrimenkul danışmanlık şirketi Knight Frank’ın The Wealth Report 2026 verilerine göre Türkiye’de 30 milyon dolar üzeri servete sahip kişi sayısı son 5 yılda %93.5 artmış.2174 ten 4208’e çıkmış. Milyarder sayımızın aynı dönemde 35 ten 46 ya çıkacağı öngörülüyor.
Milyonlarca insan açlık ve yoksulluk mücadele ederken, milyarderlerimizin sayısı hızla artıyor.

GELİR DAĞILIMI ADALETSİZLİĞİNİ ÖNLEME ÇABALARI YETERSİZ

Dünya Bankası verilerine göre Türkiye, gelir eşitsizliği bakımından 130 ülke arasında 28. sırada yer alarak birçok gelişmekte olan ülkeden daha kötü bir tablo sergiliyor. Bu adaletsizlik, orta sınıfın zayıflamasına ve halkın büyük bir kesiminin ( yaklaşık her 10 kişiden 6’sı ) borçlu bir şekilde yaşamını sürdürmesine neden olan sosyoekonomik bir krizin temel taşlarından biridir.

Gelir dağılımdaki adaletsizliği önlemek için devletler tarafından uygulanan en temel yöntem, maliye politikası araçlarını kullanarak geliri piyasada oluştuğu halinden (birincil dağılım) daha adil bir seviyeye (ikincil dağılım) taşımaktır.
Bu adaletsizliği önlemek için kullanılan başlıca stratejiler şunlardır:

– Yüksek gelir gruplarından daha yüksek oranda vergi alınarak, toplanan kaynağın alt gelir gruplarına aktarılmasıdır.

– Düşük gelirliler üzerindeki vergi yükünü azaltmak amacıyla asgari ücretten vergi alınmaması veya temel gıdada vergi indirimleri yapılmasıdır.

– Gelirin ötesinde, birikmiş servet üzerinden alınan vergilerle servet yoğunlaşmasının önlenmesi hedeflenir.

– Yoksulluk sınırı altındaki ailelere yönelik doğrudan nakdi transferler ve sosyal güvenlik ödemeleridir.

– Sağlık, eğitim ve barınma gibi temel hizmetlerin devlet tarafından ücretsiz veya sübvansiyonlu sunulması, alt gelir gruplarının harcamalarını azaltarak dolaylı gelir artışı sağlar.

– Asgari ücretin yaşam standartlarını karşılayacak düzeyde belirlenmesi, Gini katsayısını (eşitsizlik ölçütü) düşüren doğrudan bir araçtır.

– Eğitim ve mesleki eğitim politikalarıyla düşük nitelikli işgücünün verimliliği artırılarak daha yüksek ücret alabilmeleri sağlanır.

– İşsizliğin azaltılması, hanehalkı gelirlerini doğrudan artırarak eşitsizliği azaltan en kritik faktörlerden biridir.

– Vergi kaçakçılığının önlenmesi ve çalışanların sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınması gelir dağılımını iyileştirir.

– Eğitim ve sağlığa erişimde adaletin sağlanması, bireylerin ekonomik basamakları tırmanma şansını (sosyal mobilite) artırır.

Bu konularda bir takım çalışmalar olsa da gelir dağılımı adaletsizliğini önlemede son derece yeteresiz.

Ne yazık ki, yoksulla zengin arasındaki makas her geçen gün daha da açılıyor.
24 yılın sonunda geldiğimiz durumun özeti budur.

İlyas Erbay

Bizi sosyal medyadan takip edin