Reklam
Reklam
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
31 Ocak, 2024 04:00 tarihinde yayınlandı
0

Sessiz tehlike ağızda gizleniyor

Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nesrettin Fatih Turgut, tükürük bezlerinde oluşan taşların derin boyun enfeksiyonuna neden olabileceğini belirterek, uyarılarda bulundu.

Tükürük bezi taşı hakkında bilgi veren Medicana International Samsun Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nesrettin Fatih Turgut, “Tükürük bezi taşları, çene altında ve yanak arkasında yerleşen tükürük salgısı üreten tükürük bezlerinde veya tükürük bezlerinin ağız içine açılmasını sağlayan tükürük bezi kanallarında görülen taşlardır. Büyük tükürük bezi olarak adlandırılan çene altı (submandibuler) ve yanak arkası (parotis) tükürük bezleri hastalıklarının yaklaşık yarısını tükürük bezi taşları oluşturur. Tükürük içeriğinin yoğunluğu fazla olduğu için çene altı tükürük bezleri ve kanallarında 30-60 yaş aralığında, erkeklerde daha fazla görülmektedir. Yetersiz sıvı alımı, tükürük salgısının azalmasına neden olan enfeksiyonlar, ilaç kullanımı ve çeşitli enfeksiyonlar ve tükürük bezi kanallarının darlıkları tükürük bezi kanalı içinde taş oluşmasına yatkınlık oluşturur” dedi.

“Limon emmek küçük taşların dışarı atılmasını sağlar”

Taşların ağızdan dışarı atılmasındaki yöntemler hakkında da bilgilendirmede bulunan Doç. Dr. Nesrettin Fatih Turgut, “Bu hastalıkta tipik belirti, taşın var olduğu tarafta yer alan bezde yemek yeme sonrası gelişen şişlik ve ağrıdır. Tükürük salgısının dışarı atılamayıp birikimi, enfeksiyona yatkınlık oluşturur. Bakteriyel tükürük bezi iltihabı dediğimiz hastalık gelişebilir ki bu durumda şikayetler şiddetli hale gelebilir. Etkilenen tükürük bezinin aşırı şişmesi, aşırı hassasiyeti, ağrı ve ateş gelişebilir. Tedavi edilmediği takdirde, hastane yatışı gerektiren ve şiddeti daha fazla olan bir tabloya, derin boyun enfeksiyonuna, ilerleme görebiliriz. Şikâyetleri daha hafif olan ve taş boyutları küçük ve tükürük bezi kanalının ucuna yakın yerde yerleşim gösteren hastalarda geleneksel tedaviler önerilir. Ağrı kesiciler fayda sağlar. Bol sıvı tüketimi, ısı uygulaması rahatlama sağlayabilir. Bol sıvı tüketimini tüm hastalarımızda önermekteyiz. Aynı zamanda limon gibi ekşi ürünlerin emilmesi tükürük sıvısını artırır ve çok küçük taşların dışarı atılmasını sağlayabilir. Taş boyutunun büyük olması, taşında daha çok beze yakın yerde yerleşmiş olması durumlarında ise cerrahi uygulamaları gündeme gelmektedir. Taş yerleşimi, büyüklüğü etkilenen tükürük bezinin durumu cerrahinin şeklini belirler. Eğer taş tükürük bezi kanalında yer alıyorsa, sialendoskopi olarak adlandırılan kamera sistemi ile yer tespiti ve çıkarma işlemi herhangi bir kesi olmaksızın tercih edilir. Ancak taşın tükürük bezi içerisinde yer alması, boyutunun çok büyük olması durumlarında ise dışardan veya ağız içinden yaklaşım ile cerrahi seçenekleri gündeme gelmektedir” diye konuştu.

“Büyük taşlar havalı kırma tekniği kullanılarak küçültülerek çıkarılır”

Tedavi yöntemlerinden de bahseden Turgut, “Sialendoskopi, genellikle tükürük kanallarında taş olan hastaların tedavisinde kullanılmaktadır. Ayrıca sjögren hastalığı, radyoaktif iyot tedavisi almış hastalar ve tekrarlayan tükürük bezi iltihaplarına sahip çocuk hastalarda da bu yöntem uygulanabilir. Büyük taşlar havalı kırma tekniği kullanılarak küçültülerek çıkarılır, bu nedenle işlem süresi uzun olabilir. Sialendoskopi sırasında herhangi bir kesi veya dikiş uygulanmaz, bu nedenle işlem sonrasında ağrı veya şikâyet gözlemlenmez. Geçici olarak aynı taraftaki tükürük bezinde şişlik olabilir, ancak genellikle bu şişlik 1-2 saat içinde azalır. Hastalar, genellikle aynı gün içinde taburcu edilirler. Taş boyutunun büyük olması, taşın bez içinde yerleşim göstermesi, sık enfeksiyona bağlı taşın kanala yapışık olması gibi nedenlerden dolayı sialendoskopi ile taşın çıkarılması mümkün olmayabilir. Bu durumlarda açık cerrahi seçeneği gündeme gelir. Eğer taş, kanal içinde yerleşim gösteriyorsa ağız içerisinden kanal üzerinde yapılacak ufak bir kesi ile taşa ulaşılır ve taş çıkarılır. Birkaç dikiş atılarak işlem tamamlanır. Hastalarımız ancak taş tükürük bezi içinde olursa veya tükürük bezi sürekli (kronik) enfeksiyona bağlı olarak işlevini yitirmişse (atrofiye uğramış) tükürük bezi genel anestezi altında çene altından kesi yapılarak tamamen çıkarılır. Ameliyat sonrası 2-3 gün hastane yatışı gerekebilir” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
baru nafsa 2026da uluslararasi is birligi agini genisletti frCSEkDl
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
03 Haziran, 2026 12:52 tarihinde yayınlandı
0 0

BARÜ, NAFSA 2026’da Uluslararası İş Birliği Ağını Genişletti

BARTIN (İHA) – Bartın Üniversitesi (BARÜ), Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen dünyanın en prestijli yükseköğretim fuarlarından NAFSA 2026’da 21 ülkeden 30 üniversiteyle ön anlaşma sağlayarak uluslararası iş birliği ağını genişletti.

BARÜ, uluslararasılaşma vizyonu doğrultusunda yürüttüğü çalışmalar kapsamında ABD’nin Orlando kentinde gerçekleştirilen NAFSA 2026 Fuarı’na katıldı. Dünyanın dört bir yanından yükseköğretim kurumları, eğitim kuruluşları ve sektör temsilcilerini bir araya getiren organizasyonda üniversiteyi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yafes Yıldız, Dış İlişkiler Genel Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Yirmibeş ve Erasmus Ofisi’nden Öğr. Gör. Murat İpek temsil etti.

“21 Ülkeden 30 Üniversiteyle ön anlaşma”

Türkiye Ulusal Ajansı koordinasyonunda oluşturulan “Study in Türkiye” çatısı altında temsil edilen BARÜ heyeti, başta ABD, Brezilya, İngiltere, Kanada, Çin, Arjantin ve Peru olmak üzere birçok ülkeden üniversite temsilcileriyle görüşmeler gerçekleştirdi.

Akademik iş birlikleri, öğrenci ve personel hareketliliği ile ortak proje geliştirme konularının ele alındığı görüşmeler sonucunda 21 ülkeden 30 üniversite ile ön anlaşma sağlandı. Böylece BARÜ’nün uluslararası görünürlüğü artırılırken, akademik iş birliği ağı da güçlendirildi.

“ABD’de eğitim ve araştırma iş birlikleri görüşüldü”

Fuar kapsamında BARÜ heyeti, ABD’de bulunan Chicago ve Washington eğitim müşavirlikleriyle de bir araya geldi. Görüşmelerde, BARÜ ile ABD’deki yükseköğretim kurumları arasında gerçekleştirilebilecek eğitim ve araştırma iş birlikleri değerlendirildi.

NAFSA 2026 kapsamında yapılan temasların, öğrenci ve akademisyen hareketliliğinin artırılmasına, ortak araştırma projelerinin geliştirilmesine ve sürdürülebilir akademik iş birliklerinin kurulmasına katkı sağlaması hedefleniyor.

BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, uluslararası temasların gerçekleştirilmesinde Türkiye Ulusal Ajansının önemli katkıları bulunduğunu belirterek, yükseköğretim kurumlarının uluslararası platformlarda etkin şekilde temsil edilmesine yönelik desteklerinden dolayı Türkiye Ulusal Ajansı Başkanı İlker Astarcı’ya teşekkür etti.

Bizi sosyal medyadan takip edin