ZONGULDAK ’ın Alaplı ilçesinde serinlemek için arkadaşları ile birlikte serinlemek için denize giren 17 yaşındaki genç dalgalara kapılarak boğuldu.
Olay Alaplı ilçesine bağlı Kocaman mevkiindeki plajda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Dursun Efe Tutuş (17) serinlemek için arkadaşları ile birlikte denize girdi.
Dalgaların yüksek olması nedeniyle kıyıya gelmeye çalışırken boğulmaya başlayan 17 yaşındaki genç bir anda gözden kayboldu. Arkadaşlarının haber vermesi üzerine olay yerine Kdz. Ereğli Sahil Güvenlik ve sivil dalgıçlar gelerek genci aramaya başladı. Dursun Efe Tutuş’un cansız bedeni yaklaşık 2 saat süren aramanın ardından kıyıdan yaklaşık 2 kilometre uzakta boğulmuş halde buldu.
Gencin cesedinin kıyıya çıkartılması sırasında haberi alıp olay yerine gelen ve birlikte yaşadığı babaannesi ile arkadaşları gözyaşlarına boğuldu.
Alaplı Anadolu Lisesi 3. Sınıf öğrencisi olan ve anne ile babası ayrıldığı için babaannesiyle birlikte Alaplı ilçesine bağlı Belen köyünde yaşayan Dursun Efe Tutuş’un sosyal paylaşım sitesi facebook’ta son paylaşımı ise boğulduğu deniz kenarında çektiği selfie fotoğrafı ve üzerine yazdığı “Seni bana soranlara seni değil sizi anlatıyorum” yazısı oldu. Dursun Efe Tutuş facebook’taki sayfasında bir süre öncede “Ölümle burun buruna gelmedik ama kafa kafaya çok verdik” yazısını paylaştı.
Dursun Efe Tutuş’un cenazesi Alaplı Devlet Hastanesi morguna kaldırılırken, jandarma ekipleri yaşanan boğulma olayı ile ilgili olarak soruşturma başlatıldı.


Serinlemek için Denize Giren Genç Boğularak Hayatını Kaybetti
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


