blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
19 Kasım, 2025 12:45 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

Sinop’ta motosiklet oranı hızla yükseliyor

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) motorlu kara taşıtları Ekim 2025 dataları, Sinop’ta motosiklet kullanımındaki süratli yükselişi bir kere daha ortaya koydu. Kentte ay boyunca trafiğe kaydedilen 375 aracın yüzde 60,8’i motosiklet oldu.
TÜİK, motorlu kara taşıtları Ekim 2025 datalarını açıkladı. Rapora nazaran Sinop’ta trafiğe kayıtlı araç sayısı Ekim ayı sonunda 83 bin 621 oldu. Bilgilere nazaran Sinop’ta trafiğe kayıtlı toplam 83 bin 621 taşıtın yüzde 46,5’ini (38 bin 855) arabalar oluşturdu. Kentteki öbür taşıt tiplerinin oranları ise yüzde 22,3’ü motosiklet, yüzde 12,8’i traktör, yüzde 12,7’si kamyonet, yüzde 2,8’i kamyon, yüzde 2,1’i minibüs, yüzde 0,4’ü otobüs ve yüzde 0,4’ü özel emelli taşıtlardan oluştu.

Ekim ayında 375 araç trafiğe kaydedildi
Kentte Ekim ayında 375 aracın trafiğe kaydı yapıldı. Ay boyunca kaydı yapılan araçlar içinde motosikletler yüzde 60,8 ile birinci sırada yer aldı. Bunu yüzde 26,4 ile araba, yüzde 6,4 ile traktör ve yüzde 3,2 ile kamyonet takip etti. Sinop’ta Ekim ayında trafiğe kaydı yapılan araç sayısı, bir evvelki aya nazaran 120 adet azaldı. Ekim ayında 99 arabanın kaydı yapıldı. Tıpkı devirde bin 950 adet taşıtın bölümü gerçekleştirildi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.