Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
30 Aralık, 2023 08:00 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

Samsunlu akademisyen ödülünü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın elinden aldı

Samsunlu akademisyen Doç. Dr. Cangül Keskin’e, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından “Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanı Ödülü” verildi.
Cumhurbaşkanlığı himayelerinde yürütülen, “100. Yıl TÜBİTAK ve TÜBA Bilim Ödülleri” Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Klinik Bilimler Bölümü Endodonti Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cangül Keskin sağlık bilimleri alanında "TÜBA- GEBİP Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanı Ödülü"ne layık görülmüştü. Doç. Dr. Cangül Keskin düzenlenen törende ödülünü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden aldı.

“Taltif ve takdir edilen her başarı yeni çalışmaların ilham veren yeni hikayelerin önünü açar”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizim kültürümüzde marifet iltifata tabidir. İyi olanı, başarılı olanı ülkemizin önünde yeni yollar açanı ödüllendirmek, insanlığın ortak ilim hazinesine katkı yapanı takdir etmek görevimizdir. Başarılar desteklendikçe büyür, sahip çıkıldıkça gelişir, toplum tarafından kıymeti bilindikçe serpilir. Taltif ve takdir edilen her başarı yeni çalışmaların ilham veren yeni hikayelerin önünü açar. Takdim edeceğimiz TÜBA ve TÜBİTAK ödülleri ile işte bunu yapmanın gayretindeyiz. İlmi çalışmaları ve çığır açıcı eserleri ile bilim dünyasına değerli katkılar sunan ülkemizin müreffeh yarınları adına gece gündüz çalışan tüm bilim insanlarımızı şahsım ve milletim adına tebrik ediyorum” dedi.
OMÜ Rektörü Prof. Dr. Yavuz Ünal da Doç. Dr. Cangül Keskin’i tebrik etti.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.